1
Yâ, Sin [²] *,
[1] Mekke'de nâzil olmuş 83 âyettir. [2] «Yasin» «Taha» gibi Peygamberimizin ismi de olur.
2
Hikmetle dolu Kur/an hakkı için,
[3] Yahut doğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.
3
Sen muhakkak, gönderilen peygamberlerden birisin,
[4] Bunu tasdik etmeyenler hakkında galib-i yektadır, edenler hakkında da merhametlidir.
4
Doğru yol üzeresin [³].
[5] Artık hakka boyun eğmezler, bakmazlar.
5
Kur/an yegâne galip olan ve bağışlayan [⁴] Zat/ın indirdiği bir kitaptır.
6
Bununla peygamberlerin ardı arası kesildiği zaman babaları Allah azabıyle korkutulmadıklarından dolayı gafil kalan bu cemaati korkutacaksın.
7
* Onların pek çoğuna azap sözü sabit olmuştur. Artık onlar inanmazlar.
8
Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanacak, başlarını dimdik tutacak lâleler vurduk [⁵].
9
Onların önlerine, arkalarına setler koyduk, onların gözlerini bağladık, artık onlar doğru yolu göremezler.
10
Onları Allah azabıyle korkutsan da, korkutmasan da birdir, yine inanmazlar.
11
Sen yalnız Kur/an/a tâbi olup esirgeyen Tanrı/yı görmeksizin ondan korkanı Allah azabıyle korkutabilirsin. Böylesini yarlıganma ve pek iyi mükâfatla müjdele.
12
Ölüleri dirilten biziz, herkesin ileri koydukları işi, bırakacakları eserlerini yazan da biziz. Biz her şeyi açık bir Kitapta, Levh-i Mahfuz/da zaptetmişiz.
13
O kasabalıları onlara misal getir [¹]. Hani o kasabaya tarafımızdan gönderilmiş birtakım peygamberler, elçiler gelmişlerdi.
[1] Onlara bu kasabalıların hikâyesini beyan et.
14
Biz onlara iki kişi gönderdiğimizde onlar bu ikisini yalancı saymışlardı. Biz de onları bir üçüncüsüyle takviye etmiştik. Üçü de «— Biz size dâvet için gönderilmişiz» demişlerdi.
15
Kasabalılar «— Siz bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz, esirgeyen Tanrı hiçbir şey indirmemiştir. Siz yalandan başka bir şey demiyorsunuz» dediler.
16
16, 17. Peygamberler «— Bizim size gönderildiğimizi Rabbimiz bilir [²]; bize aşikâr surette peygamberliği tebliğ etmekten başka hiç şey «düşmez» dediler.
[2] «Rabbimiz bilir» cümlesi yemin hükmündedir.
17
16, 17. Peygamberler «— Bizim size gönderildiğimizi Rabbimiz bilir [²]; bize aşikâr surette peygamberliği tebliğ etmekten başka hiç şey «düşmez» dediler.
[2] «Rabbimiz bilir» cümlesi yemin hükmündedir.
18
Kasabalılar «— Siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bundan vazgeçmezseniz sizi taşlayacağız. Tarafımızdan size acıklı bir azap dokunacak» dediler.
19
Peygamberler «— Uğursuzluk küfrünüzden dolayı sizdedir. Size nasihat ve ihtar olunmuşsa onu uğursuzluğa mı hamlediyorsunuz? Hayır, siz haddi aşan bir cemaatsiniz» dediler.
20
Şehrin kenarından bir adam [³] koşup geldi, dedi ki «— Ey kavmim! Peygamberlere tâbi olun»
[3] Elçiler Hazret-i İsa'nın elçileriyse kasaba Antakya, bu adam da Habip Neccar olur.
21
Sizden dâvet için ücret istemeyip doğru yolda bulunan kimselere tâbi olun».
22
[⁴] «— Beni yaratana niye tapmayayım? Siz O/na döneceksiniz.
[4] Ona «— Sen onların dininde misin?» diye sormakla o da onlara böyle cevap veriyor.
23
O/nu bırakarak putları mâbut edinir miyim? Esirgeyen Tanrı bana bir zarar vermek istese onların şefaatleri bana hiçbir fayda vermez. Onlar beni de kurtaramazlar.
24
O takdirde ben açık bir sapıklıkta bulunmuş olurum.
25
İşte ben Rabbinize iman ettim, artık beni dinleyin» [⁵].
[5] Veya imanımı işitin, huzur-u Bâri'de bana şahit olun.
26
26, 27. Ona «— Cennete girin» denildi. O «— Keşke kavmim, Rabbimin beni yarlıgadığını, beni ağırladıkları kimseler meyanında bulundurduğunu bilseydi!» dedi.
27
26, 27. Ona «— Cennete girin» denildi. O «— Keşke kavmim, Rabbimin beni yarlıgadığını, beni ağırladıkları kimseler meyanında bulundurduğunu bilseydi!» dedi.
28
Biz bundan sonra onun kavmine helâkleri için gökten hiçbir asker göndermedik. Biz asker indirecek de değiliz.
29
Onlara yalnız korkunç bir ses yetti, hemen kor gibi söndüler.
30
Yazık şu kullara ki kendilerine hangi bir peygamber gelse onu eğlenceye alırlar!
Sonraki 30 ayet →