1
Ey nâs! Rabbinizden sakınınız ki sizi bir tek nefisten [²] yaratmış, ondan da zevcesini vücude getirmiş ve onlardan bir çok erkek, kadın türetmiştir. İsmini zikr ile bir diğerinize müracaat ettiğiniz [³] Allah/tan, hısımlıklardan [⁴] sakının. Çünkü Allah her an sizi gözetir.
[1] Yüz yetmiş altı ayet olan bu surei celile Medine'de nazil olmuştur. [2] Âdem Aleyhisselâmdan. [3] Yekdiğerinizden bir şey istediğiniz zaman «Allah için» dediğiniz Allah'tan. [4] Hısımlardan ilişiğini kesmeden, yahut hısımlık hatırı için dediğiniz hısımlıklardan sakının.
2
Yetimlere, baliğ olunca mallarını verin, nâpâki pâk ile değiştirmeyin [⁵]. Yetimlerin mallarını mallarınıza karıştırmakla mallarını yemeyin. Bu, muhakkak büyük bir cürümdür.
[5] Yetimin iyi malını alıp sizin kötü malınızı vermeyin; peşin yetimin malını yiyip sonra parasını vermeye kalkışmayın.
3
Yetim kızları almak hususunda adalet icra etmemekten korkarsanız [⁶] hoşlandığınız kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin. Aralarında insafta bulunmamaktan korkarsanız [⁷] bir ile veya memlûkünüz olan cariye ile iktifa edin. Bu husus adaletten dönmemeğe [⁸] daha yakındır
[6] Zaman-ı Cahiliyette yetim kızların mallarına, güzelliklerine göz dikerek amcazadeler gibi veliler onları nikâh edip haklarını ödemezlerdi; çünkü haklarını müdafaa edecek kimse bulunmazdı. Âyet i Kerime ile bu cihet menedildi. [7] Yani insafsızlık edeceğinizi bilirseniz. [8] Yahut fakre duçar olmamağa.
4
Kadınlara mehirlerini hoşlukla [⁹] verin. Eğer onlar gönül hoşluğu ile size bir şey bağışlarlarsa onu âfiyetle yiyin [¹⁰].
[9] Atiye olarak, güçlük çıkarmayarak veya muktezay-i diyanet ve şeriat olarak. [10] Boğazdan kolaylıkla geçsin, kolaylıkla hazmolunsun. Yahut dünyada da âhirette de ukubet yoktur.
5
Allah/ın, maişetinize kıvam kıldığı emvalinizi [¹¹] elinizdeki yetim mallarını avanaklara vermeyin. Onları o mallardan yedirin, giydirin, hâtırlarını okşayın.
[11] Nazmı-i Celîlde mübalâğa tarikiyle mallar hadd-i zatında kıvam addolunmuştur.
6
Yetimleri nikâh çağına varıncaya [¹²] kadar deneyin [¹³]. Onlarda rüşt-ü salâh görürseniz mallarını kendilerine verin. Siz de o malları israf ile [¹⁴], buyururlar diye tez elden [¹⁵] yemeyin. Veli zengin ise iffet göstersin [¹⁶]. Fakir ise urf veçhile yesin [¹⁷], Onlara mallarını verince şahit tutun. Allah/ın hesap görmesi elverir.
[12] Bülûğ çağına kadar. [13] Onları başı boş bırakmayın. [14] Haksız yere harç eylemek hususunda ifrat dereceye varmak suretiyle. [15] Bâliğ olur olmaz benden alırlar korkusiyle harç hususunda acele etmek suretiyle. [16] Yetimin malından hiç bir şey almasın. [17] Sâ'yine, ihtiyacına göre maldan alsın.
7
Ana babanın, hısımların bıraktıkları mallardan erkeklerin hisseleri olduğu gibi kadınların da hisseleri vardır. Bırakılan mal az olsun, çok olsun. Fark ve takdir olduğu veçhiyle “hepsinin hissesi vardır.
8
Hısımlar [¹], yetimler, yoksullar terekenin taksiminde hazır bulunurlarsa onlara terekeden bir şey verin. Kendilerine güzelce söz söyleyin. [²]
[1] Varis olmayan hısımlar. Âyeti celîle istihap ve tergibe mahmuldür. [2] Başlarına kakmayın.
9
Arkalarından küçük çocuklar bırakmış olsalar onlar hakkında mahrum olurlar diye perva edecek olanlar Allah/tan korksunlar da sakınsınlar [³], dürüst söz söylesinler [⁴].
[3] Yetim işlerinde Allah'tan sakınıp vefatlarından sonra bırakacakları küçük çocuklarına yapılmasını istedikleri şeyi yetimlere de yapmak için vasilere emirdir, yahut Allah'tan korkup hastanın evlâdına kendi evlâdı gibi şefkat ederek malının vasiyet suretiyle başkalarına verilmeyerek yetimlerin zarardan vikayesi için vasiyet esnasında hastayı ziyarette bulunanlara emirdir. Yahut terekenin taksimi esnasında hazır bulunan zuafa-i akrabaya, yetimlere, yoksullara kendi evlâdının da bu halde olmalarını düşünerek şefkat ile onları mahrum etmemek için vereseye emirdir. Yahut vereseyi düşünerek vasiyette israf etmemek hususunda vasiyet edenlere emirdir. [4] Yetimler hakkında gönül alacak söz söylesinler, yahut hastaya «vasiyette israf ederek veresenin hakkını zayi etme» desinler.
10
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler yok mu onlar karınlarını ateş ile doldururlar. Onlar yalımlı ateşe sokulacaklardır.
11
Allah çocuklarınız hakkında erkek için iki kız hissesi kadar hüküm eder [⁵]. Eğer onlar ikiden ziyade kadın ise bırakılan malın üçte ikisi onlarındır. Şayet kadın bir ise yarısı onundur. Meyyitin bir çocuğu varsa ebeveynin her birine terekenin altıda biri verilir. Meyyitin hiçbir çocuğu olmayıp ta ebeveyni varis iseler üçte biri anasınındır [⁶]. Erkek kadın kardeşleri var ise altıda biri anasınındır [⁷]. Bu ahkâm etmiş olduğu vasiyeti tenfizden veya borcu ödedikten sonradır [⁸]. Siz, babalarınızdan ve oğullarınızdan hangisinin faydası size daha ziyade olduğunu bilmezsiniz [⁹]. Allah kendi tarafından farz olmak üzere hükmeder. Çünkü Allah hakkiyle âlimdir, hakimdir.
[5] Veya emreder. [6] Bakisi babasınındır. [7] Bakisi babasınındır. [8] Terekeden ilk evvel borç alınır. Sonra kalırsa üçte birinden vasiyet miktarı alınır. Sonra bakisi miras olarak tevzi olunur. [9] Vereseye hitaptır.
12
Zevcelerinizin çocuğu yok ise terekelerinin yarısı sizindir; şayet çocuğu varsa dörtte biri sizindir; bu ahkâmda ettikleri vasiyeti tenfizden veya borcu edadan sonradır. Eğer çocuğunuz yoksa terekelerinizin dörtte biri zevcelerinizindir. Yine bu ahkâm ettiğiniz vasiyeti tenfizden veya borcu edadan sonradır. Eğer irs aranan erkek veya kadın, çocuğu, babası olmayan kimse [¹] olursa ana bir erkek veya kız kardeş bulunursa bunların her birine altıda bir verilir. Eğer bunlar birden ziyade iseler üçte birde ortak olurlar. Keza bu ahkâm ettiği vasiyeti tenfizden veya borcu edadan sonradır. Bu da zarar vermeksizin olmalıdır [²]. Allah tarafından size bir vasiyettir. Allah hakkiyle âlimdir, yavaştır.
[1] Nazm-ı Celîlde (Kelâle) vârit olmuştur, Kelâle varise sıfat olduğu gibi mevruse de sıfat olur. Mevruse sıfat olursa çocuğu ve babası olmayan meyyittir. Cumhurun kavli budur. Varise sıfat olursa çocuk ve ana ve baba olmayan varis olur. Nazm-ı celîlde vârit olan (Yûris) lâfz-ı şerifi selâsiden alınırsa erkek veya kadın mevrus olursa demektir. Nitekim tercümede bunu ihtiyar ettik. Fakat ef'al babından alınırsa erkek veya kadın varis olursa demektir. [2] Meyyit ölmeden evvel malının üçte birinden ziyade vasiyet etmek, borcu yok iken borç ikrar etmek gibi vereseye zarar verilmemelidir.
13
İşte Allah/ın hududu [³]. Kim ki Allah/a, peygamberine itaat ederse Allah onu, orada daim kılmak üzere, altından ırmaklar akar uçmaklara sokar büyük fevz ve necat budur.
[3] İşte bu ahkâm Allah'ın kullarına beyan ettiği şerayidir.
14
Kim ki Allah/a, peygamberine âsi olur, onun hududunu da tecavüz ederse Allah onu, orada daim kılmak üzere, ateşe sokar. Onun için rüsvay kılıcı bîr azap vardır.
15
Kadınlarınızdan fuhuş irtikâp edenler hakkında kendinizden dört şahit isteyin. Eğer şahitler şehadet ederlerse onları, ölünceye kadar veya Allah onlara kurtulmak için bir yol buluncaya kadar evlerde alıkoyun [¹].
[1] Nâs ile ihtilâttan men edin,
16
Sizlerden fuhuş irtikâp eden iki kişiyi tevbih ile incitin. Eğer o ikisi tövbe edip ıslâh-ı hal eylerse onları incitmeden vaz geçin. Çünkü Allah tevvaptır, rahîmdir [²].
[2] On dördüncü ve on beşinci âyetler (Ezzanî Vezzaniyetü feclidu va... Elaye) ile mensuhtur. Bu mensuh olan iki âyetten evelkisi zaniyeler İkincisi zaniler veya evvelkisi dullar, İkincisi kız oğlan kızlar hakkındadır.
17
Ancak cehaletle kötülük yapmış, sonra ankarip [³] tövbe kılmış olanlar hakkında tövbeyi kabul Allah/a aittir, İşte Allah bunların tövbelerini kabul eder. Allah hakkiyle âlimdir, hakimdir.
[3] Ölmeden evvel.
18
Kötülük yapmakta iken ölüm gelince şimdi tövbe ettim diyenler veya kâfir olarak ölenlerin tövbeleri tövbe değildir. İşte bunlar için acıklı bir azap hazırladık.
19
Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helâl olmaz [⁴]. Verdiğinizin bir kısmını ele geçirmek [⁵] için onları sıkıştırmayın. Meğer ki onlar apaşikâr fuhuş irtikâp ederler. Onlarla güzelce dirilikte bulunan bundan başka sebeple onlardan iğrenirseniz tahammül edin. Olabilir ki siz bir şeyden iğrenirsiniz de o işde Allah birçok iyilik ihsan eder [⁶].
[4] İslâmdan evvel müteveffanın velisi müteveffanın zevcesini terkeden addederdi de ona mehrinden başka bir mehir vermeksizin zorla kendisini alırdı, yahut diğer birine verip mehrini kendisi alırdı, ona bir şey vermezdi veya kadını, zevcinden alacağı mirastan vazgeçirip onu kendine verdirmek için kadını evlendirmekten men ederdi. Nazm-ı celil bu âdet-i keriheyi men hususunda nâzil olmuştur. Yahut zevcesini boşamak istediği halde mehri vermek için güzelce dirlikte bulunmayan alelıtlak erkek hakkında veya alelıtlak kadınları evlenmekten men etmemek için veliler hakkında nâzil olmuştur. [5] Nikâha izin verdikleri surette mehrini almak için izin vermeyip vefat ettiğine göre mirasını almak için. [6] Meselâ hayırlı bir çocuk verir, yahut ülfet ve muhabbet verir.
20
Bir zevce yerine diğer bir zevce almak isterseniz öbürüne mehre bedel bir yığın para vermiş olsanız bile ondan hiçbir şey almayın. Bühtan ederek apaçık bir günaha girerek [¹] o parayı geri alacak mısınız?
[1] Yahut apaçık bir cürüm isnat ederek demektir. Çünkü İslâmdan evvel diğer bir kadını almak için evvelki kadını boşamak isteyenler verdikleri mehri almak için kadına fuhuş isnat ederlerdi. Kabahati olmayan mutallâkadan mehri istirdat ayıptı. Âyet-i Celîle ile bu âdet-i mekruha menedildi,
21
Nasıl alırsınız ki birbiriniz ile yalnızca kalmıştınız [²]. Onlar da sizden sağlam bir misak almışlardı [³].
[2] Karı koca oldunuz. [3] Sizlere haklarını güzelce tutmak veya iyilikle bırakmak emri verilmiştir.
22
Geçmiş başka olmak üzere babalarınızın evlendikleri kadınlar ile evlenmeyin. Çünkü bu, hayasızlıktır, pek müstekreh bir şeydir [⁴], kötü bir yoldur.
[4] Cahiliye zamanında bu nikâh da pek ziyade şayi idi. Buna «Nikâh-ı makt» derlerdi. Nazm-ı Celilde de «makt» vârit olmuştur ki, hakarete makrûn buğz demektir.
23
Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeş kızları, sizi emziren süt analar, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anaları, kendilerine duhul vuku bulan [⁵] karılarınızdan olan yanınızdaki üvey kızınız ile [⁶] evlenmek size haram kılınmıştır. Onlara duhul vaki değilse kızları ile evlenmede sizin için bir beis yoktur. Sulbünüzden [⁷] olan oğullarınızın halileleri de [⁸] iki kız kardeşi cem etmek de size haram kılınmıştır. Ancak geçmiş başkadır. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir.
[5] Yahut duhul vaki olan kadınlarınızın anaları ile taht-ı terbiyenizdeki kızlarınız ile. [6] Evlerinizde taht-ı terbiyenizde bulundurduğunuz üvey kızlarınız. Cumhuru fukahaya göre taht-ı terbiyesinde olmasa da yine nikâh ile almak caiz değildir. Meğer ki kadın medhulün biha olmaya. [7] Oğul edindiğiniz kimselerin zevcesi değil. [8] Halile zevce demektir yahut cariye de şamildir.
24
Memlûkleriniz [¹] den maada kocalı kadınlar ile evlenmek de size haram kılınmıştır. Allah/ın size olan farzını tutun. Bunlardan maadası iffetli olarak zina etmeksizin mallarınızdan sarf ile evlenmeniz için size helâl kılınmıştır. Mütelezziz olduğunuz kadınlara mehirlerini takdir veçhile verin; mehir takdir olunduktan sonra uzlaştığınız hususta bir beis yoktur [²]. Çünkü Allah hakkiyle âlimdir, hakimdir.
[1] Dâr-ı harpte zevci bulunan bir kadını esir edip vaz'ı haml veya hayız ile rahmin çocuktan beraeti anlaşıldıktan sonra aldığınız kadından maada. [2] Mehr-i müsemmadan fazla vermede, zevcenin bağışlamasında.
25
Hür mü/min kadın almağa servetçe gücü yetmeyen kimse memlûkeniz olan mü/min cariyelerinizden [³] alsın [⁴]. Allah sizin imanınızı [⁵] daha iyi bilir. Biri birinizden peyda oldunuz [⁶]. Artık onları sahiplerinin izniyle nikâh edin. Mehirlerini güzelce [⁷] olarak onlara verin; öyle ki iffetli [⁸] olanlar, zinakâr olmayanlar, dost da tutmayanlar. Onlar kocalı olurlar da fuhuş irtikâp ederlerse onlara hür kadınlar hakkındaki ukubetin nısfı ceza verilir. Bu hal [⁹] içinizden zinaya düşmekten [¹⁰] korkanlara sühulet olmak içindir. Sabretmeniz ise hakkınızda hayırlıdır. Allah gafurdur, rahimdir.
[3] Veya genç cariyelerinizden. [4] Yani diğer bir müminin cariyesini alır. [5] Zâhir iman ile iktifa edin. [6] Hepiniz Âdem evlâdısınız; cariye almaktan sıkılmayın. [7] Geciktirmeyerek, oyalamayarak, azaltmayarak. [8] Hem aşikâr hem gizli zinada bulunmayalar. [9] Cariyeyi nikâh ile almak. [10] Yahut galebe-i şehvetle günaha düşmekten.
26
Allah size belli etmeği [¹¹], sizden evvelki peygamberlerin yollarını size göstermeği, tövbenizi kabul etmeği istiyor. Allah hakkiyle âlimdir, hakimdir.
[11] En iyi hususatınızı, size gizli kalan hususatı, ahkâm-ı şeriatı.
27
Allah tövbenizin kabulünü istiyor; şehvetlere uyanlar ise [¹] büsbütün eğri büğrü gitmenizi istiyorlar.
[1] Yahudiler, Nasraniler veya Mecusî veya Zaniler,
28
Allah sizi hafifletmek istiyor [²]; insan zayıf yaratılmıştır.
[2] Şeriatta kolaylık vardır, darlık yoktur. Neye helâl olan şey terk olunuyor?
29
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda boşu boşuna [³] yemeyin; meğer ki aranızda uzlaşmadan hasıl olan bir alım, satım ola. Kendinizi öldürmeyin [⁴]. Allah hakkınızda merhametlidir.
[3] Faiz, kumar, ilâh gibi. [4] Birbirinizi öldürmeyin, kendinizi tehlikeye atarak öldürmeyin.
30
Kim ki haddi aşarak, haksızlık yaparak bunu [⁵] işlerse biz onu ateşe sokacağız, bu ise Allah/a göre kolaydır.
[5] Adam öldürmeği veya caiz olmayan yolda mal yemeği veya her ikisini veya şer'an yasak olanı.
Sonraki 30 ayet →