1
Sana doyumluklardan [²] sorarlar. Onlara de ki doyumluklar Allah/ın ve peygamberindir [³]. Artık Allah/tan sakının, aranızı bulun, kâmil mü/min iseniz Allah/a, peygambere itaat edin.
[1] Medine'de nâzil olmuş yetmiş beş âyettir. [2] Ganimet mallarından. [3] Ona başkası karışmaz.
2
2, 3. Kâmil mü/minler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri hop hop atan, huzurlarında, Allah/ın âyetleri okunduğu zaman imanları artan, Rablerine mütevekkil olan, namazı dosdoğru kılan, bizim verdiğimiz rızıktan harceden kimselerdir.
3
2, 3. Kâmil mü/minler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri hop hop atan, huzurlarında, Allah/ın âyetleri okunduğu zaman imanları artan, Rablerine mütevekkil olan, namazı dosdoğru kılan, bizim verdiğimiz rızıktan harceden kimselerdir.
4
İşte tastamam mü/min olanlar onlardır. Onların Rableri yanında mertebeleri, yarlıganmaları (bağışlanmaları), iyi [⁴] rızıkları vardır.
[4] Kazanma derdi, elden gitme acısı, başa kakma yoktur.
5
Nitekim [⁵] mü/minlerin bir fırkası hoşlanmamışlarken Rabbin seni hak uğrunda evinden [⁶] çıkarmıştı.
[5] İlk doyumluk olan Bedir doyumluklarında Eshab-ı Güzin ihtilâf etmişlerdi. Nazm-ı Celil ile doyumluklar hususu peygamberimize bırakılmış, peygamberimiz de doyumlukları müsavat üzere taksim etmişlerdi. Bundan nasıl hoşlanmadılarsa kuvvetli düşman karşısında harb etmekten de hoşlanmamışlardı. [6] Seni evinden veya Medine'den çıkarmıştı veya vahiy ile seni çıkarmıştı.
6
Hak [⁷] belli olduktan sonra hak uğrunda sanki baka baka ölüme sevk olunuyorlarmış gibi seninle cidale kalkışıyorlar [⁸].
[7] Cihad, Bedir'de kıtal. [8] Yani hüccete karşı diğer bir hüccet getiriyorlar.
7
Hani Allah iki güruhtan [⁹] birinin sizin olacağını [¹⁰] vaadetmişti. Siz ise kuvvetsiz ve silâhsız olan kafileyi arzu etmiştiniz. Allah da sözleriyle [¹¹] hakkı yerine getirmek, kâfirlerin kökünü kırmak ister.
[9] Şam'dan gelen kafile ile Mekke'den kalkan Kureyş askeri. [10] Bunlardan birine muzaffer olacağınızı. [11] Bu bapta indirdiği Âyet-i Kerîme ile.
8
Günahkâr olan müşrikler istemeseler de hak olan İslâmî sabit, bâtıl olan şirki bâtıl kılacak.
9
Hani Rabbinizden medet istemiştiniz. O da ben size birbirinin ardınca [¹] bin melek ile imdat ediyorum diye duanızı kabul etmişti.
[1] Veya arkanızda hazır olmak üzere.
10
Allah bunu ancak müjde olsun ve kalplerinize onunla itminan gelmesi için yapmıştı. Yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah galib-i yektadır, hakimdir.
11
Hani O, tarafından bir emniyet alâmeti olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini [²] gidermek, kalplerinizi bağlamak [³], sabit kadem etmek için gökten size yağmur yağdırmıştır [⁴] .
[2] Veya aptessizliği. [3] Lûtf-u Bâriye ümitvar olmak; yakın, sabır vermek. [4] Yağmur İle seyr ve harekete kolaylık geldi, kalplerindeki vesvese-i şeytaniye de kalmadı.
12
Hani Rabbin meleklere vahiy etmişti: Ben sizin ile beraberim, mü/min olanları sabit kadem kılın [⁵], ben kâfir olanların kalplerine korku düşüreceğim [⁶]. Artık onların boyunlarına [⁷] vuran, onların her bir parmağına da [⁸] vurun.
[5] Veya kalplerini takviye edin. [6] Bunu tepşir edin. [7] Veya boyunlarının yukarısına, başlarına. [8] Ellerinin ayaklarının etraflarına kılıcı çalın; ellerini, ayaklarını kesin ki bir daha kılıç tutamasınlar.
13
Bu hal onların Allah/a, peygamberine hilâfgirlikte bulunmalarından dolayıdır. Herkim Allah/a, peygamberine hilâfgirlikte bulunursa Allah/ın onlara ukubeti şiddetli olur.
14
Kâfirler! Şimdiki azabınızı tatın, kâfirler için âhirette ateş azabı vardır.
15
Ey iman edenler! Kâfir olanlara toplu bir halde kavuşunca onlara arka çevirmeyin.
16
Herkim tekrar kıtal için bir tarafa çekilmeksizin, veya diğer bir fırkaya ulaşmaksızın öyle bir günde onlara arka çevirirse, Allah/ın gazabına uğrar. Onun yurdu Cehennemdir. O, ne kötü uğraktır.
17
Onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Bir avuç toprak atan sen değildin. Fakat onu atan Allah idi. Bu da Allah/ın, bir lûtfu olarak mü/minleri iyi bir deneme ile denemesi içindi. Çünkü Allah semi/dir, hakkıyle âlimdir.
18
Bu böyledir, Allah kâfirlerin kötü hilesini gevşetir.
19
Müşrikler! Siz, fetih ve zafer isterseniz işte size fetih ve zafer gelmiştir. Küfür ve harbten vaz geçerseniz o, sizin hakkınızda hayırlı olur. Eğer muharebeye dönerseniz biz de döneriz. Cemaatiniz çok olsa da yine asla size yaramaz. Çünkü Allah mü/minlerle beraberdir.
20
Ey iman edenler! Allah/a, peygamberine ita/at edin. Siz Kur/an/ı işitmişken ondan yüz çevirmeyin.
21
İşitmeyip tasdik etmediklerini «— İşittik, tasdik [¹] ettik» diyen münafıklar ve müşrikler gibi olmayın.
[1] Allah kalplerdeki ahvale muttalidir. Ahval-i kulüpte dilediği gibi mutasarrıftır.
22
Allah yanında yer yüzünde yürüyen hayvanların en kötüsü hak işitmeyen sağır, hak demeyen dilsiz olup hakkı taakkul etmeyenlerdir.
23
Allah ezelden haklarında bir hayır bilmiş olsaydı elbette onlara hak sözü işittirirdi. Faraza işittirse bile yine yüz çevirirlerdi. Onlar dönek kimselerdir.
24
Ey iman edenler! Peygamber sizi ebedî dirlik için dâvet ettiği zaman Allah/ın, peygamberin dâvetini kabul edin. Biliniz ki Allah kişi ile kalbi arasına girer siz onun tarafına toplanacaksınız.
25
İçinizden yalnız zalimlere erişmeyecek olan fitne ve belâdan sakının; biliniz ki Allah/ın ukubeti şiddetlidir.
26
Muhacirler! o zamanı yâdedin ki siz yer yüzünde az idiniz, âciz idiniz, halkın sizi kapmasından [¹] korkardınız. Allah, şükredesiniz diye size yer verdi, sizi nusretiyle te/yit buyurdu, size pâk olanlardan rızk verdi [²].
[1] Mekke'de alelâcele yakalanmaktan. [2] Yani Medine'de yer verdi. Bedir'de muzaffer kıldı, ganaim de verdi.
27
Ey iman edenler! Bile bile Allah/a, peygambere ve aranızdaki emanetlere hiyanet etmeyin.
28
Biliniz ki mallarınız, çocuklarınız fitneden başka birşey değildir [³]. Allah yanında ise büyük bir mükâfat vardır.
[3] Günaha duçar olmanıza sebeptir.
29
Ey iman edenler! Allah/tan sakınırsanız O, size hayır ve şerri ayırır bir nur [⁴] verir. Kötülüklerinizi örter, sizi de yarlığar. Allah büyük bir inayet sahibidir.
[4] Yahut korktuğunuz hususlardan kurtulma çaresini gösterir.
30
Hani kâfir olanlar seni hapsetmek [⁵] veya öldürmek veya Mekke/den çıkarmak için hakkında Darünnedve/de mekr ve hilede bulunmuşlardı. Onlar mekr ve hile ederler. Allah da mekirlerine mukabelede bulunur. Allah mekr ve tedbirde bulunanların hayırlısıdır [⁶].
[5] Veya elini, kolunu bağlamak. [6] Tedbirde en kuvvetlisi, tesiri en şiddetli olanıdır.
Sonraki 30 ayet →