Ana SayfaMealler › İsmail Hakkı İzmirli
İH

İsmail Hakkı İzmirli

İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli meali ile okumaya başla
Şura 1 / 53
1
Hâ, Mim, [1] Mekke'de nâzil olmuş (53) âyettir.
İ. H. İzmirli 42:1
2
Aym, Sin, Kaf,
İ. H. İzmirli 42:2
3
Yegâne galip ve hakim olan Tanrı bunun gibi [²] sana ve senden evvel gelenlere vahiy eyler. [2] Yâni bu Sûredeki mânâlar, tevhit, nübüvvet ve mead her peygambere vahiy olunmuştur.
İ. H. İzmirli 42:3
4
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O/nundur, O, yücedir, uludur.
İ. H. İzmirli 42:4
5
Gökler Tanrı/nın heybetinden birbiri üzerinde yarılacak gibi oluyor [³]. Melekler Rablerini överek tenzih ederler. Yerde bulunan mü/minler için yarlıganmak dilerler. Haberiniz olsun ki yarlıgayan Zat, Tanrı/dır. [3] Veya Müşrikler üzerinde, yer üzerinde.
İ. H. İzmirli 42:5
6
Tanrı/dan başkasını tapacak edinenleri Allah görüp gözetler. Sen onların işlerine vekil değilsin.
İ. H. İzmirli 42:6
7
Ana kasaba olan Mekke/yi ve etrafındakileri Arapları [⁴] azaptan, bahusus kopmasında şüphe götürecek hiçbir şey bulunmayıp mahlûkatın toplanacağı günden [⁵] korkutmaklığın için sana Arabi Kur/an/ı böyle [⁶] vahiy ettik. Onlara bildir ki birtakımı uçmağa, birtakımı Tamu/ya ayrılacak [⁷]. [4] Veya diğer memleket ahalisini. [5] Bütün halk kıyamet günü toplanacağından o güne «Yevm'il Cem' toplanma günü» denmiştir. [6] Her peygambere kendi diliyle vahiy ettiğimiz gibi. [7] Yani muvahhit ve muti, olanlar uçmağa, (Cennete) müşrik ve asî olanlar Tamuya (Cehenneme) girecekler.
İ. H. İzmirli 42:7
8
Allah dileseydi onları bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini fazl-ı keremiyle daire-i rahmetine sokar, öz nefislerine zulmedenlerin ne yâr ve iş görenleri ne medetkârları yoktur.
İ. H. İzmirli 42:8
9
Yok onlar Allah/tan başka yâr ve iş görenler edindiler. Ellerinden tutacak yâr Allah/tır. Hem o, ölüleri diriltir, her şeye hakkıyle kaadirdir.
İ. H. İzmirli 42:9
10
Herhangi bir şeyde ihtilâf etmişseniz onun hakkında hüküm vermek Allah/a aittir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir, ben her bir işimde yalnız O/na güvenir, O/na müracaat ederim.
İ. H. İzmirli 42:10
11
Gökleri ve yeri yaratan Tanrı, sizin için cinsinizden zevceler yarattığı gibi davarlardan da cinslerinden olmak üzere çiftler yaptı. O, sizi bu yolda artırıyor, O/nun hiçbir misli yoktur, hem O, işitir ve görür.
İ. H. İzmirli 42:11
12
Göklerin ve yerin hâzineleri, anahtarları O/nundur. O, rızkı dilediğine bol bol verir, dilediğine de azar azar verir. Çünkü O, her bir şeyi hakkıyle bilir.
İ. H. İzmirli 42:12
13
O, size, Nuh/a [¹] vasiyet ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim, Musa ve İsa/ya vasiyet eylediğimizi bir din yaptı [²]: Dini doğrultun [³], ayrılığa düşmeyin [⁴], müşrikleri dine dâvetin onlara ağır gelmiştir. Allah dilediğini kendine [⁵] ayırır, hak/ka ve ta/at/a dönen kimseyi de hidayete erdirir. [1] Nuh Aleyhisselâm enbiya-i şeriat'ın birincisi ve en eskisi olmakla onunla başlanmıştır. Hazret-i Nuh'tan evvel ahkâm-ı meşrû'a yoktu. Hazret-i Âdem'in dini, tevhit ve masalihi maaşa maksur idi. Bu hal Nuh Aleyhisselâm zamanına kadar sürdü. Vacibat ve vazaif Hazret-i Nuh ile başladı. [2] Nazm-ı kerim baş tarafta ikinci âyetteki icmali tafsil ediyor. [3] Erkânını muhafaza edin, ona müdavemet edin. [4] Müşterek din, din-i tevhittir. O da birdir. Yalnız onu ikame etme hususunda peygamberlerin yolu ayrıdır. Zikrolunan beş peygamberin şerayi-i muazzame-i müteceddidesi vardır. Bu beşi «Ulul'azam» dir, «ekâbir-i enbiyâ» dır. Onun için burada zikrolunmuştur. [5] Tevhidine.
İ. H. İzmirli 42:13
14
Onların dinde ayrılığa düşmeleri [⁶] ancak kendilerine tevhide ait ilim geldikten sonra oldu [⁷]. Bu da aralarında haset ve inattan dolayı idi. Eğer Rabbinden muayyen zamanlarına kadar cezalarının tehiri hakkında bir söz geçmemiş olsaydı aralarında iş olup biterdi [⁸]. Onlardan sonra Kitab/a vâris olan müşrikler kuvvetli bir şüpheye düşmekle hayrette kalmışlardır [⁹]. [6] Tevhid-i Bâri veya nübüvvet-i Muhammediye hakkında bir kısmının mü'min, bir kısmının kâfir olmaları. [7] Kendilerine gönderilenlere peygamber tarafından hüccet ikame olunduktan veya biset-i Muhammediyeyi bildikten sonra. [8] Dünyada helâk olurlardı. [9] Yani bunların imana gelmemeleri, Ehl-i Kitap gibi hakikati bildikten sonra mahza, dik kafalı olmalarından nâşi değildir. Belki Kur'an-ı mübinde veya peygamberin kendisinde şüphe içinde kaldıklarından nâşidir. Yahut Hıristiyanlar ve Yahudiler kendi Kitaplarında şüphe içinde kalmakla beraber başkalarını da şüpheye düşürüyorlar.
İ. H. İzmirli 42:14
15
İşte bundan [¹⁰] dolayı tevhide dâvet et, sana nasıl buyurulmuşsa bu yolda öyle sabit dur, onların heveslerine uyma, de ki ben Allah/ın indirdiği Kitaba inandım, aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah hem bizim Rabbimizdir, hem sizin Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size. Sizinle aramızda kavga kalmamıştır [¹¹]. Allah kıyamette bizimle sizi bir araya toplayacak, hepimizin dönüşü O/nadır. [10] Bu din tevhitten veya bu ayrılıktan. [11] Çünkü hak zâhirdir, sizin putlarınız aşikârdır. Yahut sizin de dininiz var, bizim de dinimiz vardır, aramızda kavga kalmamıştır.
İ. H. İzmirli 42:15
16
Allah/ın dâveti kabul olunduktan sonra hâlâ İslâmî iptal etmek için çene çalanların iddia ettikleri bütün hüccetleri Tanrı yanında bâtıldır. Onlar Tanrının hışmına, şiddetli azaba uğrayacaklardır.
İ. H. İzmirli 42:16
17
Doğru olmak üzere Kitabı ve teraziyi indiren [¹], Allah/tır. Ne bilirsin? [²] Belki kıyametin kopması yakındır. [1] Veya hakkı tartan, halk arasında müsavi surette muamele eden şeri'at veya adaleti indiren. Kitap ile bak âşikâr olur, şeri'at ile muameleler tartılır. [2] Bilemezsin, belki yalnız vahiy ile bilebilirsin.
İ. H. İzmirli 42:17
18
Ona inanmayanlar istihza ile onun pek çabuk gelmesini isterler. İnananlar ise onun hak olduğunu bilerek dehşetinden telâşa düşerler. Haberiniz olsun ki kıyametin kopması hakkında çene çalanlar haktan uzak bir sapıklığa düşmüşlerdir.
İ. H. İzmirli 42:18
19
Allah, kulları hakkında lûtufkârdır, dilediğine rızk verir, hem O, kavidir, yegâne galiptir.
İ. H. İzmirli 42:19
20
Kim ki âhiret ekinini isterse biz, onun ekinini artırırız. Bilâkis her kim dünya ekinini isterse ona da ondan veririz [³], fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. [3] Yani herkim âhiret sevabını isterse onun mükâfatını artırırız. Herkim dünyayı isterse ona da ondan veririz.
İ. H. İzmirli 42:20
21
Yoksa müşriklerin, Allah/ın izin vermediği bir şeyi kendileri için din gösteren mâbutları mı vardır? Eğer kestirme söz geçmemiş, olsaydı aralarında iş olup biterdi. Zalim olan kâfirler için acıklı bir azap vardır.
İ. H. İzmirli 42:21
22
Sen o gün zalimleri yaptıkları fenalıklardan pek ziyade telâş içinde görürsün, halbuki o korktukları, başlarına gelecektir. İman getirip iyi amel işleyenler uçmak bahçelerinde bulunacaklar, Rableri yanında dilediklerine nâil olacaklar. İşte büyük inayet budur.
İ. H. İzmirli 42:22
23
Bunlar, Allah/ın, iman getirip iyi amel işleyen kullarına müjdelediği mükâfatlardır. De ki risaletimin tebliği hususunda akrabamı sevmenizden başka sizden hiçbir ücret istemiyorum l. Her kim iyilik kazanmışsa onun mükâfatını artırırız, Allah yarlıgar, şükreder [²]. [1] «Mal için peygamberliğe kalkıştın demesinler» diye böyle varit olmuştur. Nitekim her bir peygamber böyle demiştir. Diğer peygamberler ücretlerini Allah'tan istedikleri halde peygamberimiz ücret yerine akrabasının sevilmesini istedi, yahut onların akrabası olduğundan dolayı kendisinin sevilmesini istedi. Yani size yabancılardan ziyade bana ita'at etmek düşer. Şâyet ita'at etmeyecek iseniz bana eza ve cefa etmeyin, akrabalık hakkını gözetin. Veya muhabbetinizi Allah'a, yakınlığa hasretmenizi isterim, bu yolda istemeler hakikat halde ücret değildir. Yahut ben sizden ücret istemem, ancak size akrabamı sevmenizi veya beni sevmenizi veya Allah'a tekarrübü sevmenizi size beyan ediyorum. [2] Yani iyilik edenlerin mükâfatını artırır veya az bir ameli kabul eder.
İ. H. İzmirli 42:23
24
Yok, müşrikler, senin için Allah/a karşı kendiliğinden yalan uydurdu diyorlar. Allah dileseydi kalbine mühür basardı [³], Allah sözleriyle bâtılı bitirir, hak/kı sabit kılar, çünkü O, yüreklerde ne varsa hepsini hakkıyle bilir. [3] Artık onların eza ve cefalarına dayanırdın, bu meşiyet vaki olmuştur. Veya hatırına hiçbir şey getirmezdi; Veya Kur'an hakkında iftira etseydin sana Kur'an-ı unuttururdu, bu meşiyetler vâki olmamıştır.
İ. H. İzmirli 42:24
25
O, kullarının tövbelerini kabul eder, kötülüklerinden vazgeçer, onların bütün yaptıklarını bilir.
İ. H. İzmirli 42:25
26
İman getirip iyi amel işleyen kimselerin dualarını müsteap kılar, inayetinden onların istediklerini de artırır, kâfirler için şiddetli azap vardır.
İ. H. İzmirli 42:26
27
Allah kullarına rızkı genişletseydi onlar yeryüzünde yolsuzluğa sapacaklardı. Fakat rızkı dilediği kadar indirir. Çünkü O, kullarının her halini haber alır ve görür.
İ. H. İzmirli 42:27
28
Kulları ümitsiz bir halde olduktan sonra yağmuru indiren, rahmetini de her yere dağıtan, O/dur. O, mü/minlerin yârıdır, işlerini görendir, övülmüştür.
İ. H. İzmirli 42:28
29
Gökleri, yeri ve bunlardaki [⁴] canlı mahlûkatı yaratması da O/nun kudret-i alâmetlerindendir. Hem O, dilediği zaman onları toplamaya hakkıyle kaadir olur. [4] Veya yer ile gök arasında.
İ. H. İzmirli 42:29
30
Sizin başınıza her ne musibet gelirse o, elinizle kazandığınız fiilin neticesidir. O, birçok günahtan vaz geçer de size musibet vermez.
İ. H. İzmirli 42:30