1
Mü/minler! Benim düşmanımı da, sizin düşmanınızı da dost edinmeyin. Onlara dostluk gösteriyorsunuz [²], halbuki onlar size gelen hak dinî tanımadılar. Rabbiniz Allah/a iman ettiğiniz için peygamberi, sizi Mekke/den çıkarıyorlardı. Eğer diyarınızdan, benim yolumda duruşup hoşnutluğumu elde etmek uğrunda çıkmışsanız onları dost tutmayın. Onlara gizlice muhabbet gösteriyorsunuz. Halbuki sizin gizlediğiniz muhabbeti, açık gösterdiğiniz imanı, her şeyi herkesten iyi bilirim. Sizden her kim bir daha bunu yaparsa doğru yolu bitirmiş olur.
[1] Medine'de nazil olmuş, 13 âyettir. [2] Veya muhabbetten dolayı onlara peygamberin haberlerini bildiriyorsunuz.
2
Onlar, sizi ele geçirseler size düşman olacaklar, ellerini ve dillerini size fenalıkla uzatacaklar [³] ve kâfir olmanızı temenni edeceklerdir.
[3] Sizi Öldürmeye, dövmeye, kötü sözlerle incitmeye kalkışacaklar.
3
Muhabbet gösterdiğiniz hısımlarınızın ve çoluk çocuğunuzun size hiçbir faydası olmaz. Kıyamet gününde Allah onlarla aranızı ayıracaktır. Allah yaptıklarınızı görür.
4
İbrahim ve onunla beraber olanlar size güzel bir örnektir [⁴]. Hani onlar kavimlerine demişlerdi: «— Bizim, sizinle ve Allah/ı bırakarak ibadet ettikleriniz putlarınızla ilişiğimiz yoktur, sizin dininizi tanımıyoruz; sizinle aramızda bir tek Allah/a iman edinceye kadar ebediyen adavet şiddetli bir nefret [⁵] aşikâr olmuştur [⁶]. İbrahim/in, babasına «— Senin için yarlıganmak dileyeceğim, hakkında Allah/tan hiçbir şeye mâlik değilim [⁷]» demesi başka [⁸]. Onlar şöyle demişlerdi: «— Ey Rabbimiz! Sana güvendik; sana döndük ve âhirette dönüş yine sanadır»:
[4] Yahut sizin için güzel uyulacak zevattır. [5] Ham ef'alde, hem kulüpte ayrılık, gayrılık vardır. [6] Yâni siz de böyle deyin. [7] İman etmezsen Allah'tan gelecek bir şeyi, bir ukubeti defetmek elimde değildir. [8] Yâni bu istiğfarda Hazret i İbrahim'e uymak yoktur.
5
«— Ey Rabbimiz! Bizi kâfirlere el altı etme [⁹], bizi yarlığa, ey Rabbimiz! Yegâne galip sensin, hâkim sensin» [¹⁰].
[9] Yâni bizi bâtıl zannedip üzerimize musallat olmasınlar. Bâtıla vesile olmak için bizi kâfirlerin eline düşürme. [10] Siz de böyle deyin.Yahut doğrudan doğruya mü'minlere emirdir.
6
* Sizin için, Allah/ın rahmetine ve âhiret gününe kavuşmayı ümit [¹] edenler için onlar [²] güzel bir örnektir. Her kim bundan yüz çevirirse vebali onadır; çünkü Allah her şeyden müstağnidir, ef/alinde övülmüştür.
[1] Yahut Allah'tan ve âhiret azabından korkanlar için. [2] İbrahim ve ona uyanlar.
7
Olabilir ki Allah sizinle adavet ettiğiniz o kimseler [³] arasında muhabbet peyda eder [⁴]. Allah hakkıyle kaadirdir. Allah onların geçmişlerini yarlıgayan, bağışlayandır.
[3] Mekke müşrikleri. [4] Onları imana getirir de size dost olurlar.
8
Allah din uğrunda sizinle vuruşmayan, sizi diyarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve insafla muamele etmenizi yasaklamaz. Çünkü Allah insaf edenleri sever.
9
Allah, ancak sizinle din uğrunda vuruşan ve sizi diyarınızdan çıkaran, çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmanızı size yasak eder. Her kim onlara dost olursa işte onlar kendilerine zulmetmiş olurlar.
10
Mü/minler! Mü/min kadınlar size muhaceretle gelirlerse onları, sınayın [⁵]. Allah onların imanlarını herkesten iyi bilir. Onların imana geldiklerini anlarsanız artık onları kâfirler tarafına döndürmeyin; ne bu kadınlar onlara [⁶], ne onlar bu kadınlara helâl olmaz. Onlara harcettiklerini verin [⁷], mehirlerini kendilerine [⁸] verdiğiniz takdirde onları nikâh etmenizde sizin için bir beis yoktur. Kâfir kadınları nikâhınız altında tutmayın, onlara verdiğiniz mehri onları tezevvüç edenlerden isteyin. Onlar dahi mü/minlere iltihak eden zevcelerine verdiklerini onlarla izdivaç eden mü/minlerden istesinler. Allah/ın hükmü budur. Allah aranızda bu suretle hükmeder. Allah hakkıyle âlimdir, hâkimdir.
[5] Hakikaten iman edip etmediklerini anlamak için onlara zevcelerimize dargın olup gelmedik veya başka bir garezimiz yoktur diye yemin verdirin. [6] Kâfir olan kocalarına. [7] Kâfirlerin mü'min olan kadınlara verdikleri mehri o kâfirlere geri verin. [8] Mü'min olarak gelen kadınlara.
11
Şâyet zevcelerinizden biri dinden dönerek kâfirlere gider de mehrini alamazsanız siz de akıbeti kazanırsınız [⁹] zevceleri kâfirlere giden o kimselere ganimet malından harcettikleri mehir kadar verin. İman ettiğiniz Allah/tan sakının [¹⁰].
[9] Yâni zaferyap olursanız veya gaza ile takip edip ganimet alırsanız. [10] Âvet-i ûlâ mucibince mü'minler, hicret eden kadınların müşrik zevcelerine mehirlerinden zimmetlerine, geçeni verdikleri halde dinden dönüp de müşriklere iltihak eden kadınların mehirlerini müşrikler mü'minlere vermediğinden dolayı bu âyet-i kerîme nâzil olmuştur. Müşriklere iltihak eden mürtedler altı taneydi. Onların mehirleri ganimetten alınıp kocalarına verildi.
12
Ey Peygamber! Mü/min kadınlar Allah/a hiçbir şerik koşmamak, hırsızlık etmemek, zinada bulunmamak, çocuklarını öldürmemek [¹] elleri ve ayakları arasına bırakmak, doğurmak hususunda erlerine iftira atmamak, hiçbir güzel işte sana âsi olmamak üzere sana bi/at etmeye geldiklerinde onlardan bu şartlar üzere bi/at al, onlar için Allah/tan yarlıganmak dile. Çünkü Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
[1] Diri diri gömmemek.
13
Mü/minler! Allah/ın hışmına uğramış olan kimselerle dostluk etmeyin, mezara giren kâfirlerin ümitsizliğe düştükleri gibi onlar da Âhiretin felahından nevmittirler [²].
[2] Veya kâfirler mezara girenlerden me'yus oldukları gibi âhirette de me'yus olmuşlardır.