1
Bu, müşriklerden muahede ettiğiniz kimselere karşı Allah ve peygamberinin ilişiklerini kesmeleridir.
[1] Medine'de nazil olmuştur. Yüz yirmi dokuz âyettir. Bu sure-i celile'nin diğer surelerden farkı, başında Besmele-i Şerife'nin bulunmamasıdır. Tevbe sûresi harb hakkındadır. Besmele-i Şerife rahmet ve bağışlamak olduğu için bu sebepten dolayı terk edilmiştir.
2
Siz müşrikler yer yüzünde dört ay [²] emin olarak gezebilirsiniz. Biliniz ki siz Allah/ı âciz kılacak değilsiniz, Allah kâfirleri rüsvay eder.
[2] Şevval, Zilkade, Zilhicce, Muharrem aylarıdır. Veya Zilkadenin Rebiulevvelin onuna veya Zilhiccenin onundan Rebiulâhirin onuna kadardır. Bu kadar müddet vardır.
3
Bu, Allah/ın ve peygamberinin müşriklerden ilişiklerini kestiklerine dair Hacc-ı Ekber günü [³] Allah ve peygamberinin nâsa ilâm etmeleridir. Eğer siz küfürden ve gadirden tövbe ederseniz hakkınızda hayırlı olur, imandan yüz çevirirseniz bilin ki siz Allah/ı âciz kılacak değilsiniz, kâfir olanlara elim bir azap müjdele.
[3] Yani nahar yahut arife günü.
4
Meğer ki sizinle muahede ettikten sonra size karşı muahede şartlarından hiçbir şey eksiltmeyen, aleyhinize hiçbir kimseye muzaheret etmeyen müşrikler olabilir. Bunlar ile olan muahede ahkâmına müddetlerinin nihayetine kadar tamamen riayet edin. Çünkü Allah ahid şikenlikten sakınanları sever.
5
Haram aylar [⁴] geçti mi müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, tutun, hapsedin. Bütün gelip gidecek yolları tutun [⁵]. Eğer tövbe edip namazı dosdoğru kılarlar, zekâtlarını verirlerse onları salıverin. Nereye giderlerse gitsinler. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir.
[4] Mühlet bitti mi. [5] Yani etraf ve eknafe dağılmasınlar. Bu hüküm yalnız arap müşriklerine mahsustur. Kur'an'ı Mübînde bunlardan başka bir kavim hakkında katil emri yoktur.
6
Müşriklerden biri senden aman dilerse Allah/ın sözünü dinlemesi için ona aman ver. İslâma gelmeyip gitmek isterse iyice düşünebilmesi için onu emin olduğu mahalline gönder [⁶]. Bu da [⁷] onların nadan bir kavim oldukları içindir.
[6] Artık bu zamanda onlar hakkında ukubet yoktur. Fakat bundan sonra onlara hüccet kaim olmakla onlarla kıtal câiz olur. [7] Aman vermek, kavminin diyarına göndermek.
7
Müşriklerin Allah yanında, peygamberi yanında nasıl ahitleri olabilir? Mescid-i Haram yanında muahede ettikleriniz başka. Bunlar size doğruluk gösterdikçe siz de onlara doğruluk gösterin. Çünkü Allah ahit şikenlikten sakınanları sever.
8
Şâyet onlar galip gelselerdi hakkınızda ne karabete [¹] ne ahte riayetkâr olmayacak olanlarla nasıl ahit olabilir? Onlar sizi ağızlarıyle hoşnut ederler, yürekleri ise ondan çekinir. Onların pek çoğu da fâsıktır.
[1] Veya anda.
9
Onlar Allah/ın âyetlerini az bir paha ile satın aldılar, nâsı da Allah yolundan çevirdiler; ne çirkin şeyler yaptılar.
10
Onlar bir mü/min hakkında ne karabete, ne ahte riayetkâr olmazlar. İşte bunlar haddi aşan kimselerdir.
11
Eğer onlar küfürden dönerler de namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı da verirlerse artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Biz âyetleri, bilen bir cemaata tafsil ederiz.
12
Eğer ahitlerinden sonra andlarını bozarlar da dininizi dürtüşlerlerse [²] küfrün ele başılarıyle öldüresiye vuruşun. Çünkü onların and ve ahitleri yoktur. Böylece küfürden vaz geçmiş olabilir.
[2] Yani ahkâm-ı İslâmî ta'yip ederlerse.
13
Andlarını bozup peygamberi memleketten çıkarmaya tasaddi eden, daha evvel muhasamaya başlayan [³] bir cemaat ile öldüresiye vuruşmayacak mısınız? Onlardan korkuyor musunuz? Allah/tan korkmak elyaktır. Mü/min iseniz kıtali bırakmayın.
[3] Veya daha evvel ahdi bozmaya başlayan.
14
Onlarla mukatele edin ki Allah onları ellerinizle tâzip etsin, rüsvay etsin, onlara karşı size yardım etsin, onlardan cefa gören mü/minlerin sadırlarına şifa, kalbine ferah versin.
15
Onların yüreklerindeki gussayı da gidersin, Allah dilediğine tövbe nasip eder [¹]. Allah hakkıyle âlimdir, hakimdir.
[1] İslâma döndürür.
16
Allah içinizden cihat edip Allah/tan, peygamberinden, mü/minlerinden başka sırdaş edinmeyenleri ayırt [²] etmeksizin öyle bırakıldınız mı sandınız [³]. Allah işlediklerinizden haberdardır.
[2] Halis mü'min ile gayri halisi zahire çıkarmak için cihad eyle diye teklif olunur. Yoksa haddi zatında ayırt olunmuştur. [3] Cihad teklif olunmaksızın öyle bırakıldınız mı sandınız?
17
Müşriklerin kendi küfürlerine kendileri şahit olup dururlarken onlara, Allah/ın mescitlerini [⁴] mâmur kılmak [⁵] yaraşmaz. İşte onların amelleri beyhude olmuştur. Onlar ateşte daim kalacaklardır.
[4] Mescidi-i Haramı veya mescitlerden birini. [5] Merremet etmek, içine girmek, içinde oturmak.
18
Allah/ın mescitlerini yalnız Allah/a, âhiret gününe iman getirip namazı dosdoğru kılan, zekâtını veren, din babında ancak Allah/tan korkan kimse mâmur kılar. İşte bunlar yol bulanlardan olabilirler.
19
Hacılara su içirmeyi, Mescidi-i Haram/ı mâmur etmeyi; Allah/a, âhiret gününe inanıp Tanrı yolunda duruşan kimse gibi mi tuttunuz. Her ikisinin işleri Allah yanında bir olmaz. Allah zalimleri [⁶] hidayete erdirmez.
[6] Kâfirleri veya müşrikleri.
20
İman getirip hicret eden, Tanrı yolunda mallarıyle, canlarıyle vuruşan kimselerin Allah yanında mertebeleri pek büyüktür. İşte fevz ve necât bulanlar onlardır.
21
Rabbileri onlara kendi tarafından bağışlamayı, hoşnutluğu, daim duran halis bir nimeti havi Cennetleri müjdeler.
22
Onlar orada ebedî olarak kalırlar. Çünkü Allah yanında büyük bir mükâfat vardır.
23
Ey iman edenler! Babalarınızı ve biraderlerinizi, küfürü imandan üstün tutarlarsa yâr edinmeyin. İçinizden herkim onları yâr edinirse dostlukları maküs olmakla kendilerine zulüm etmiş olurlar.
24
Onlara de ki babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, zevceleriniz, aşiretleriniz, hısımlarınız, kazandığınız mallar, durgunluğundan korktuğunuz ticaret ikametinden hoşnut olduğunuz meskenler sizin için Tanrıdan, peygamberinden, Tanrı yolunda duruşmadan daha sevimli ise [¹] bekleyin, ta ki Allah emrini [²] getirmiş olsun. Allah fasıkları hidayete erdirmez.
[1] Bundan dolayı küffar ile ihtilât olunacaksa. [2] Azabını, veya feth-i Mekke'ye muntazır olun.
25
* Allah bir çok yerlerde [³], çok olmanızın hoşunuza gittiği Huneyn gününde size yardım etmiştir. İşte sizin çok olmanız sizden hiçbir şey savamadı. O yer geniş olmakla beraber yine size dar geldi. Nihayet arka çevirerek dönüp gittiniz.
[3] Savaş yerlerinde.
26
Bu hezimetten sonra Allah peygamberine, mü/minlere badi-i sükûnet olan rahmeti indirdi, görmediğiniz askerler indirdi, kâfir olanları azap ve hezimete uğrattı. Bu da kâfirlerin cezasıdır.
27
Bu azaptan sonra yine onlardan dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah gafurdur, rahimdir.
28
Ey iman edenler! Müşrikler necasetten ibarettir. Artık bu yıldan sonra [¹] Mescidi-i Haram/a yaklaşmasınlar. Eğer darlıktan korkarsanız [²] Allah dileyince inayetinden sizi yakında zengin kılar. Çünkü Allah hakkıyle âlimdir, hakimdir. [³]
[1] Dokuzuncu sene-i Hicriyesinden sonra. [2] Ticaretinizin durmasından. [3] Verdiği, vermediği hikmete uygundur.
29
Kitab/a mazhar olanlardan olup Allah/a ve âhiret gününe inanmayan, Allah/ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dini tutmayan kimselerle, boyun eğerek elleriyle cizye [⁴] verinceye kadar mukatele edin.
[4] Üzerlerinde takarrür eden vergi.
30
Yahudiler [⁵] «— Üzeyir Allah/ın oğludur» dediler, Hristiyanlar da «— Mesih, Allah/ın oğludur» dediler. Bu ise ağızlarında dolaşan asılsız sözlerdir ki bundan evvel kâfir olanların [⁶] sözüne benzetirler. Allah/tan bulsunlar, doğru yoldan nasıl yüz çeviriyorlar. [⁷]?
[5] Bâzı eski Yahudiler veya Medine'deki Yahudiler. [6] Melâike Allah'ın kızlarıdır diyenler gibi. [7] Veya nasıl yalan uyduruyorlar?
Sonraki 30 ayet →