1
Mü/minler! Allah/ın ve peygamberinin huzurunda sözde ve işte ileri geçmeyin, her hususta Allah/tan sakının. Çünkü O, sözlerinizi işitir, yaptıklarınızı hakkıyle bilir.
[1] Medine'de nâzil olmuş 18 âyettir.
2
Mü/minler! Sesinizi peygamberin sesinden yüksek çıkarmayın, farkına varmaksızın ameliniz beyhude olmamak için [²] birbirinizle bağırıp konuştuğunuz gibi onunla da öyle bağırıp konuşmayın.
[2] Yahut «bağırıp konuşmayın, çünkü farkına varmaksızın ameliniz beyhude olur» veya farkına varmaksızın amelinizin beyhude olmasından çekinin.
3
Tanrı/nın peygamberi huzurunda seslerini yavaşça çıkaranlar yok mu, işte Allah, onların kalblerini takva meşakkatlarıyla imtihana çekmiştir. [³] Onlar için yarlıganma, büyük bir mükâfat vardır.
[3] Çünkü takva pek güçtür, uzun uzadıya sabırla zahir olur.
4
Odaların arkasından seni çağıranlar yok mu, onların pek çoğu aklı ermez kimselerdir. Sakın üzülme.
5
Sen yanlarına çıkıncaya kadar onlar sabır etselerdi haklarında [¹] hayırlı olurdu. Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
[1] Sabretmek acele etmekten hayırlıdır. Sabrederek edebi muhafaza ederlerdi.
6
Mü/minler! Bir fasık gelip size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın ki yanlışlıkla bir cemaata fenalık getirirsiniz de yaptığınız işe sonradan pişman olursunuz.
7
7, 8. Biliniz ki aranızda Allah/ın peygamberi vardır. O, birçok işlerde size uysa siz sıkıntıya, helâke düşerdiniz. Fakat Allah imanı size ihtiyarınız ile sevdirdi. Kalbinizi imanla güzelleştirdi. Size küfürü, fıskı, isyanı yine çirkin gösterdi. İşte Allah/ın inayeti ve rahmeti sayesinde doğru yolda düz duranlar, bunlardır. Allah hakkıyle âlimdir, hakimdir.
8
7, 8. Biliniz ki aranızda Allah/ın peygamberi vardır. O, birçok işlerde size uysa siz sıkıntıya, helâke düşerdiniz. Fakat Allah imanı size ihtiyarınız ile sevdirdi. Kalbinizi imanla güzelleştirdi. Size küfürü, fıskı, isyanı yine çirkin gösterdi. İşte Allah/ın inayeti ve rahmeti sayesinde doğru yolda düz duranlar, bunlardır. Allah hakkıyle âlimdir, hakimdir.
9
Mü/minlerden iki bölük vuruşmaya kalkışırlarsa aralarını bulun, şayet biri diğerine karşı barışmayıp yolsuzluğa kalkışırsa Tanrı/nın buyurultusuna dönünceye kadar yolsuz olan ile vuruşun. Eğer yolsuz bölük Tanrı/nın buyurultusundan dönerse adaletle aralarını bulun, her hususta insaf edin. Çünkü Allah insaf edenleri sever.
10
Mü/minler hakikatte kardeşlerden başka bir şey değildir. Artık iki kardeşin arasını bulun, Allah/a karşı durmadan sakının, Tanrı/nın rahmetine nail olmaya ümitvar olun.
11
Mü/minler! Bir kısmınız diğer bir kısmı eğlenceye almasın, eğlenceye alınan, eğlenceye alandan daha hayırlı olabilir. Kadınlar da diğer kadınları eğlenceye almasınlar, berikiler ötekilerden daha hayırlı olabilir, siz bunu bilmezsiniz. Birbirinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lâkapla çağırmayın iman getirdikten sonra fısk adını kazanmak [²] ne çirkin olur! Her kim bu kötü işlerden tövbe etmezse işte o gibiler zalim kimselerdir.
[2] Mü'mine çıfıt ve gâvur diyerek fasık olmak, yahut mü'mini çıfıt, gâvur diye çağırmak
12
Mü/minler! Zanların çoğundan çekinin, çünkü zanların bazısı [¹] günahtır. Gizli şeyleri araştırmayın, birbirinizin ardından söz söylemeyin, biriniz ölü kardeşinin etini yemesini ister mi? İşte bak, ondan iğrendiniz [²], Allah/tan sakının, Allah tövbeleri kabul eder, merhamet eyler.
[1] Hayır sahibine sui zan etmek gibi. [2] Yâni ona böyle bir şey teklif olunsa ondan iğrenir.
13
Ey nâs! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık, birbirinizi tanıyasınız diye sizi büyük cemaat ve kabileye ayırdık, soy ve sop ile övünmeyin, çünkü Allah/ın yanında en muazzez ve muteber olan sizin en ziyade mütteki olanınızdır, Allah soyunuzu, sopunuzu hakkıyle bilir, her halinizden haberdardır.
14
Çöl Arapları «— İman ettik» dediler, onlara de ki siz iman etmediniz, fakat «— İslâm/a geldik» [³] deyin, iman henüz kalblerinize girmedi, eğer Allah/a, peygamberine itaat ederseniz Allah amelinizin mükâfatından hiçbir şey eksiltmez, O, yarlıgayan, bağışlayandır.
[3] «İnkıyat ettik» deyin.
15
Mü/minler yalnız o kimselerdir ki Allah/a ve peygamberine iman ettiler, bundan sonra şüpheye de düşmediler, mallarıyle, canlarıyle Allah yolunda duruştular, işte imanlarında sadık olanlar bunlardır.
16
De ki cahiller! Dininizi Allah/a mı öğretmek istiyorsunuz? Halbuki Allah göklerde, yerde olanı bilir, Allah her şeyi tamamıyle bilir.
17
Onlar cenksiz Müslüman olmakla sana minnet yükletiyorlar. Onlara de ki Müslüman olmanız ile bana minnet yükletmeyin. Belki imanınızda gerçekseniz Allah size imana yol göstermekle size minnet yükletir.
18
Şüphe yok ki Allah göklerde, yerde olan mugayyebatı, ayıpları bilir, Allah yaptıklarınızı görür.