1
Allah kocası hakkında sana müracaat ve Allah/a arz-ı şikâyet eden kadının sözlerini işitmiştir [²]. Allah, karşılıklı sözlerinizi işitir, çünkü Allah her şeyi işitir ve görür.
[1] Medine'de nâzil olmuş 22 âyettir. [2] Yâni duasını kabul etmiştir.
2
İçinizden karılarınıza zıhâr edenlerin kadınları hakikatte onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Onlar münasebetsiz ve yalan söz söylerler. Allah vaz geçen, yarlıgayandır [³].
[3] Zihâr'dan tövbe edenlerden vazgeçer, kefaretle günahlarını yarlıgar.
3
Kadınlarına zıhâr edip sonra sözlerinden dönenler, karılarına yakınlık etmeden evvel bir kul azat etsinler, işte bu bir daha böyle bir boş söz söylememek için size bir öğüttür, Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
4
Her kim kul bulamazsa [⁴] karısına yakınlık etmeden evvel birbiri ardınca iki ay oruç tutsun, buna da gücü yetmezse altmış yoksulu doyursun. Bu beyan olunan ahkâm Allah/a ve peygamberine inanıp alıştığınız cahiliyet âdetlerini bırakmak, meşru olan ahkâmı bilmeniz içindir. Bunlar Tanrı/nın hudut ve ahkâmıdır, kâfirler için acıklı bir azap vardır.
[4] Veya kul azadına kaadir olamazsa.
5
Allah/ı ve peygamberini düşman tutanlar yok mu, daha evvel gelenler nasıl rezil [⁵] edildilerse onlar da öylece rezil olacaklar. Biz peygamberin gerçek olduğuna delâlet eden aşikâr mûcizeler indirdik. Bunları tanımayanlar için kendilerini rüsvay edici azap vardır.
[5] Veya helâk oldularsa - yalnız bırakıldılarsa.
6
Bir gün gelecek ki o gün, Allah insanların hepsini diriltecek, işledikleri ef/ali onlara haber verecek. Allah onların işlediklerini saymış, hiçbirini atlamamış, onlarsa O/nu, unutmuşlardır. Allah her şey üzerine hakkıyle şahittir.
7
Görmüyor musun ki Allah göklerde ve yerde olan her şeyi bilir, üç kişi gizli konuşmaz ki dördüncüleri Allah/ın kendisi olmasın. Beş kişi gizli konuşmaz ki akıncıları kendisi olmasın, bundan daha az olsun, daha çok olsun, nerede olurlarsa olsun, Allah onlarla beraberdir. Sonra Allah, yaptıklarını kıyamet gününde onlara haber verecek. Çünkü Allah her şeyi hakkıyle bilir.
8
Görmüyor musun ki birleşip gizli konuşmadan nehyolunduktan [¹] sonra yine nehyolundukları şeye dönüp günahkârlığa, düşmanlığa, peygambere kaşı gelmeye ait hususatta gizli konuşurlar. Bunlar yanına geldikleri zaman Allah/ın sana vermediği selâmla selâm verirler [²]. Kendi kendilerine «— Bu dediklerimizle Allah bize azap etmeyecek miydi?» [³] derler. Onlara girecekleri Cehennem elverir. Orası ne fena uğraktır!
[1] Müslümanlara eza vermek için Yahudiler ve münafıklar birbirleriyle gizli konuşurlardı. Bu hal menolunmuşken yine gizli konuşmada devam ederlerdi. [2] (Esselâmü a'leyk - Sana Allah selâmet versin) yerinde (Essâmü a'leyk - Allah sana ölüm versin) derler. [3] «O, gerçek peygamber olaydı bu sözlerimizden dolayı biz, herhalde bir azaba uğrardık».
9
Mü/minler! Birbirimizle gizli konuşacağınız [⁴] vakit günahkârlığa, düşmanlığa ve peygambere karşı gelmeye ait konuşmayın. Belki iyilik ve sakınma hakkında konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah/tan sakının.
[4] Birbirinize danışacağınız.
10
Günahkârlığa düşmanlığa bais olan gizli konuşma, Şeytanın ilkaatı eseridir [⁵]. Bu da mü/minleri üzmek içindir. Allah/ın izni ve iradesi olmadan o, [⁶] mü/minlere hiçbir zarar verecek değildir. Artık mü/minler Allah/a güvensinler.
[5] Veya nefs-i emarenin vesvesesinden ileri gelir. Çünkü iki kişi bir mecliste gizli konuşsa üçüncüsü üzülür. [6] Nefs-i emare veya Şeytan veya gizli konuşma.
11
Mü/minler! Size, bir mecliste yer verin denildiği zaman yer verin ki Allah size genişlik versin, bunun gibi «kalkın» [⁷] denildiği zaman da kalkın. Allah içinizden iman getirenlerin ve bilhassa ilme nâil olanların derecelerini yükseltir, Allah bütün âmalinizden haberdardır.
[7] Kardeşlerinize yer vermek için, namaz, cihat gibi hayır işler için.
12
Mü/minler! Peygamberle gizlice konuşacağınız zaman konuşmanızdan evvel sadaka veriniz, bu tasadduk sizin için daha hayırlı ve daha paktır. Sadaka bulamazsanız bir beis yoktur. Çünkü Allah yarlıgayan ve bağışlayandır.
13
Gizli konuşmadan evvel sadaka vermekten fakir düşeceğiniz diye mi telâş ettiniz? Çünkü emrolunanı işlemediniz. Allah, bu özürünüzü kabul etti, yapmamanıza müsaade etti. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah/a ve peygamberine itaat edin. Allah yaptığınızdan haberdardır.
14
Allah/ın hışmına uğrayan kimseleri dost edinenlere bakmıyor musun? [¹] Bunlar ne sizdendirler, ne onlardan. Bile bile Müslümanız diye, yalan yere yemin ederler.
[1] Münafıklar Yahudileri dost tutup onlara Müslümanların gizli emirlerini haber verirlerdi.
15
Allah onlar için şiddetli azap hazırlamıştır. Çünkü onların işledikleri ameller ne kötüydü!
16
Onlar, Müslümanız diye ettikleri antları mal ve canlarına kalkan edindiler de halkı Allah yolundan çevirdiler. Onlar için rüsvay edici bir azap vardır.
17
Onların ne malları ve ne de çoluk çocukları Allah/ın azabından asla bir şey savamaz. İşte onlar ateşliktir. Orada devamlı kalacaklardır.
18
Tanrı/nın cümlesini dirilttiği gün, onlar size nasıl yalan yere yemin ettilerse O/nun huzurunda da öyle yemin edecekler ve bu yeminle âhirette bir şey kazanırız sanırlar. Haberiniz olsun ki onlar dünya ve âhirette kızıl yalancıdırlar.
19
Şeytan onların üzerine basıp Allah/ı anmayı onlara unutturmuştur. İşte onlar, Şeytanın adamları ve askerleridir. Haberiniz olsun ki ziyankârlar, Şeytanın adamları olan münafıklardır.
20
Çünkü Allah ve peygamberini düşman tutanlar, en zelil kimseler katarındadırlar [²].
[2] Yahut en zelil kimselerle beraber Cehennemin en aşağı derekelerindedirler.
21
Allah, Levh-i Mahfuz/da «— Ben ve peygamberlerim herhalde galip olacağız» diye yazmıştır [³]. Allah kuvvetlidir, yegâne galiptir [⁴].
[3] Seyf ile veya hüccetle yahut böyle hükmetmiştir, yemin makamındadır. [4] Artık düşman tutmak münafıklara ne fayda verir!
22
Allah/a ve âhiret gününe iman edenlerin babaları veya oğulları [¹] veya kardeşleri [²] veyahut soyu, sopu, aşiretleri [³] olsa da yine Allah/ı ve peygamberini düşman tutanlara dostluk ettiğini göremezsin. Onlar öyle kimselerdir ki Allah, onların kalblerine imanı yerleştirmiş, onları kendi tarafından bir ruh [⁴] ile te/yit buyurmuştur. Onları ağaçları altından ırmaklar akar uçmaklara, devamlı kalmak üzere sokacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da Allah/tan hoşnut olmuşlar. İşte onlar Allah/ın askerleri ve adamlarıdır. Haberiniz olsun ki umduklarına erecekler, Allah/ın askerleri ve adamlarıdır.
[1] Ebu Bekir Sıddîk gibi Bedir'de oğlu Abdurrahman'a karşı çıkmak istemişti. [2] Mu'sap bini Umeyr gibi ki Uhut'ta kardeşi Ubeyd ibni Umeyr'ı öldürmüştü. [3] Ömerülfaruk gibi ki dayısı Asım bin Hişam'ı öldürmüştü. Bunun gibi Hamza, Aliyyülmürteza ve Ubeydet de Bedir'de amcazadeleri olan Utebe, Şeybe Velit bin Uteybe'yi öldürmüşlerdi. [4] Kalb nuru, iman, Kur'an, burhanlar, nusratlar.