1
Tûr hakkı için,
[5] Mekke'de nazil olmuş (49) âyettir.
2
2, 3. Sahifeye yazılıp neşrolunan Kitap [⁶] hakkı için
[6] Kuran-ı Kerîm veya elvah veya başka kitaplar.
3
2, 3. Sahifeye yazılıp neşrolunan Kitap [⁶] hakkı için
[6] Kuran-ı Kerîm veya elvah veya başka kitaplar.
4
Mâmur olan beyt [⁷] hakkı için,
[7] Hacıların çoğalmasıyle mâmur olan Kabe i Mükerreme
5
Kaldırılmış tavan gibi olan gök hakkı için,
6
Dolu deniz [⁸] hakkı için,
[8] Yâni Bahr-i muhit.
7
Rabbinin azabı elbette vâki olacak,
8
O azabı defeden bulunmayacak.
9
O gün, acaip bir surette gök çalkalanacak,
10
Dağlar havalanacak, yerinden oynayacak.
11
İşte o gün, peygamberlerimizi yalancı sayanların vay hâline!
12
Onlar öyle kimselerdir ki yalana dalıp gafil oldukları halde oynarlar.
13
O gün, onlar Cehennem ateşine itilip sürülecek.
14
Onlara «— İşte yalan dediğiniz ateş budur» denecek.
15
Vahye, büyü dediğiniz gibi bu da mı büyüdür? Yoksa gözleriniz bağlandı da siz mi görmüyorsunuz?
16
Ateşe girin de ister katlanın, ister katlanmayın. Sizin için birdir [¹]. Çünkü ne yapmışsanız ancak onun cezasını çekeceksiniz.
[1] Katlansanız da katlanmasanız da fayda yok, ateşten çıkmayacaksınız.
17
Sakınanlar yok mu, onlar kendilerine mahsus Cennetlerde, halis nimetlerde, Rablerinin onlara verdiği nimetlerle zevk ve safa içindedir [²].
[2] Yahut Rablerinin ihsan ettiği nimetleri ve Cehennem azabından koruması sebebiyle lezzet ve sevinç içindedir.
18
Rableri onları Cehennem azabından korumuştur.
19
19, 20. Onlara denecek: Yaptığınıza mükâfat olmak üzere, saf saf dizilmiş tahtlara yaslanarak yeyin, için, âfiyet olsun [³]. Biz onlara büyük ve güzel gözlü hûrileri arkadaş yapacağız.
[3] Yahut yeyin, için, mükâfat, hakkınızda uğurlu, bereketli olsun.
20
19, 20. Onlara denecek: Yaptığınıza mükâfat olmak üzere, saf saf dizilmiş tahtlara yaslanarak yeyin, için, âfiyet olsun [³]. Biz onlara büyük ve güzel gözlü hûrileri arkadaş yapacağız.
[3] Yahut yeyin, için, mükâfat, hakkınızda uğurlu, bereketli olsun.
21
Mü/min olup zürriyetleri de iman hususunda ona tâbi olan kimselerin zürriyetlerini ilhak edeceğiz [⁴]. Onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz, herkes kazancına bağlıdır [⁵],
[4] Yani ataların imanı sebebiyle çocuklarını onlara ilhak edeceğiz. [5] Ameli, hayır ise mükâfat, şer ise mücazat görür.
22
Onlara, canlarının istedikleri meyveleri ve etleri bol bol vereceğiz.
23
Orada birbirinin elinden şarap kâselerini çekecekler, orada ne boş söz, ne günah bir iş vâki olmaz.
24
Kendilerine mahsus, sedefte gizlenmiş inci gibi [⁶] civanlar, onların etrafında dolaşacaklar.
[6] En güzel inci böyle olandır.
25
Onlar birbirleriyle sohbete koyulacaklar.
26
Sohbet sırasında şöyle diyecekler: Biz bundan evvel dünyada ailemiz arasındayken Allah/tan perva ederdik.
27
Allah bize bol nimet verdi, bizi Sam yeli azabından [⁷] korudu.
[7] Cehennemin buğusundan.
28
Biz bundan evvel dünyada ona ibadet ederdik. Çünkü O, lûtfu çok, merhameti artık bir Zat/tır.
29
Artık yine öğütte bulun. Sen Rabbinin inayet ve nimeti sayesinde falcı da değilsin, deli de değilsin.
30
Yok, onlar «— Şairdir, dehr/in dönmesini bekleyelim mi» [⁸] derler?
[8] Yâni o da şairler gibi ölecek, sabredin.
Sonraki 19 ayet →