1
Ey iman edenler! Bağlandığınız ahitleri [⁵] yerine getirin. İhram [⁶] halinde iken size av avlamak haram olmamakla beraber davarlar helâl kılınmıştır; size okunan âyet başka [⁷]. Allah istediğini hükmeder.
[4] Sûre-i Celîle Medinîdir. (120) âyettir. [5] Tekâlif-i İlâhiyeyi, insanlar arasında, yerine getirilmesi vacip olan ahitleri. [6] Hac veya Umre ile. Yahut haremde iken. [7] Üçüncü âyet ile istisna olunanlar.
2
Ey iman edenler! Allah/ın nişanlarını [⁸], şehr-i Haramı [⁹] hacı kurbanını, gerdanlıkları [¹⁰], Rablerinden inayet, hoşnutluk [¹¹] isteyerek Beyt-i Haramı kastedenlerin katlini helâl kılmayın. İhramdan çıkınca avlayabilirsiniz [¹²]. Sizi Mesçid-i Haramdan alıkoyduklarından dolayı o cemaate öfkelenmeniz sakın sizi haddi aşmaya sevketmesin. İyi işe ve takvaya yardım edin, masiyet ve taaddiye yardım etmeyin, Allah/tan sakının. Allah, ukubette şiddetlidir.
[8] Delâlet eden alâmetler, hac alâmetleri. İhram halinde din alâmetlerine karşı kayıtsız bulunmayın, av tutmayın. [9] Bu aylarda kıtalda bulunmayın. [10] Kurbanın boynuna asılan boğmaklara yahut boğmaklı kurbanlara, boğmaklı adamlara ilişmeyin. [11] Beray-i ticaret rızk isteyerek, zuumlarınca Allah'ı hoşnut etmek kastederek. [12] Ava mezunsunuz.
3
Ölü, kan, domuz eti, Allah/tan başkasının adı ile boğazlanan; boğularak veya vurularak, veya yukarıdan yuvarlanarak veya başka bir hayvan tarafından süsülerek veya canavar tarafından parçalanarak daha canı üzerinde iken boğazlanmadan evvel ölen hayvan ile, dikili taşlar üzerine boğazlananlar [¹] ve fal okları ile kısmetinizi aramak [²] haram kılınmıştır. Bu hususat daire-i ita/attan çıkmak demektir. Bugün kâfir olanlar dininizden [³] ümitlerini kestiler, artık onlardan korkmayın, benden korkun. Ben bugün dininizin ahkâmını ikmal ettim; size nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâmî ihtiyar ettim. Herkim açlıktan bunalmak derecesinde naçar kalmış ise günaha meyil etmeksizin [⁴] bunları yiyebilir. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir.
[1] Harem-i Şerif civarındaki dikili taşlar ki orada putlar için kurban kesilirdi. Veya isabet heykelleri. [2] Kumar okları ki Beyt-i Mükerrem yanında bulunurdu. [3] Dininizi kaldırmadan, sizi dinlerine döndürmeden. [4] Zarûret miktarından fazla yemiyerek veya yol kesmek, telezzüz, sirkat kastiyle olmayarak.
4
Senden, kendilerine ne helâl kılındığını soruyorlar. Onlara de ki pâk olanlar [⁵] bir de yırtıcı hayvanlardan olup [⁶] Allah/ın size öğrettiği usûl ile tâlim ve terbiye ettiğiniz muallem kıldığınız hayvanların avı size helâl kılınmıştır [⁷]. Onların tuttuklarını [⁸] yiyin, yiyeceğiniz zaman [⁹] Allah/ın adını anın. Allah/tan sakının. Allah hesabı çabuk görür.
[5] Tab olmadığı şey, ekli leziz olan şey veya Allah'ın adı ile boğazlananlar. [6] Kuştan, köpekten, canavardan av tutan hayvanlar. [7] Yahut onların tuttukları av helâl kılınmıştır. [8] Tutup sahibi için sakladıkları avı. [9] Veya hayvanı saldırdığınız zaman.
5
Bugün size pâk olanlar helâl kılınmıştır. Kitaba nâil olanların taamı [¹⁰] size helâldır, sizin taamınız da onlara helâldir. İffetli olduğunuz, aşikâr/a zina etmediğiniz, gizli dost da tutmadığınız halde kendilerine mehirlerini verince mü/min kadınlar da iffetli ve azatlı kadınlar ile sizden evvel Kitaba nâil olanlardan iffetli [¹¹] kadınlar da size helâldir. Herkim imanı [¹²] tanımasa ameli beyhude olur. O, âhirette de ziyankârlardan olur.
[10] Boğazladıkları yahut bütün yemekleri yahut ekmek ile yemişleri. [11] Yahut azatlı. [12] Şerayi-i İslâmî, Kelime-i şehadeti, Allah'ı inkâr etse veya mürted olsa.
6
Ey iman edenler! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın başlarınızı sığayın. Topuklarınıza kadar ayaklarınızı da yıkayın [¹]. Cünüp iseniz iyice temizlenin [²]. Keyifsiz iseniz veya yolda iseniz, yahut biriniz ayak yolundan gelirse veya kadınlara dokanmış iseniz, su da bulamazsanız yer yüzünün pâk toprak cinsiyle teyemmüm edin, artık ondan yüzlerinize, ellerinize sürün, Allah size darlık vermek istemez, fakat şükredesiniz diye sizin pâk olmanızı, hakkınızda nimetini tamamlamağı ister.
[1] Yahut sığayın veya hafifçe yıkayın. [2] Gusledin.
7
Allah/ın size olan nimetini, «işittik, itaat ettik» dediğiniz zaman size bağladığı misakı hatırlayın; Allah/tan sakının. Çünkü Allah sinelerdekini tamamiyle bilir.
8
Ey iman edenler! Allah için durun [³]. İnsaf ile şahit olun. Bir cemaat [⁴] hakkındaki öfkelenmeniz sizi adalet etmemekle sizi vebale sürüklemesin. Adalet edin. Adalet takvaya pek yakındır. Allah/tan sakının çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.
[3] Tamamiyle hukukunu tutun. [4] Müşrikler veya Yahudiler.
9
Allah iman edip iyi amel işleyenlere vâdetti: Onlar için (bağışlanmak) yarlıganmak, büyük bir mükâfat vardır.
10
Kâfir olup âyetlerimizi tekzip edenlere gelince onlar da Cehennemliktir.
11
Ey iman edenler! Allah/ın hakkınızdaki nimetini hatırlayın, hani size bir güruh el uzatmak kastinde bulunmuş idi de Allah onların ellerini sizden geri çekmişdi. Allah/tan sakının, mü/minler yalnız Allah/a mütevekkil olsunlar.
12
* Allah İsrail oğullarından misak almışdı. Biz onlardan on iki nâzır [¹] tâyin ettik. Allah dedi ki [²] ben sizinle beraberim, * namazı dosdoğru kılarsanız, zekât verirseniz, peygamberlerime inanırsanız, onlara yardım ederseniz, [³] Allah/a iyi bir ödünç verirseniz [⁴] mutlak sizin kötülüklerinizi örter, sizi altında ırmaklar akar Cennetlere sokarım. Bundan sonra [⁵] içinizden her kim kâfir olursa muhakkak kötü yola sapmış olur.
[1] Veya kumandan, kethüda, müfettiş. [2] Bunlara veya İsrail oğullarına. [3] Veya onları tevkir ederseniz. [4] Allah yolunda para sarfederseniz. [5] Bu ahti müekketten sonra.
13
Misaklarını bozmalarından dolayı onlara lânet ettik. Yüreklerini katı yaptık. Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine nasihat olunan şeyler meyanında nasiplerini unuttular [⁶]. İçlerinden pek azından başkasının [⁷] daima hıyanetine [⁸] muttali olur durursun. Onları affet, onlardan vazgeç; çünkü Allah iyi işleyenleri sever.
[6] Kitaplarındaki peygamberimize mütabaat emrini. [7] Onlar ahitlerini bozmadılar, hıyanette de bulunmadılar. [8] Veya hain güruhuna, hainlerden bâzılarına.
14
«Biz hıristiyanız» diyenlerden de misak aldık. Onlar da kendilerine nasihat olunan şeyler meyanında nasiplerini unuttular [¹]. Biz de kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlığı, olanca sevmemezliği yapıştırdık. Allah yakında onlara yaptıklarını haber verecektir [²].
[1] Peygamberimize imanı. [2] Cezalarını verecektir.
15
Ey ehl-i Kitap! Size Kitapta gizlediğiniz şeylerin çoğunu belli eder, çoğunu da affeyler [³]. Peygamberimiz gelmiştir. Size Allah tarafından bir nur, apaçık bir Kitap gelmiştir.
[3] Gizlediğinizin çoğunu izhar etmez veya çoğunuz affeder.
16
Allah rızasına tâbi olanları o nur ile selâmet yoluna götürür, onları izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır, doğru yola da götürür.
17
* «Allah; Meryem oğlu Mesih/ten ibarettir» diyenler kâfir oldular. Sen onlara de ki Allah Meryem oğlu Mesih/i, anasını, yer yüzünde bulunanların hepsini helâk etmek isterse Allah/ın istediğini tutmağa kim durabilir? Göklerin, yerin, aralarında ne varsa hepsinin mülkü Allah/ındır. O dilediğini yaratır. Allah her şeye tamamıyle kaadirdir.
18
Yahudiler, Nasraniler «biz Allah/ın oğulları [¹] ve dostlarıyız» dediler. Onlara de ki öyle ise neye sizi günahlarınızdan dolayı azaba duçar ediyor? Hayır, siz mahlûkatı meyanında beşersiniz [²]. Allah dilediğini yarlıgar, dilediğini azaba duçar kılar. Göklerin, yerin, aralarında ne varsa hepsinin mülkü Allah/ındır. Son varış O/nadır [³].
[1] Peygamber oğullarıyız, oğlu Mesih'in etbaıyız. [2] Size de onlar gibi muamele olunur. [3] Bütün halkın işi yalnız ona varır.
19
Ey ehl-i Kitap! Peygamberlerin ardı arası kesildiği bir zamanda «müjdeleyen, Allah azabıyle korkudan hiçbir peygamber gelmedi» dememeniz için [⁴] size dinin ahkâmını beyan eden Peygamberimiz gelmiştir. İşte size müjdeleyen, Allah azabıyle korkutan peygamber gelmiştir [⁵]. Allah her şeye hakkıyle kaadirdir.
[4] Böyle itizar ve bahane etmemek için. [5] Artık ne özrünüz kalır!
20
Hani Musa kavmine demişti: «Ey kavmim! Allah/ın hakkınızdaki nimetini yâdedin, o vakit ki içinizden birtakım peygamberler gönderdi, sizlerden padişah kıldı [⁶], zamanınızdaki mahlûkattan bir ferde verilmeyen büyük mucizeleri size verdi».
[6] Veya hadem ve haşem sahibi kıldı, esaretten kurtarıp hür kıldı veya sizlerden bir çok padişah yaptı.
21
«Ey kavmim! Allah/ın size takdir ettiği [⁷] Arz-ı Mukaddes/e girin, arkanıza dönmeyin [⁸], yoksa ziyankâr olursunuz.»
[7] Veya hibe ettiği, duhulünü emrettiği. [8] Dinden dönmeyin veya düşmandan korkarak kaçmayın.
22
Onlar «Musa! Orada zorbalar vardır, onlar oradan çıkmayınca biz oraya giremeyiz. Onlar oradan çıkarlarsa biz de gireriz» demişlerdi.
23
Korkan kimselerden olup Allah/ın in/am ettiği iki kişi [⁹] «onları ansızın kapıdan bastırın, kapıdan bastırınca mutlak galip olursunuz. Mü/min iseniz yalnız Allah/a mütevekkil olun» demişlerdi.
[9] Allah'tan korkup nimetine nail olanlardan veya korkanlardan iken Allah'ın nimetine nâil olanlardan iki kişi.
24
Onlar: «Musa! O zorbalar orada bulundukça biz oraya ebediyen giremeyiz. Artık istersen sen Rabbin ile [¹] birlikte git de kıtalda bulun. Bizler burada oturacağız» dediler.
[1] Veya sen git, Rabbin de sana yardımcı olsun. Veya kardeşin Harun ile beraber git.
25
Musa «Yâ Rab! Ben kendimden bir de kardeşimden başkasına malik olamam [²] bizim ile fasık cemaatin arasını ayır» dedi.
[2] Başkalarına sözüm geçmez.
26
Allah dedi ki orası onlara kırk sene haram kılınmıştır, onlar çölde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen de fasık cemaate acıyıp sıkılma.
27
Onlara Âdem/in iki oğlunun kıssasını [³] doğru haber ver. Hani o ikisi kurbanlarını hazırlamışlardı [⁴] da birinin kurbanı kabul olunmuş diğerininki kabul olunmamışdı. Bu öbürüne «mutlak seni öldüreceğim» demekle öbürü de şöyle demişti: «Allah yalnız sakınanların kurbanını kabul eder;».
[3] Âdem Aleyhisselâmın iki oğlu Habil ve Kabil veya Beni İsrail'den iki kişinin kıssalarını. [4] Veya her biri kurban ile yakınlık istediler.
28
* «Beni öldürmek için elini bana uzatırsan ben seni öldürmek için elimi uzatacak değilim. Çünkü âlemlerin Rabbi olan Allah/tan korkarım».
29
«Ben isterim ki beni öldürmekle kazandığın günahı kendi günahını üzerine alasın da ateşliklerden olasın. Zalimlerin cezası budur».
30
Nefsi onu kardeşini öldürmeğe sürükledi. O da kardeşini öldürdü de ziyankârlardan oldu.
Sonraki 30 ayet →