1
Kâfir olup Allah yolundan dönenlerin [²] amellerini [³], Allah beyhude edecek.
[1] Medine'de nâzil olmuş (38) âyettir. [2] Veya halkı Allah yolundan alıkoyanların veya Bedir'de böyle bir halde bulunan müşriklerin. [3] Akrabayı gözetmek, misafirlere yemek yedirmek gibi iyi amellerinin mükâfatlarını göstermeyecek veya onların hilelerini, hainliklerini iptal edecek.
2
İman edip iyi amel işleyen, hususan Muhammed/e indirilen Kitaba —ki o Rablerinden gelen doğru bir sözdür— inanan kimselerin kötülüklerini ise örtecek, hallerini iyileştirecek.
3
Şunun için ki kâfirler bâtıla, mü/minler de Rablerinden gelen hakka tâbi olmuşlardır. İşte Allah halka ibret almaları için böylece misaller getirir [⁴].
[4] Yâni her iki tarafın ahvalini ve evsafını bildiriyor.
4
Cenkte kâfirlere kavuştuğunuz zaman boyunlarını vurun. Nihayet onların ziyadesiyle kanlarını [⁵] döktüğünüz zaman kalanlarını esir alıp kaçırmayacak veçhile sağlam bağlayın, harb durup silâha hacet kalmayınca [⁶] onları bir ihsan olmak üzere bilâ bedel koyuverirsiniz, veya bir bedel [⁷] alarak serbest bırakırsınız. İşte hüküm böyledir. Allah dileseydi onlardan cenksiz de öç alabilirdi, fakat birinizi diğerinizle denemek için [⁸] sizi harb ile mükellef tuttu. Allah kendi yolunda öldürülenlerin amellerini asla beyhude kılmayacak.
[5] Maksat onları âciz bırakmaktır. Gerek ziyadesiyle kan dökülsün, gerek muhasara edilsin, gerek esir alınsın, nasıl olursa olsun. Ekseri ahvalde kan dökmek suretiyle olmakla Nazm-ı Kerîm ona göre vârit olmuştur. [6] Ya Müslüman olunca veya muahedeye girişinceye kadar. Bu hal kati ve esaretin nihayetidir. [7] Ya mal veya Müslüman esirleri olmak üzere. [8] Yâni mü'minleri kâfirlerle deniyor, mücahitler, sabır ve sebat edenler seçiliyor.
5
Allah onları doğru yola götürecek, hallerini de ıslah edecek.
6
Kendilerini tanıttığı uçmağa sokacak.
7
Mü/minler! Allah/ın dinine yardım ederseniz O da düşmanınıza karşı size yardım eder, cenkte sizi sabit kadem eder.
8
Kâfirler yüzükoyun kapansın, helâk olsun. Allah onların amellerini beyhude edecek.
9
Şunun için ki onlar Allah/ın inzal ettiği Kur/an/ı beğenmediler, Allah da onların amellerini bâtıl kıldı.
10
Onlar yeryüzünde gezip kendilerinden evvel gelenlerin hangi akıbete uğradıklarını görmediler mi? Allah onların kökünü kırdı. Kâfirler için bunun gibi akıbetler vardır.
11
Bunun sebebi şudur ki Allah mü/minlerin ınevlâsı, işlerini görenidir. Kâfirlerin asla mevlâları ve işlerini göreni yoktur.
12
Şüphe yok ki Allah mü/min olup iyi amel işleyenleri ağaçlan altından ırmaklar akar uçmaklara sokacak. Kâfirler ise dünyada safa ile vakit geçirirler, hayvanlar gibi yerler, içerler [¹], ateş onların yurtları olacak.
[1] Yâni işin nereye varacağını bilmezler.
13
Seni kasabandan çıkaranlardan daha kuvvetli nice kasaba ahalisi vardı da biz onları helâk etmiştik, onlar için yardım edecek hiçbir kimse bulunmamıştı [²].
[2] Artık sen de o kasabadaki peygamberler gibi katlan bunları da helâk edeceğiz.
14
Rableri tarafından açık bir yolda [³] bulunan kimse, kötü işi kendisine hoş görülen, hevesatına uyan kimseler gibi olur mu?
[3] Yâni hüccetler ve burhanlarla kaim olan kimse.
15
Sakınanlara vaadolunan uçmağın sıfatı şudur ki orada tadı, kokusu bozulmamış su ırmakları, tadı değişmemiş süt ırmakları, içenlere lezzet verir şarap ırmakları, süzülmüş bal ırmakları; orada kendileri için her çeşit meyveler; Rableri tarafından yarlıganma [⁴] vardır. İşte bunlar, ateşte devamlı kalan, kaynar su içirilip de bağırsakları parça parça olan kimseler gibi olabilirler mi?
[4] Yâni Allah onlardan hoşnut olur veya orada teklif yoktur, sorgusuz yerler, içerler.
16
Bazı kimseler vardır ki sana kulak verirler. Nihayet yanından çıkınca sahabeden ilme nâil olanlara istihza ile «— O, biraz evvel ne demişti!» derler [⁵], işte onlar öyle kimselerdir ki Allah kalplerine mühür basmıştır, kendileri de heveslerine tâbi olmuşlardır.
[5] Yâni münafıklar, «hiçbir şey anlamadık onunla amel etmeyeceğiz» derler.
17
Hidayet bulunanların, Allah hidayetini artırır, onlara takvalarının mükâfatını da verir [⁶].
[6] Veya takvalarına yardım eder, takvalarında sebat verir veya takvalarını belli eder, gizlemez.
18
Onlar kıyametin ansızın kendilerine gelip çatmasından başka bir şey beklemiyorlar. İşte kıyamet alâmetleri belirdi, onlara kıyamet gelip çatınca ibret alıp tövbe etmeleri neye yarar!
19
Bil ki Tanrı/dan başka tapacak yoktur, hem kendin, hem erkek, kadın mü/minlerin günahları için yarlıganmak dile. Allah dönüp dolaşacağınız yeri, yurdunuzu bilir.
20
Mü/minler «cihat hakkında bir sûre indirilmeliydi» derler. Muhkem bir sûre indirilip orada vuruşma emri zikrolununca kalplerinde hastalık bulunan münafıkların, ölümden baygın kimseler gibi korkudan gözleri akıp sana baktıklarım görürsün. Kurdukları başlarına gelsin. Hiçbir vakit Allah/ın sözüne inanamıyorlar.
21
Onlara itaat, tatlı dil düşer l. İş ciddileşince Allah/ın emrinde sadık kalsalardı haklarında daha iyi olacaktı [²].
[1] Veya itaat, tatlı dil itaatsızlıktan, acı sözden, mânasız sözlerden daha iyidir. Yahut evvelki cümle ile beddua maksut değildir, belki bu iki cümle bir cümledir. Yani onlara yaraşan, vacip olan itaat ve tatlı dil demektir. [2] Bu cümle cezadır veya ceza mahzuftur: İş ciddileşince, vuruşma farz olunca münafıklar geri kaldılar.
22
Münafıklar! Siz mevki-i hükümete geldiğiniz zaman yeryüzünde [³] fesat çıkarmak, aranızda hısımlık rabıtasını parçalamak sizden umulmaz mı?
[3] Veya imandan yüz çevirdikten sonra cahiliyet şiar ve âdeti olarak yeryüzünde.
23
İşte Allah/ın lânet ettiği, sağır kıldığı, gözlerini kör eylediği kimseler, bunlardır.
24
Kur/an/ı hâlâ inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerine kilit mi vurulmuştur?
25
Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra dinden dönenler yok mu, işte şeytan bunu onlara kolaylaştırmış, emellerini uzatmıştır [⁴].
[4] «Çok yaşayacaksın» diye onları aldatmıştır veya Cenab-ı Hak onlara mühlet vermiş, ukubetlerini tâcil etmemiştir.
26
Bunun sebebi şu ki onlar Allah/ın indirdiği Kur/an/dan hoşlanmayan Yahudilere gizlice «— Size bazı hususta itaat edeceğiz [⁵]» demişlerdi. Allah onların sırlarını bilir.
[5] Peygambere düşman olma, cihattan geri durma gibi hususlarda «size itaat ederiz» demişlerdi, yoksa alenî küfür ve adavet izharında itaat etmiyorlardı.
27
Melekler onların yüzlerine, arkalarına vurarak canlarını aldıkları zaman halleri ne olacak!
28
Bu halin sebebi şudur ki onlar Allah/ın hışmına bais olacak şeye [⁶] tâbi oldular, Allah/ı hoşnut edecek şeyi [⁷] istemediler. Bundan dolayı Allah onların amellerini beyhude kılmıştır.
[6] Peygamberi düşman tutmak gibi. [7] Peygambere iman gibi.
29
Yoksa kalplerinde nifak hastalığı bulunanlar, Allah kendilerinin kinlerini ortaya koymayacak mı sandılar?
30
Biz dileseydik, onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. * Sen yine onları sözlerinin ahenginden tanırsın. Allah amellerinizi bilir.
Sonraki 8 ayet →