1
Savurup kaldıran rüzgârlar hak/kı için,
[2] Mekke'de nâzil olmuş (60) âyettir.
2
Su ağırlığını yüklenen bulutlar [³] hak/kı için,
[3] Veya rüzgârlar.
3
kolaylıkla yüzen gemiler [⁴] hakkı için,
[4] Veya kolaylıkla esen rüzgârlar.
4
Yağmur işini ayıran bulutlar hakkı için [⁵],
[5] Yahut halk arasında ilmi neşreden, ilimleri yüklenmekle ağırlaşan, halkın arasında suhuletle yürüyüp meşakkatlerini hesaba katmayan, Allah'ın emirlerini halk arasında taksim edip herkesin vazifesini beyan eden yüksek adamlar hakkı için.
5
Size vaad olunan şey elbette gerçektir.
6
Hesap ve ceza elbette vâki olacaktır.
7
Medarları hâvi olan [¹] gök hakkı için,
[1] Veya Muhtelif yolları bulunan veya yapılışı sapasağlam olan veya donanmış olan. Veya ehl-i marifetin nazar yolları olan.
8
Peygamber ve Kur/an hakkında sözleriniz muhteliftir,
9
Ondan döndürülen bundan da döndürülür [²].
[2] Hidayet-i ezeliyeden döndürülen, peygamberden ve Kur'an'dan da döndürülür, hidayetten çevrilen, imandan da çevrilir, yahut ondan yüz çeviren mü'minler bu sözden yüz çevirirler, bu halde metholur.
10
10, 11. Cehalette boğulup gaflette kalan yalancıların canı çıksın [³].
[3] Veya onlara lânet olsun.
11
10, 11. Cehalette boğulup gaflette kalan yalancıların canı çıksın [³].
[3] Veya onlara lânet olsun.
12
Onlar, istihza ile «— Ceza günü ne zamandır» diye sorarlar.
13
O, kendilerinin ateşe tutulacakları gündür.
14
O gün onlara «— Tutulduğunuz azabı tadın. İşte istihza ile acele istediğiniz azap budur» denecek.
15
Sakınanlar yok mu, onlar uçmaklarda, kaynaklar etrafında sakin olacaklar,
16
Rableri onlara ne verecekse hepsini alacaklar, çünkü onlar bundan evvel iyilik etmişlerdi.
17
Geceleri ibadette bulunarak az uyurlardı.
18
Sabah vakitlerinde de Rablerinden yarlıganmak dilerlerdi.
19
Onların mallarında, dilenen, malı kalmayan [⁴] için bir hak ve nasip vardır.
[4] Veya hayasından dilenmeyen fakir.
20
Yeryüzünde yakînen bilenler hakkında kudretine ait alâmetler vardır,
21
Nefislerinizde de vardır [⁵], hâlâ ibret gözüyle görmüyor musunuz?
[5] Yahut muhatap yalnız kâfirler olur: Yeryüzünde yakînen bilenler için kâfi alâmetler vardır, siz kâfirlerin de nefislerinizde birtakım alâmetler vardır.
22
Rızkınız, size vaadolunan şey göktedir [⁶].
[6] Rızklarınız, size vaadolunan sevap ve ikap hep makam-ı âlidedir. Levh-i Mahfuzca yazılıdır. Esbab-ı rızkınız olan yağmurlar bulutlardadır mânâsı da anlaşılabilir.
23
Göğün, yerin Rabbi hakkı için o, söylediğiniz söz gibi doğrudur [⁷].
[7] Söylediğiniz sözün kendinizin sözü olduğunda nasıl şüphe etmiyorsanız vaadolunan hususlarda da şüphe yoktur
24
İbrahim/in ağırlanmış olan [⁸] misafirlerine ait bir haber aldın mı? [⁹]
[8] Veya ind-i ilâhi'de muazzez ve mükerrem olan. [9] Bu gibi istifhamlar teşvik, kıssanın şanına ta'zim içindir, peygamberin bu haberi yalnız vahiy ile öğrendiğini iş'arı maksuttur.
25
Hani onlar İbrahim/in yanına girip selâm verdikleri zaman İbrahim selâmı almış, kendi kendine de «— Bunlar tanımadığım kimselerdir» demişti.
26
Akabinde gizlice ailesinin yanına gidip semiz bir buzağı kebabı getirmişti.
27
Bunu önlerine koydu, yemez misiniz? dedi.
28
Onlar yemeyince İbrahim düşman zannederek kalbine korku düştü. Onlar, «— Korkma» dediler, ona ilminde mahir bir oğul müjdelediler.
29
Karısı bu haberi işitince taaccüp edip haykırmaya başladı, yüzünü avuçları içine aldı, «— Ben kısır, koca bir kadınım, nasıl oğlum olur?» dedi.
30
Onlar «— Rabbin böyle buyurdu. Çünkü O, her fiilinde hakim, her bir şeye hakkıyle âlimdir» dediler.
Sonraki 30 ayet →