1
Biz Nûh/u, kavmine acıklı azap gelmeden evvel azapla korkut, diye, kavmine gönderdik.
[3] Mekke'de nâzil olmuş (28) âyettir.
2
Nûh onlara şöyle dedi: Ey kavmim! Ben, sizin için açık söyler ve azapla korkutur bir peygamberim.
3
Allah/a ibadet edin, O/ndan sakının, bana da itaat eyleyin ki,
4
Allah günahlarınızı yarlıgasın. Sizi muayyen bir vakte kadar hayatta bıraksın. Allah/ın takdir ettiği o muayyen zaman, gelince geriye kalmaz, bilseydiniz iman ederdiniz.
5
Nûh ümidini kesince dedi ki Yâ Rab! Ben kavmimi gece gündüz dâvet ettim.
6
Fakat davetim, imandan kaçmalarını artırmadan başka bir şeye yaramadı.
7
Ben her ne zaman onları senin yarlıgaman için dâvet ettimse dâvetimi işitmemek için kulaklarını parmaklarıyle tıkadılar, beni görmemek için elbiselerine büründüler. Küfür ve masiyetlerınde ayak dirediler. Ve bana tâbi olmayı asla kibirlerine yediremediler.
8
Sonra onları yüksek sesle dâvet ettim,
9
Yine [⁴] tekrar alenen dâvette bulundum, onlara gizli gizli olarak da söyledim [⁵].
[4] Yahut her mecliste, her dernekte dâvet ettim. [5] Yâni her türlü dâvete başvurdum.
10
Onlara dedim ki: Rabbinizden yarlıganmak dileyin, çünkü O/nun yarlıgaması pek çoktur.
11
Böylece size peyderpey yağmurlar göndersin.
12
Size mal, çoluk, çocuk vererek nimetini artırsın. Size bağlar versin, size ırmaklar akıtsın.
13
Size ne oluyor ki Allah/ın size vakarlı kılmasını ümit etmiyorsunuz [¹].
[1] Yâni iman ederek Allah yanında vekarlı olmanızı emel edinmiyorsunuz. Yahut Allah'ın azametine itikat etmiyorsunuz.
14
Halbuki O sizi türlü türlü hallerde yarattı [²].
[2] Yâni evvelâ dökülmüş su, sonra kan pıhtısı , sonra da bir parça et şekillerinde yarattı.
15
Görmüyor musunuz ki Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?
16
Orada ay/ı ışık, güneşi de çırağ kılmıştır.
17
Allah sizi yerden ot gibi bitirmiştir [³].
[3] Her şeyi topraktan bitiren Allah sizi de topraktan bitirdi.
18
Sonra sizi yine yere döndürecek, kıyamette ondan her halde sizi çıkaracak.
19
Allah yeri sizin için döşek yaptı ki
20
Onun geniş yollarında yürüyesiniz.
21
Nuh dedi ki: Yâ Rab! Bana karşı geldiler. Malları ve çoluk çocukları ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramayan kimselere [⁴] tâbi oldular,
[4] Zenginlere, kodamanlara.
22
Bunlar da bana büyük, pek büyük mekr ve gadirde bulundular;
23
Ve onlara «— Sakın mâbutlarınıza ibadeti terketmeyin, hususan «Vüd, Süva/ Yegus, Yeûk ve Nesr» namındaki putlarınızı [⁵] bırakmayın» dediler.
[5] Bu putlar sonra Araplara geçti.
24
Bunlar çok kimseleri yoldan çıkardılar. (İlâhi!) Zalimlere sapıklıktan başka bir şey artırma.
25
Bunlar, günahları sebebiyle suda boğulup hemen ateşe [⁶] sokuldular. Kendilerini Allah azabından kurtaracak yardımcı da bulamadılar.
[6] Azaba uğradılar.
26
Nûh dedi ki: Yâ Rab! Kâfirlerden yeryüzünde dolaşır hiçbir kimse bırakma.
27
Çünkü sen onları bırakırsan mü/min kullarını yoldan çıkarırlar. Ancak masiyete ve küfüre dadanmış evlât doğururlar [⁷].
[7] Onların nesli yine kendileri gibi azgın, nankör olur.
28
Yâ Rab! Beni, babamı ve anamı, mü/min oldukları halde evime [⁸] girenleri, gelecek erkek ve kadın mü/minleri yarlığa. Zalimlerin helâklerinden başka bir şeyi artırma.
[8] Ya mescidime veya gemime.