1
Kaf. Şanlı, şerefli Kur/an hak/kı için, (onlar sana inanmadılar) [²]
[1] Mekke'de nâzil olmuş (45) âyettir. [2] Veya bu Kur'an bir mûcizedir. Veya sana Kur'an'ı indirdik.
2
Belki içlerinden Allah azabıyle korkutucu bir peygamberin geldiğine taaccüp ettiler. O kâfirler «— Bu garip bir şeydir;
3
Biz, ölüp toprak olduktan sonra tekrar dirilecek miyiz? Bu dönüş keyfiyeti âdetten ne kadar uzaktır!» [³] dediler.
[3] Yâni asla olamaz veya onların verdikleri bu cevap ne kadar uzaktır.
4
Biz, yerin onların cesetlerinden ne eksilteceğini [⁴] bilmişiz. Yanımızda her şeyi hıfzeder [⁵] bir Kitap vardır [⁶].
[4] Yâni ne kadarı çürüyeceğini. [5] Veya her türlü tağyir ve tebdilden mahfuz. [6] Nazm-ı kerîm Cenab-ı Hak'kın bütün eşyayı inceliklerine varıncaya kadar bildiğini temsil yahut Levh-i Mahfuz'daki sübutu ile ilmini te'kit ediyor.
5
Hayır, onlara hak peygamber gelince onu yalancı saydılar, onlar perişan bir haldedir [⁷].
[7] Yâni sana ne dediklerini şaşırdılar: Sahir dediler olmadı, şair dediler olmadı, kâhin dediler olmadı veya Kur'anda şaşıp kaldılar, şüpheye düştüler, sihir dediler, şiir dediler.
6
Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı ki? Onu nasıl bir kudretle bina ettik, nasıl donattık? Onda hiçbir yarık açık yer yoktur.
7
Yeri nasıl yaydık? Orada nasıl ulu, muhkem dağlar yerleştirdik? Her sınıftan nasıl sevinç verir ot bitirdik.
8
Bütün bunları Rabbine rücû edip, mahlûkatında düşünen her kula, hem ibretle bakmak, hem hatırlamak [⁸] için yaptık.
[8] Sürüp giden alâmetlere ibretle bakmak, yenileşen alâmetleri hatırlamak.
9
Gökten bereketli yağmur yağdırdık, onunla bahçeler, arpa buğday gibi biçilecek taneler,
10
Tomurcukları birbiri üzerine kat kat yığılmış, meyveleri çoğalmış ulu hurma ağaçları bitirdik.
11
Hep bunlar kullara rızık olmak içindir. Kuru bir halde bulunan bir memlekete onunla taze hayat verdik. İşte mezardan çıkış da böyle olacak.
12
12, 13. Onlardan evvel Nuh kavmi Ressililer, Semud ve Âd kavimleri, Fir/avun, Lût/un kardeşleri
13
12, 13. Onlardan evvel Nuh kavmi Ressililer, Semud ve Âd kavimleri, Fir/avun, Lût/un kardeşleri
14
Eykeliler, Tübba/ kavmi de yalana çıkarmak yolunu tutmuşlardı. Hepsi peygamberleri yalancı saymakla onlara tehdidim sabit oldu.
15
İlk defa yaratmadan âciz mi kaldık ki tekrar diriltmeden âciz kalalım. Hayır, onlar, bu yeni yaratılışta şüphe içindedir.
16
* Biz insanı yarattık, onların hatırına gelen vesveseyi de biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız [¹].
[1] Artık bilmemekliğimize hiçbir mani yoktur.
17
Hususan o zamandaki a/mali yazmaya memur olan iki melek biri sağında diğeri solunda oturup a/mali kaydederler.
18
İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında hazır bulunup kayıt için gözeten bulunmasın.
19
Ona ölümün şiddeti doğru olarak gelince [²] ona «— İşte bu, öteden beri nefret edip kaçtığın şeydir» denir.
[2] Yâni hak olan ölüm gelince; veya cezayı, hakikat hali yâni saadet ve şekaveti meydana çıkarınca —veya Allah'ın vaadi gibi vâki olunca— hakkın emriyle ölüm baygınlığı gelince.
20
Kıyamet borusu üfürülür, ona «— İşte bu da mev/ut olan azap günüdür» denir.
21
Herkes beraberinde biri sürüp mahşere götürmek, diğeri amellerine şehadet etmek üzere iki melekle beraber gelir.
22
* Herkese «— Sen dünyadayken bundan gafildin, şimdi gözünden perdeyi kaldırdık, artık bugün gözünden keskindir [³]» denir.
[3] Yâni her şeyi görebilirsin. Bu zamanda inkâr ede bilecek misin?
23
Ona yoldaş olan melek şöyle diyecek: Onun amali yanımda hazırdır [⁴].
[4] Veya yoldaş olan şeytan, nefs-i emare «işte ben onu Cehennem için hazırladım» diyecek.
24
24, 26. Allah buyuracak İnatçı, hayra mâni, haddi aşmış, şüpheye tutulmuş, Allah/la beraber başka bir mabut edinmiş, nankörlüğe dadanmış herkesi Cehenneme atın, atın. Onu şiddetli azaba atın, atın [⁵]
[5] Yahut inatçı, hayra mâni, haddi aşmış, şüpheye tutulmuş, küfüre dadanmış herkesi Cehenneme atın, atm. Allah ile beraber bir mâbut edineni de şiddetle azaba atın atın.
25
24, 26. Allah buyuracak İnatçı, hayra mâni, haddi aşmış, şüpheye tutulmuş, Allah/la beraber başka bir mabut edinmiş, nankörlüğe dadanmış herkesi Cehenneme atın, atın. Onu şiddetli azaba atın, atın [⁵]
[5] Yahut inatçı, hayra mâni, haddi aşmış, şüpheye tutulmuş, küfüre dadanmış herkesi Cehenneme atın, atm. Allah ile beraber bir mâbut edineni de şiddetle azaba atın atın.
26
24, 26. Allah buyuracak İnatçı, hayra mâni, haddi aşmış, şüpheye tutulmuş, Allah/la beraber başka bir mabut edinmiş, nankörlüğe dadanmış herkesi Cehenneme atın, atın. Onu şiddetli azaba atın, atın [⁵]
[5] Yahut inatçı, hayra mâni, haddi aşmış, şüpheye tutulmuş, küfüre dadanmış herkesi Cehenneme atın, atm. Allah ile beraber bir mâbut edineni de şiddetle azaba atın atın.
27
Onun yoldaşı [⁶] diyecek: «—Ey Rabbimiz! Yalan söylüyor, ben onu azdırmadım, fakat o, uzun uzadıya sapıklıkta kalmıştır».
[6] Yoldaşı şeytan veya nefs-i emaredir.
28
Allah buyuracak: Huzurumda çekişmeyin, ben bundan evvel peygamber vasıtasıyle sizi korkutmuştum,
29
Nezdimde sözüm değişmez. Kullarım hakkında da zulümkâr değilim.
30
O gün, Cehenneme «— Doldun mu?» diyeceğiz, Cehennem ise «— Daha var mı?» diyecek.
Sonraki 15 ayet →