1
Kitabın indirilmesi yegâne galip ve hakim olan Tanrı tarafındandır.
[3] Mekke'de nâzil olmuş (75) âyettir.
2
Biz, sana Kitabı doğru olmak üzere indirdik, sen de Allah/a dinde ihlâs ile riyasız, şirkten âri olarak ibadet et.
3
Haberiniz olsun ki Allah için olan din, halis olan dindir. Ondan başkasını mâbut edinenler, «— Biz, onlara ancak bizi Allah/a yaklaştırmak emeliyle ibadet ediyoruz» dediler. Allah onların ihtilâf ettikleri şeyi aralarında hükmedip ayıracak. Çünkü Allah yalancı ve nankörlüğe dadanmış kimseyi hidayete erdirmez.
4
Allah çocuk edinmeyi isteseydi yarattıklarından dilediğini seçerdi. O, bundan tamamıyle münezzehtir, yegâne olan, kahhar olan Allah, O/dur.
5
O, gökleri ve yeri hak ve hikmetle yarattı. O, geceyi gündüze, gündüzü geceye dolar [⁴]. O, güneşi ve ay/ı müsahhar kılmıştır, her biri muayyen bir zamana kadar seyr ve cereyan eder. Haberiniz olsun ki O, yegâne galiptir, çok yarlıgayandır (bağışlayandır).
[4] Birini eksiltir, öbürünü artırır, birbiri ardınca getirir.
6
O, sizi bir tek şahıstan yarattı, zevcesini yine ondan yaptı. Sizler için davarlardan sekiz çift [¹] indirdi. Sizi analarınızın karnında üç karanlık içinde [²] türlü türlü yarattı, işte Rabbiniz böyle Allah/tır, mülk O/nundur, O/ndan başka Tanrı yoktur. Böyleyken nasıl O/nun ibadetinden dönüyorsunuz?
[1] Dişili ve erkekli olmak üzere deve, sığır, koyun keçi. [2] Son, rahim, karın karanlıklarında.
7
Eğer nankörlük eder de kâfir olursanız O/na ne. Çünkü Allah sizden müstağnidir, O, kullarının küfürlerine râzı olmaz. Eğer şükrederseniz şükrünüzden hoşnut olur. Hiçbir günahkâr başkasının günahını üzerine almaz. Sonra dönüşünüz O/nadır. Artık O, ne işlediklerinizi size haber verecek. Çünkü gönlünüzde ne varsa hepsini hakkıyle bilir.
8
İnsanın başı sıkıldı mı Rabbine dönerek yalvarır, yakarır. Sonra, ona kereminden bir nimet ihsan etti mi evvelce ettiği niyazı unutur da nâsı Allah yolundan çıkartmak için O/na eş bulur. Ona de ki küfürünle beraber biraz sefa sür. Çünkü sen ateşliklerdensin.
9
O nankör mü iyidir? Yoksa âhiretten çekinerek, Rabbinin rahmetini umarak, gecenin saatlerinde yere kapanarak, ayakta durarak ta/at ve ibadetle vakit geçiren mi? De ki âlim olanla olmayan bir midir? Ancak tam akıllılar ibret alırlar.
10
Tarafımdan onlara de ki ey iman eden kullarım! Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için âhirette iyi mükâfat vardır. Tanrı/nın yeri de geniştir. Musibete katlananlara yalnız onlara sayısız mükâfat verilir.
11
De ki ben Allah/a dinde ihlâs ile ibadet etmek için emrolundum,
12
Müslümanların ilki olmakla da emrolundum.
13
De ki şâyet Rabbime karşı gelecek olursam o müthiş günde vâki olacak azaptan korkarım.
14
De ki «— Ben, Allah/a dinde ihlâs ile ibadet ederim,
15
Haydi siz de O/ndan başka dilediğinize ibadet edin»; de ki ziyana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır. Haberiniz olsun ki âşikâr bir ziyan, işte budur.
16
Onların üzerlerinde ateşten gölgelikler bulunduğu gibi altlarında yine ateşten gölgelikler [¹] vardır. İşte bununla Allah kullarını korkutur [²]. Kullarım! Benden sakının.
[1] Döşekler, kilimler. [2] Yani benim kastim azap değildir. Belki cehalet ve dalâleti bırakmanız için sizi korkutuyorum.
17
«Tâğut»a tapmaktan kaçınıp Allah/a sığınanlar için müjde vardır. Sözleri dinleyip en güzeline [³] tâbi olan kullarıma müjdele.
[3] Sözün güzelini, kötüsünü işitip güzel söyleyip kötü sözden kaçınanlar Kur'an ve başka sözü işitip Kur'ana tâbi olanlar - Kur'an ve hadisi işitip hükmüne tâbi olup, müteşabihin-i hakka tefviz edenler - azimet ve ruhsatı işitip azimeti alıp ruhsatı bırakanlar - bâtıl ile hak'kı ayırıp efdal olanları sıra tertibi ile alanlar.
18
İşte Allah/ın hidayete erdirdiği kimseler bunlardır. Tam akıllı olanlar da bunlardır.
19
Sen azaba müstahak olanı koruyabilir misin? Ateşte bulunanı kurtarabilir misin? [⁴]
[4] Veya onların işi elinde midir? Azaba müstahak olanı, yani ateşte bulunanı kurtarabilir misin?
20
Fakat Rablerinden sakınanlar için birbiri üzerine yapılmış çardaklar, yüksek köşkler vardır ki altlarından ırmaklar akar. Bu, Allah/ın vaadettiği mükâfatıdır. Allah vaadinden caymaz.
21
Görmüyor musun ki Allah gökten yağmur yağdırmış, yeryüzünde ondan pınarlar vücude getirmiş, onunla çeşit çeşit renkli ekin çıkarıyor, ekinleri, kuruyunca sen onu sararmış görürsün, bilâhare onu ufaltıyor, tane yapıyor. İşte bunda tam akıllılar için ibret vardır.
22
Allah, kalbini İslâm için açmakla Rabbi tarafından büyük bir nura [¹] mazhar olan kimse, katı yürekli kimseyle bir midir? Allah/ı zikre karşı münşerih olacak yerde katı yürekli olanların vay hâline! İşte bunlar açık bir sapıklık içindedir.
[1] Allah'ın âyetlerini müşahade esnasında kalbine feyezan eden lûtf-u ilâhi'ye, tevfik-i süphaniye, marifet-i bariye, hidayet-i rabbaniyeye.
23
Allah, sözün en güzelini [²] birbirine benzer [³] ikişer ikişer olarak [⁴] bir Kitap halinde indirmiştir. Rablerinden korkanlar onu dinledikleri zaman korkularından tüyleri ürperir, sonra Allah/ın mağfiretini zikredince onlardan korku gider. Tüyleri açılır, yürekleri yumuşar. İşte bu Allah yoludur ki dilediğini o yola götürür, Allah her kimi şaşırtırsa ona yol gösteren hiçbir kimse bulunmaz.
[2] Lâfzı ve mânâsı itibariyle en güzel söz olan Kur'an-ı Kerîm'i. [3] Biribirini teyit eder. İcazda, nazımda, sıdıkta birbirine benzer, onda asla tenakuz ve ihtilâf bulunmaz. [4] Vaad ve vait, tehdit ve tebşir, rahmet ve azap, yer ve gök, uçmak ve tamu, zulmet ve ziya ve emir ve nehiy. Yahut zihinde iyice yerleşmesi için kısası, ihbarı, ahkâmı, mevaizi mükerrerdir.
24
Kıyamet günü eli bağlı olup yaman bir azaptan yüzü ile kendini koruyan kimse, azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere kazandığınız amellerin cezasını çekiniz denir.
25
Onlardan evvelkiler de peygamberlerini yalancı saydılar da farkında olamadıkları bir yerden kendilerine azap gelip çatmıştı.
26
Artık Allah onlara dünya diriliğinde rüsvaylığı tattırdı. Âhiret azabı ise daha dehşetlidir. Bilseler ibret alırlardı.
27
* Halk nasihat kabul etsinler, diye bu Kur/an/da onlara her şeyden misal getirdik.
28
Sakınsınlar diye Kur/an/ı Arap diliyle hiçbir eğrilik bulunmadığı halde indirdik.
29
Allah şöyle bir misal getirir: Kölelerden bir adamın huysuz, birkaç müşterek ağası olsun [⁵], diğer bir adamın da ortaksız tek bir ağası bulunsun [⁶]. Bu ikisinin halleri bir midir? [⁷] Tanrı/ya hamdolsun ki O/nun şeriki yoktur. Fakat onların pek çoğu bu hakikati bilmezler.
[5] Köle benimdir, benim işimi görsün diye kavga eden ağalarına karşı köle şaşırır kalır. [6] Yahut birbirinin aleyhinde olan birkaç kişinin malı olan bir köle ile tek bir adamın malı olan bir köle. [7] Çok ağaları bulunan köle hiç birinin has malı değildir. İşini hiç birisi tamamiyle göremez. Köleye yazık olur, köle zayi olur. Müşrik de böyledir, o da zayi olur. Fakat bir ağanın malı olan kölenin bütün işini o ağa görür, köleye yazık olmaz, köle zayi olmaz, muvahhid de böyledir.
30
Ya Muhammed! Sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Sonraki 30 ayet →