Ana SayfaMealler › İsmail Hakkı İzmirli
İH

İsmail Hakkı İzmirli

İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli meali ile okumaya başla
Mümin 1 / 85
1
Hâ, Mim. [3] Mekke'de nâzil olmuş (85) âyettir.
İ. H. İzmirli 40:1
2
Kitabın indirilmesi yegâne galip olan, hakkıyle bilen Allah tarafındandır.
İ. H. İzmirli 40:2
3
O, günahı yarlıgayan, tövbeyi kabul eden, ukubette şiddetli, in/am ve ihsanı bol olan Zat/tır. O/ndan başka tapacak yoktur. Dönüş O/nun tarafınadır.
İ. H. İzmirli 40:3
4
Allah/ın âyetlerinde, kâfirlerden başka çene çalan bulunmaz [⁴]. Onların şehirlerde dolaşmaları seni aldatmasın [⁵]. [4] Âyetlere tecavüz etmez, onların iptaline yeltenmez. [5] Ticaret ile gidip gelmelerini, bol bol geçinmelerini aldırma. Sonu fenadır.
İ. H. İzmirli 40:4
5
Onlardan evvel Nuh kavini, onlardan sonra gelen fırkalar da [⁶] peygamberlerini yalancı saymışlardı. Her bir ümmetin maksadı peygamberlerini yakalayıp öldürmekti. Hak/kı ayak altına almak uğrunda boş sözlerle çene çalmışlardı. Ben de onları yakaladım, ukubetim nasıl oldu? Bak azabımdan kurtulabildiler mi? [6] Âd ve Semud kavimleri.
İ. H. İzmirli 40:5
6
Kâfirlere de Rabbinin azap sözü böylece sabit olmuştur: Onlar ateşliktir.
İ. H. İzmirli 40:6
7
Arş/ı taşıyanlar, arş/ın etrafında dolaşanlar Rablerini överek tespih ve tenzih ederler, kalpleriyle O/na inanırlar, mü/minler için yarlıganmak (bağışlanmak) dilerler: «— Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin herşeyi kaplamıştır. Artık tövbe edip yolunda gidenleri yarlığa (bağışla) , onları Cehennem azabından koru».
İ. H. İzmirli 40:7
8
«— Ey Rabbimiz! Onları babalarından, zevcelerinden, zürriyetlerinden salâh halde bulunanları vaadettiğin Cennetlere sok. Çünkü yegâne galip sensin, hakim sensin».
İ. H. İzmirli 40:8
9
«— Onları kötülüklerden koru, dünyada her kimi kötülüklerden korursan kıyamet günü rahmetine kavuşturursun, büyük kurtuluş işte budur».
İ. H. İzmirli 40:9
10
Kâfirler yok mu, ateşe girerlerken [¹] onlara «— Allah/ın sizi düşman tutması bugün öz nefislerinizi [²] düşman tutmanızdan daha şiddetlidir. Çünkü siz dünyada imana dâvet olundunuz da kâfir oldunuz» diye nida olunacak [³]. [1] O esnada keşke yok olsaydık gibi sözler ile öz nefislerine düşmanlık gösterdikleri veya birbirlerini düşman tuttukları zaman. [2] Veya birbirinizi. [3] Veya imana dâvet olunup kâfir olduğunuz zaman Allah'ın âzabı sizin öz nefsinize olan düşmanlıktan daha şiddetlidir diye nida olunacak.
İ. H. İzmirli 40:10
11
Onlar «— Ey Rabbimiz bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin, işte günahlarımızı itiraf ettik, artık buradan çıkmaya bir yol var mıdır?» diyecekler.
İ. H. İzmirli 40:11
12
Bulunduğunuz bu azabın sebebi şudur ki ne vakit size «— Tanrı birdir» denilse siz kâfir olurdunuz, O/na şerik koşuldu mu iman getirirdiniz, bugün hüküm yüce, ulu Tanrı/nındır.
İ. H. İzmirli 40:12
13
Size mûcizeler gösteren, gökten size rızk indiren O/dur. Bu mûcizeleri tevhide dönenlerden başkası hatırlamaz.
İ. H. İzmirli 40:13
14
Artık kâfirler çekemeseler de Allah/a dinde ihlâs ile ibadet edin.
İ. H. İzmirli 40:14
15
O, mertebeleri yükseltir [⁴] arş sahibidir. Kavuşulacak [⁵] gün ile korkutmak için kullarından dilediği kimseye kendi buyurultusuyle peygamberlik ruhunu, vahiy telkin eder. [4] Mü'minlerin derecelerini yahut halkın ulûm ve ahlâkta derecelerini yükseltir. Yahut sıfat-ı celilesi yüksektir. [5] Azaba kavuşulacak, veya halk birbirine kavuşacak.
İ. H. İzmirli 40:15
16
İşte o gün, mahlûkat kabirlerinden çıkarlar [⁶], onların hiçbir işi Allah/a hafi kalmaz. Bugün mülk kimindir? Tek ve kahhar olan Allah/ındır [⁷]. [6] Yahut meydana çıkarlar, ötede beride saklı kalmazlar, amelleri tahir, sırları münkeşif olur. [7] Soran Allah, cevap veren gene Allah'tır. Çünkü hem tek, hem kahhar olan Allah'ın sualine cevap verecek bir fert bulunamaz.
İ. H. İzmirli 40:16
17
Bugün, herkes kazandığı ef/ale göre ceza görür. Bugün, mükâfat ve mücazatta asla haksızlık yoktur. Çünkü Allah çabuk hesap görür.
İ. H. İzmirli 40:17
18
Onları, gelip çatacak olan gün ile korkut. O gün yürekler, korkudan gırtlağa dayanmış, gam ve gussa ile dolmuş bir haldedir. Zalimler için ne candan bir dost, ne sözü tutulur bir şefaatçi bulunamaz.
İ. H. İzmirli 40:18
19
Allah hain gözleri [¹], göğüslerde gizlenen her şeyi bilir. [1] Veya hain bakışlarını.
İ. H. İzmirli 40:19
20
Allah doğrulukla işi bitirir, O/nu bırakarak taptıkları putlar hiçbir işi bitiremezler, çünkü her sözünüzü işiten, her hareketinizi gören, Allah/tır.
İ. H. İzmirli 40:20
21
Onlar yeryüzünde gezip kendilerinden evvel gelenlerin hangi akıbete uğradıklarını görmüyorlar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli, yeryüzünde daha çok eser göstermiş kimselerdi [²]. Allah onları günahları sebebiyle azaba çarptı. Onları Allah/ın azabından koruyan bulunmadı. [2] Yapıları, kaleleri daha çoktu. Veya kılıç kuşanmış, mızrak tutmuş adamlardı.
İ. H. İzmirli 40:21
22
Bu azap şunun içindir ki onlara peygamberleri açık mûcizeler getirmişlerdi, onlar ise kâfir oldulardı, bunun üzerine Allah onları azaba çarptı. Çünkü O, kuvvetli, ukubette şiddetlidir.
İ. H. İzmirli 40:22
23
23, 24. * Biz Musa/yı, Firavun/a, Haman/a ve Karun/a mûcizelerimizle, apaşikâr bir burhanla göndermiştik. Onlar ise Musa hakkında «büyücüdür, yalana dadanmıştır» demişlerdi.
İ. H. İzmirli 40:23
24
23, 24. * Biz Musa/yı, Firavun/a, Haman/a ve Karun/a mûcizelerimizle, apaşikâr bir burhanla göndermiştik. Onlar ise Musa hakkında «büyücüdür, yalana dadanmıştır» demişlerdi.
İ. H. İzmirli 40:24
25
Musa onlara tarafımızdan hak bir din getirince onlar «— Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını diri bırakın [³]» dediler. Kâfirlerin bu hileleri ancak beyhude olmaktan ibaret kaldı. [3] Tekrar yine böyle işkenceye başlayın.
İ. H. İzmirli 40:25
26
Firavun dedi ki «— Beni bırakın ki Musa/yı öldüreyim, o da varsın Rabbini çağırsın da kendisini benden kurtarsın. Çünkü ben onun dininizi değiştireceğinden veya Mısır toprağında fesat çıkaracağından korkuyorum.
İ. H. İzmirli 40:26
27
Musa dedi ki hesap görülecek güne inanmayan her kibirli adamdan hem benim Rabbim, hem sizin Rabbiniz olan Tanrı/ya sığınırım.
İ. H. İzmirli 40:27
28
Firavun ailesinden olup mü/minken imanını gizleyen bir adam Firavun/un etrafında bulunanlara dedi ki «— Rabbim Allah/tır, diyen ve size Rabbinizden açık mûcizeler getiren adamı öldürecek misiniz? Bilfarz o yalancıysa yalanın vebali kendinedir, şayet sözünde gerçekse size vaadettiği azabın bir kısmı başınıza gelir. Çünkü Allah haddin geçeni, yalana dadananı hidayete erdirmez»;
İ. H. İzmirli 40:28
29
«— Ey kavmim! Bugün saltanat sizindir, Mısır toprağında İsrail oğullarına galipsiniz. Musa/yı öldürünce bize Allah/ın azabı gelecek olursa bizi ondan kim kurtarabilir?» Firavun dedi ki «— Ben size ancak muvafık gördüğüm reyi bildiriyorum [¹] ben size ancak doğru bir yol gösteriyorum». [1] Hakkınızda muvafık gördüğüm rey Musa'yı öldürmektir. Bu bapta başka bir reyim yoktur. Onu da size bildirdim; bunun sözüne kulak asmayın. Benim işime mâni olmayın.
İ. H. İzmirli 40:29
30
30, 31. O mü/min olan adam da şöyle dedi: «-— Ey kavmim! Peygamberlerini yalancı saymak mutatları olan Nuh, Âd ve Semud kavmi, ondan sonra gelen kavim gibi güruhların geçirdikleri bir gün gibi bize bir gün gelmesinden [²] korkuyorum. Allah kulları için asla zulüm etmek istemez [³]»; [2] Onların uğradıkları bir akıbet gibi bir akıbete uğramanızdan. [3] Günahsız hiçbir kimseye asla ukubet etmez.
İ. H. İzmirli 40:30