1
1, 2. De ki bana vahiyle bildirildi ki birkaç peri Kur/an okuduğuma kulak verip avdetlerinde şöyle dediler: Hakka götürür çok hoş [²], bir Kur/an işittik, O/na iman ettik, bundan böyle Rabbimize hiçbir ferdi şerik koşmayacağız.»;
[1] Mekke'de nâzil olmuş (28) âyettir. [2] Harikulâde, insan sözüne benzemez, örneksiz, emsalsiz.
2
1, 2. De ki bana vahiyle bildirildi ki birkaç peri Kur/an okuduğuma kulak verip avdetlerinde şöyle dediler: Hakka götürür çok hoş [²], bir Kur/an işittik, O/na iman ettik, bundan böyle Rabbimize hiçbir ferdi şerik koşmayacağız.»;
[1] Mekke'de nâzil olmuş (28) âyettir. [2] Harikulâde, insan sözüne benzemez, örneksiz, emsalsiz.
3
«— Rabbimizin büyüklüğü bütün mahlûkattan yücedir. O, zevce, çoluk çocuk edinmemiştir.»;
4
Halbuki «— Bizim avanağımız Allah hakkında ileri geri sözler söylüyordu»;
5
«— Biz insanlardan, perilerden hiçbir kimse Allah namına yalan söz söyleyemeyecek, zannediyordun da onlara uymuştun.»;
6
«— İnsanlardan bazı kişiler perilerden bazı kişilere sığınıyorlardı [³]. Bu sebeple bunlar perilerin cür/etlerini, azgınlıklarını artırıyorlardı.»;
[3] Arap âdeti üzere söylenmiştir.
7
«— Sizin zannettiğiniz gibi insanlar da Allah kimseyi tekrar diriltmeyecek zannetmişlerdi [⁴]»;
[4] Yahut periler, siz kâfirlerin zannettikleri gibi zannetmişlerdi. Bu halde bu, ve evvelki âyet vahiy cümlesinden olur.
8
«— Biz göğü yokladık, onu sert bekçiler ve ateş şu/leleriyle dolu bulduk» [⁵];
[5] Veya şirkte yücelik, büyüklük istediğimizde vahdet oklarıyle dolu bulduk. Artık şirkten kaçmak lâzım geliyor.
9
«— Biz hurafat işitmek üzere kulak vermek için orada duracak yerler buluyorduk. Her kim şirke kulak vermek isterse kendisini gözetler bir ateş şulesi bulur [⁶]»;
[6] Veya İslâmın nuru ve şu'Iesi onu yakıp helak eder.
10
«— Bilmiyoruz ki bu yolda gözetilmekle acaba yerde olan insanlara fenalık mı istendi? Yoksa Rableri onlara doğruluk ve iyilik mi istedi [⁷]?»;
[7] Biset-i Muhammediye'den dolayı halk inanmayacak da helak mi olacaklardır? Yoksa iman edip salâha mı nâil olacaklardır, bilemeyiz.
11
«— Aramızda salihler de vardır, onlardan başka, olanlar da vardır. Biz ayrı ayrı yollar tutmuşuz»;
12
«— Anladık ki yeryüzünde bulunsak da, göğe kaçsak da Allah/ı asla âciz kılamayacağız»;
13
«— Biz, rehber olan Kur/an/ı işittiğimiz zaman O/na iman ettik. Her kim Rabbine iman ederse ne ecrinin eksik olmasından, ne de gadre uğramasından korkmaz».
14
«— Bizden Müslümanlar da vardır; yoldan çıkmış olanlar da vardır, Müslüman olanlar, doğru yolu araştıranlardır»;
15
«— Yoldan çıkmış olanlara gelince onlar Cehenneme odun olacaklardır».
16
Yine bana vahiy olundu ki «— Eğer onlar doğru yolda sabit kalsalar biz onlara bol su içirirdik [¹],
[1] Yâni bu kâfirler veya yoldan çıkmış olan cinler imana gelselerdi onlara bolluk ve saadet verirdik.
17
Böylece onları bu hususta imtihana çekeceğiz. Her kim Rabbini anmadan yüz çevirirse Rabbi onu takati tak edecek azaba sokar»:
18
«— Secde yerleri Allah/a mahsustur. Artık oralarda Allah/la beraber hiçbir kimseye ibadet etmeyiniz»;
19
«— Allah/ın kulu Muhammed, Allah/a ibadet etmek için namaza kalktığı zaman onun etrafında hemen keçe gibi sımsıkı oluyorlardı» [²].
[2] Periler Kur'an'ı işitmek için etrafında kesif bir izdiham teşkil ediyorlardı. Veya müşrikler ona fenalıkta bulunmak için birbirinin üzerine yığılıyorlardı.
20
De ki, ben ancak Rabbime ibadet ederim. Hiçbir kimseyi O/na şerik koşmam.
21
De ki, ben sizin için ne zarara, ne de menfaat ve hayra mâlik değilim.
22
De ki, ben Allah/a karşı gelirsem hiçbir kimse, beni Allah/ın azabından kurtaramaz, ben O/ndan başka sığınacak yer de bulamam.
23
Allah tarafından olan tebliğden ve benimle gönderdiği haberlerden başka elimden bir şey gelmez. Her kim Allah/a ve peygamberine karşı gelirse onun cezası ebedî kalmak üzere Cehennem ateşi olacaktır.
24
Onlar seni pek zayıf, yardımcısız görürler. Nihayet vaadolundukları Bedir azabını gördükleri zaman yardımcısı gayet zayıf ve adedi pek az olanın kim olduğunu anlayacaklar.
25
De ki, size mev/ut olan azap zamanı yakın mıdır? Yoksa Rabbim onu uzun bir zaman geciktirir mi? Bilemiyorum.
26
Gaybi bilen O/dur. O, gaybine kimseyi muttali etmez.
27
Beğendiği peygamber başka. Beğendiği peygamberin önünde ve arkasında gözetici yasakçılar bulundurur.
28
Şunun için ki o, Rablerinin gönderdikleri haberleri tebliğ ettiklerini bilsin [³]. Allah onların her halini ilmiyle kuşatmış, her şeyin sayısını saymıştır.
[3] Peygamber, enbiya-yi sâlifenin Allah'ın kendileriyle gönderdiği emirlerini tebliğ ettiklerini bilsin.