1
Kıyamet yaklaştı, ay yarıldı [⁸].
[7] Mekke'de nâzil olmuş 55 âyettir. [8] Yâni iş apaşikâr oldu veya ay kıyamette yarılacaktır. Meşhur olan mânâya göre ay mûcize olmak üzere fiilen yarılmıştır.
2
Onlar bir mûcize görecek olsalar onu düşünmeden vaz geçip «— Bu, devamlı gösterilen [⁹] bir büyücülüktür» derler.
[9] Veya yaman, kuvvetli, bir düziye.
3
Onlar peygamberi yalancı sayıp heveslerine uydular. Her bir iş kararlaşmıştır [¹⁰].
[10] Bu meyanda peygamberin işi de nihayete kadar varacak, hakikat gün gibi aşikâr olacak.
4
* Onlara, Kur/an/da gelip geçenlerin öyle haberleri geldi ki onları masiyetten ve inattan vaz geçirmeye kâfiydi.
5
Kur/an nihayete ermiş bir hikmettir [¹¹]. Ona inanmayınca onlara azapla korkutmaların [¹²] ne faydası olur?
[11] Veya Kur'an'ın haberleri.. Onda asla halel yoktur. [12] Veya korkutan peygamberlerin.
6
Artık onlardan çekil, dâvetçinin, hoşlanılmayan bir şeye, azaba dâvet edeceği günü bekle.
7
O gün, korkularından gözleri kararmış bir halde, nereye gideceklerini şaşırmış, öteye beriye dağılmış çekirge gibi kabirlerinden çıkacaklar,
8
Dâvetçiye doğru boyunlarını uzatarak [¹] koşacaklar, kâfirler «— Bu ne çetin gündür!» diyecekler.
[1] Veya bakarak.
9
Bunlardan evvel Nuh kavmi de peygamberleri yalancı saymışlar, kulumuz Nuh/u yalana çıkarmışlar [²], «— O, divanedir» demişlerdi de Nuh davetten vaz geçirilmişti [³].
[2] Yahut Nuh kavmi peygamberleri yalancı sayıyorlardı. İşte bu meyanda kulumuz Nuh'u da yalancı saydılar. [3] Yahut onlar, «Nuh cin çarpmış bir divanedir» demişlerdi.
10
Bunun üzerine Nuh Rabbine «— Ben kavmim arasında yenildim. Artık onlardan öç al» diye dua etti.
11
Biz de duasını kabul ettik, gök kapılarını açtık, şarıl şarıl sular akıttık [⁴],
[4] Yâni bardaktan boşanırcasına çok yağmur yağdırdık.
12
Yeri yarıp pınarlar fışkırttık, artık takdir olunan bir iş için sular birbirine kavuştu [⁵].
[5] Boğulmaları için gökten yağan yağmurla yerden fışkıran sular birleşti, etraf su içinde kaldı.
13
Nuh/u tahtadan yapılmış, mıh çakılmış gemiye yüklettik.
14
Gemi gözümüzün önünde yürüyordu, nankörlük gösterdikleri Nuh/u, yalancı saymalarına bir ceza olmak üzere boğduk [⁶].
[6] Yahut onlardan intikam almak üzere bunu yaptık.
15
* Biz bu hâli bir ibret olmak üzere bıraktık. Hani ibret alan? [⁷]
[7] Yâni haydi ibret alın.
16
Artık benim onları azaba çarpmaklığım ve korkutmaklığım nasıl oldu? [⁸]
[8] Yâni bu dehşetli hâli düşün.
17
* Biz Kur/an/ı ibret almak için kolaylaştırdık, ibret alan var mı?
18
Âd kavmi de peygamberlerini yalancı saydılar, bunun üzerine onları azaba çarpmaklığım, korkutmaklığım nasıl oldu?
19
Haklarında uğursuzluğu hepsine şâmil olan [⁹] bir günde, üzerlerine pek uğultulu [¹⁰] bir rüzgâr gönderdik.
[9] Veya sekiz gün devam eden, pek dehşetli görünen, haklarında ilelebet uğursuz olan. [10] Veya pek soğuk bir fırtına.
20
O rüzgâr halkı sanki dibinden kopmuş hurma kökleri gibi yerinden koparıp atardı.
21
Artık onları azaba çarpmaklığım, korkutmaklığım nasıl oldu? [¹¹]
[11] Yâni bu dehşetli hâli düşün.
22
* Biz Kur/an/ı ibret almak için kolaylaştırdık, hani ibret alan?
23
Semud kavmi de azapla korkutan peygamberleri [¹²] yalancı saymışlar,
[12] Veya peygamberlerinin korkutmalarını, öğütlerini.
24
Şöyle demişlerdi: «— O da içimizden bir adam değil mi? Biz ona mı tâbi olacağız? Bu halde sapıklıkta, alevli ateşte [¹³] kalmış oluruz.
[13] Veya divanelikte.
25
Biz vahye lâyıkken ona mı vahiy indirildi? Hayır o, yalana dadanmış, kendini beğenmiş biridir».
26
(Salih/e dedik: Üzülme), yarın yalana dadanan ve kendini beğenen kişinin kim olduğunu anlayacaklar.
27
Biz onlara mihnet olmak üzere bir dişi deve göndereceğiz. Artık onların başlarına gelecek felâketi gözetle, ezalarına da katlan.
28
Onlara suyun aralarında taksim olunduğunu [¹] haber ver, herkes su nöbetinde hazır bulunsun.
[1] Yâni su, bir gün onların bir gün de dişi devenin olacak.
29
Bir müddet bu halde kaldılar, canlan sıkılınca arkadaşlarını çağırdılar. O da iki elini uzattı [²] da deveyi sinirlendirdi.
[2] Veya eline kılıcı aldı.
30
Artık onları azaba çarpmaklığım, korkutmaklığım nasıl oldu?
Sonraki 25 ayet →