1
Kulluk makamında saf saf duranlar hakkı için,
[1] Mekke'de nâzil olmuş (182) âyettir.
2
Halkı günahlardan men/edenler hakkı için,
3
Kitap okuyanlar hakkı için [²]
[2] İlmiyle âmil olan âlimlerin sıfatlarıdır. Gazilere de sıfat olabilir. Harp meydanında saf teşkil edenler, düşmanı cihat meydanından sürenler veya atları cihat meydanına sürenler, âyat-ı ilâhiyeyi tilâvet edenler hakkı için. Meleklere de sıfat olabilir: Kulluk makamında bedi' bir saf teşkil edenler, men'edenler, tespih ve takdise mülâzim olanlar hakkı için. Kısas-ı pak nefislere yemin olunuyor. Nazm-ı kerîmde İslâm milletlerinin cehalet ve dalâletten tahlisi ile kalblerinin pâk kılınmalarına işaret vardır,
5
O, göklerin, yerin ve aralarında bulunanların Rabbidir. Gün doğan ve batan yerlerin de Rabbidir.
6
Yakın olan gökyüzünü yıldız donanmalarıyle donatan biziz.
7
Onu boyun çeken her şeytandan da [³] koruduk.
[3] Veya yıldızların tevhit ve Kudret i Bâri'ye delâlet etmesini mütemerrit olan nüfus-u habisenin idrak etmemesi için bir perde çektik.
8
8, 9. Onlar, meclis-i âliye [⁴] kulak veremezler. Horlukla kovulmak üzere, her bir taraftan mermiye uğrarlar [⁵].
[4] Meleklere veya Âdem evlâdının eşrafı olan peygamberlere. [5] Yahut o nüfus-u habisenin kalbleri her taraftan kahır mermilerine tutulur da hakkı anlayamazlar.
9
8, 9. Onlar, meclis-i âliye [⁴] kulak veremezler. Horlukla kovulmak üzere, her bir taraftan mermiye uğrarlar [⁵].
[4] Meleklere veya Âdem evlâdının eşrafı olan peygamberlere. [5] Yahut o nüfus-u habisenin kalbleri her taraftan kahır mermilerine tutulur da hakkı anlayamazlar.
10
Meğer ki biri bir kere söz kapabilsin [⁶], hemen pek parlak bir ateş şûlesi onun peşinden yetişip onu yakar [⁷].
[6] Veya nüfus u habiseden (kötü kimseler) biri peygamberden Allah sözünü sür'atle alıp kaçan gibi almış olup onu garazına uydurarak başkalarını iğvaya kalkışsın. [7] Veya nuranî bir şu'le kalbi yakar, o sözü unutturur, iğvaya kaadir olamaz.
11
Onlara sor ki yaratılış itibariyle onlar mı daha kuvvetli, daha güçlüdür? Yoksa bu yarattıklarımız mı? Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
12
Hayır, sen kâfirlerin hâline taaccüp ediyorsun, onlarsa senin taaccübünü maskaralığa alıyorlar.
13
Onların âdeti budur ki kendilerine bir nasihat verilse ibret almazlar,
14
Bir mûcize görseler onu maskaralığa alırlar.
15
Ve şöyle derler: «— Bu belli bir büyücülükten başka bir şey değildir.»
16
«— Biz öldükten, toprak, kemik hâline döndükten sonra tekrar dirileceğiz öyle mi?
17
Bizden evvel gelen babalarımız da mı dirilecekler?»
18
De ki evet, zelil olduğunuz halde dirileceksiniz.
19
Ancak şiddetli tek bir ses yetecek [⁸]. Hemen onlar dirilip bakakalacaklar [⁹].
[8] Yani güç bir şey değildir. [9] Haklarında yapılacak muameleye muntazır olurlar.
20
«— Eyvah bize! İşte bu ceza günüdür» diyecekler.
21
Onlara «— İste bu, yalan saydığınız ayrılma günüdür [¹⁰]» denecek.
[10] Hak ile bâtılın ayrılacağı kıyamet günü.
22
Meleklere «— Öz nefislerine zulmeden müşrikleri eşleriyle [¹¹], Tanrı/yı bırakarak taptıklarıyle beraber birarada toplayın.
[11] Yani cins cins.
23
23, 24. Onlara Cehennem yolunu gösterin, hapsedin. Çünkü onlar sorguya uğrayacaklardır» denecek.
24
23, 24. Onlara Cehennem yolunu gösterin, hapsedin. Çünkü onlar sorguya uğrayacaklardır» denecek.
25
Onlara da «— Siz niye birbirinize yardım etmiyorsunuz?» denecek
26
Hayır, onlar bütün buyurultuya boyun bükeceklerdir.
27
Tâbi ile metbu/lar birbirlerinden soruşmaya başlayacaklar.
28
Tâbi/ler metbu/lara diyecekler: Siz bize sağ taraftan [¹] geliyordunuz.
[1] Yani kuvvetli delillerle veya bizi zorla azdırmaya geliyordunuz veya yemin ederek geliyordunuz.
29
Metbu/lar diyecekler ki «— Hayır siz zaten mü/min değildiniz ki sizi azdırmış olalım.
30
Sizi zorlayacak hiçbir kuvvetimiz yoktu, belki siz taşkın bir cemaattiniz.
Sonraki 30 ayet →