1
Gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer, dörder kanatlı melekleri elçi yapan [⁶] Allah/a hamdolsun. O yarattığı şeyde dilediğini artırır. Çünkü Allah her şeye hakkıyle kaadirdir.
[5] Mekke'de nâzil olmuş (45)vâyettir. [6] Bazı müfessirîn indinde kanatlardan cihet maksuttur. Kanatlar sürat-i seyirden kinayedir.
2
Allah/ın nâs/a açtığı rahmetini tutacak, onu tutunca da tuttuğunu salıverecek hiçbir fert yoktur. O, yegâne galiptir, hakimdir.
3
Ey nâs! Allah/ın size olan nimetini yâdedin. Allah/tan başka size gökten ve yerden rızk veren bir yaratan var mıdır? O/ndan başka tapacak yoktur. Artık niye tevhitten dönüyorsunuz?
4
Eğer onlar seni yalana sayarlarsa üzülme. Çünkü senden evvel peygamberler de yalana sayılmışlardı. İşler yalnız Allah/a döner.
5
Ey nâs! Allah/ın haşr ve ceza hakkındaki vaadi elbet olacaktır. Sakın sizi dünya diriliği aldatmasın, aldatıcı kuruntular sizi Allah/a mağrur etmesin.
6
Çünkü şeytan düşmanınızdır. Onu düşman bilin. O ancak taraftarlarını cehennemlik olsunlar diye hevesata ittiba/a davet eder.
7
Kâfirler için şiddetli azap vardır. İman edip iyi amel işleyenler için de yarlıganma ve büyük bir mükâfat vardır.
8
Kötü işi kendisine bezenip de onu hoş gören onlar gibi midir? Çünkü Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de hidayete erdirir. Artık sapıklara karşı iç üzüntüsüyle kendini helâk etme. Çünkü Allah onların işlediklerini hakkıyle bilir.
9
Bulutu harekete getirmek üzere rüzgârları gönderen, Allah/tır. Biz bulutu kuru bir memlekete süreriz, onunla yere kuruyken taze can veririz. İnsanları diriltmek de işte böyledir.
10
Her kim şan ve şeref isterse Allah/tan istesin. Çünkü bütün şan ve şeref Allah/ındır [¹]. Güzel bir söz [²] O/na yükselir [³], iyi amel onu dergâh-ı Bâri/ye kaldırır [⁴]. Kötülükleri gizli kuranlar için şiddetli azap vardır. Onların gizli kurdukları şeyler yok olur.
[1] Müşrikler putlarla şeref buluyorlardı. Nazm-ı âti ile şeref aranacak şeyler beyan buyuruluyor. [2] Zikrullah, kelime-i tevhit, «Sübhanallahi velhamdüllillâhi ve Lâilâhe illallah vallahü Ekber» gibi sözler. [3] Onu işitir. [4] Amelsiz kul makbul olmaz veya Allah iyi ameli yükseltir, iyi söz iyi ameli yükseltir.
11
Allah sizi evvelâ topraktan, sonra da dökülen sudan yarattı. Sonra sizi çift [⁵] yaptı, Allah/ın ilmi olmadıkça hiçbir kadın gebe olmaz, doğurmaz. Uzun ömürle muammer olan, ömrü kısalan hiçbir kimse yoktur ki Kitapta yazılı olmasın. Bu husus Allah/a göre kolaydır.
[5] Karı, koca.
12
İki derya [¹] bir olmaz. Biri tatlı, susuzluğu giderir, içerken kolay kolay boğazdan geçer; diğeri tuzlu, acı. Siz her birinden taze et, balık yersiniz, takındığınız inci ve mercan gibi ziynetleri çıkarırsınız. O/nun inayetinden rızk isteyip nimetlerine şükür etmeniz için o denizlerde gemilerin, suları yarıp yüzdüğünü görürsün.
[1] Büyük ırmaklar Arap ıstılahında deryadır. İki derya mü'min ve kâfir için birer misaldir.
13
O, geceyi gündüze katar. Gündüzü de geceye katar [²] ve O, güneşi, ay/ı da müsahhar kılmıştır: Her biri muayyen bir müddete kadar seyr ve cereyan eder. İşte Rabbiniz böyle bir Allah/tır. Mülk ve tasarruf O/na mahsustur. O/ndan başkasına taptıklarınız hurma çekirdeğinin zarı kadar bir şeye mâlik değildir.
[2] Kâh gece, kâh gündüz ziyade olur. Geceyi de gündüzü de uzaltır, kısaltır.
14
Onları çağıracak olsanız çağırmanızı işitmezler, işitseler de size cevap veremezler. Kıyamet günü sizin şerik koşmanızı tanımazlar [³]. hiçbir kimse size haberdar olan Zatın haber verdiği gibi haber vermez [⁴].
[3] Sizden ilişiği keserler. [4] Yani Allah gibi sana kimse haber vermez. Bu söz bir meseldir. Her beliğ olan mütekellim sözün nihayetinde böyle söyler.
15
Ey nâs! Sizler Allah/a muhtaçsınız. Allah ise her şeyden müstağnidir, övülmüştür.
16
O, dilerse sizi yok eder, yerinize başka bir mahlûk getirir.
17
Bu da Allah/a göre güç değildir.
18
Hiçbir günahkâr başkasının yükünü yüklenmez. Şâyet ağır yüklü bir kimse yükünü taşımak emeliyle başka birini çağırsa o kimse hısımı olsa da yine o yükü taşımaz. Sen yalnız Rablerini görmeden korkanları, namazı dosdoğru kılanları Allah azabıyle korkutabilirsin. Her kim kendisini maasiden pâk tutarsa yalnız kendi nefsi için pâk tutmuş olur, herkesin varışı Allah/adır.
20
Karanlık ile aydınlık [¹],
[1] Kâfirle mü'min, küfürle iman.
21
Gölge ile sıcak [²] bir değildir.
[2] Rahatla sıkıntı, Cennetle Cehennem, sevapla ikap.
22
Dirilerle ölüler [³] de bir değildir, Allah dilediğine hakk/ı işittirir. Sen kabirlerde bulunan ve ölü gibi olan kâfirlere söz işittiremezsin.
[3] Mü'minlerle kâfirler veya âlimlerle cahiller
23
Sen Allah azabıyle korkutur bir peygamberden başka bir şey değilsin.
24
Biz seni müjde verici, Allah azabıyle korkutucu olarak hak din ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki o ümmet içinde Allah azabıyle korkutacak biri [⁴] gelip geçmiş olmasın.
[4] Gerek peygamber olsun, gerek onların dinleri üzere bir âlim bulunsun.
25
Onlar, seni yalancı sayarlarsa üzülme. Çünkü onlardan evvelki peygamberleri de yalancı saymışlardı. Halbuki peygamberleri onlara açık mucizeler, sayfalar, ışık saçan Kitaplar getirmişlerdi.
26
Sonra kâfirleri azaba çarptım. Benim ukubetim nasıl şiddetli oldu? Görüp ibret alsınlar.
27
Görmüyor musun ki Allah gökten yağmur indirmiştir, biz onunla çeşit çeşit renkli meyveler çıkardık. Dağlardan da kimi ak, kimi kızıl olmak üzere türlü türlü renkte ve kapkara yollar peyda ettik [⁵].
[5] Veya türlü türlü renkte yollar, bir de kapkara kayalar peyda ettik.
28
İnsanları da, yerde yürür hayvanları da, davarları da böyle çeşit çeşit renkte yaptık. Allah/tan, kulları içinde yalnız âlimler korkarlar. Çünkü Allah yegâne galiptir, yarlıgayandır.
29
Allah/ın Kitabını okuyan, namazı dosdoğru kılan, rızk olmak üzere verdiğimiz şeylerden gizli ve âşikâr hayra sarfeden kimseler yok mu, onlar durgunluğu olmayacak bir ticaret umarlar.
30
Allah bununla onların mükâfatlarını tamamıyle verecek, inayetinden de artıracaktır. Çünkü O gafur, şükürgüzardır [⁶].
[6] Günahlarını yarlıgar, mükâfatlarını ziyadesiyle verir.
Sonraki 15 ayet →