1
Ey peygamber! Allah sakınmada sebat et, kâfirlere ve münafıklara itaat etme, çünkü Allah hakkıyle âlimdir, hakimdir,
[1] Medine'de nazil olmuş (73) âyettir.
2
Rabbin tarafından sana vahiy olunan şeye tâbi ol. Çünkü Allah onların işlediklerinden haberdardır.
3
Allah/a mütevekkil ol, Allah/ın işine vekil olması elverir.
4
Allah hiçbir kimsenin bedeni içinde iki kalb yaratmadı, bunu yapmadığı gibi «Zıhar/ da» [²] bulunduğunuz zevcelerinizi, size ana yapmadı. Oğulluk edindiğiniz kimseleri size hakikî oğul kılmadı. Bu, ağzınızda dolaşan sözlerdir [³], Allah doğru söyler, doğru yola götürür.
[2] Cahiliyyet zamanında bir şahıs zevcesine «senin arkan anamın arkası gibi» demekle kadın ebediyyen haram oluyordu. Arka azanın direği olmakla zat ifade eden azada arka hükmündedir. Zahar'ın (Zahar) hükmü Mücadele süresinde gelecektir. [3] Behaim sözü gibi ağızdan çıkan, hakikatten âri olan sözlerdir.
5
Oğullukları babalarının adiyle çağırın. Bu hal Allah yanında hakkaniyete daha uygundur. Şâyet onların babalarını bilmiyorsanız onlar sizin dinde kardeşlerinizdir, dostlarınızdır [⁴]. Yaptığınız hatalarda size vebal yoktur. Fakat nehiy olunduktan sonra kalbinizin kastettiği şeylerde vebal vardır. Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
[4] Veya amcazadeleriniz, azatlı kölelerinizdir.
6
Peygamber bütün hususatta mü/minlerin yanında kendilerinden daha sevgilidir, onun zevceleri nikâhın haram olması hususunda da mü/minlerin analarıdır. Aralarında hısımlık bulunanlar Allah/ın Kitabında [⁵] olduğu gibi miras hususunda birbirlerine mü/minlerden, muhacirlerden daha lâyık ve yakındır. Şu kadar ki hısım olmayan dostlarınıza vasiyet ile iyilik edebilirsiniz. Bu hüküm Kitapta yazılıdır.
[5] Levh-i Mahfuz'da veya indirdiği âyetlerde.
7
Hani biz, peygamberlerden, hususan senden, Nuh, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa/dan misak almıştık. Onlardan misak [¹] almada ağır davrandık.
[1] Bu misak evvelki misaktan ibarettir.
8
Allah bununla sadık olanlardan sıdıklarını [²] soracaktır. Kâfirler için de acıklı azap hazırlamıştır.
[2] Vazifelerini hüsn-ü ifa edip etmediklerince.
9
Ey mü/minler! Size askerler [³] hücum ettiği anda Allah/ın size olan nimetini yâd edin. Bunun üzerine biz onlara rüzgâr ve görmediğiniz askerler göndermiştik. Allah işlediklerinizi görür.
[3] Hendek veya Ahzab muharebesinde müttefikin askerleri.
10
Hani, o vakit onlar üst tarafınızdan, alt tarafınızdan hücum etmişlerdi de gözler donup kalmış [⁴], yürekler de gırtlaklara kadar gelmişti [⁵]. Allah hakkında da türlü türlü zanda bulunmuştunuz [⁶].
[4] Can cana, başbaşa kalmıştınız. Yalnız düşman tarafına bakıyordunuz. [5] Yüreğiniz pek ziyade atıyordu, hemen hemen nefes kesilecekti. [6] İmanı zayıf olanlar selâmetten ümit kesmişlerdi.
11
İşte orada mü/minler denenmiş, şiddetli bir surette sarsılmıştılar.
12
Hani, münafıklar ve kalblerinde za/f-ı iman hastalığı bulunanlar «— Allah ve peygamberinin nusrat ve muzafferiyet hususundaki vaadi bizi aldatmadan başka bir şey değildir» demişlerdi.
13
Hani münafıklardan bir güruh «— Ey Yesrib ahalisi [⁷]! Burası sizin için durulacak yer değildir [⁸], dönün» demişlerdi. Onlardan bir güruh ise peygamberden izin isteyerek «— Evlerimiz açıktır» demişlerdi. Halbuki onların evleri açık değildi. Onlar cenkten savuşmaktan başka bir şey istemiyorlardı.
[7] Yesrib Medine'nin eski ismidir. Peygamberimiz bu isimden hoşlanmazdı, peygamberimizin hoşlanmadığı ismi kullanıyorlardı. [8] Araplar bütün bize düşman oldular, artık orduda işiniz ne!
14
Şâyet Medine/nin etrafından muharipler tarafından evlerine girilse de dinden dönmeye, Müslümanlarla mukateleye davet olunsalardı eğlenmeyip az bir vakitte ona icabet ederlerdi.
15
* Halbuki bundan evvel cenkten arka verip dönmeyeceklerine dair Allah/a karşı ahitte bulunmuşlardı [⁹]. Allah/ın ahti kıyamette sorulacak.
[9] Uhut gazvesinden sonra bundan böyle kâfirlerle kavgadan dönmeyeceklerine dair ahdetmişlerdi.
16
Onlara de ki «— Ölümden veya öldürülmeden kaçarsanız size bir fayda vermez. Bu halde bile [¹] dünyada geçinmeniz pek az sürer».
[1] Kaçmanız size bir fayda verse bile.
17
Onlara de ki «— Allah hakkınızda bozgunluk gibi bir fenalık veya bir merhamet ve muzafferiyet istese acaba ondan sizi kim menedebilir? Onlar Allah/tan başka ne bir yâr, ne bir medetkâr bulamazlar.»
18
Allah içinizden peygambere yardım hususunda ağır davranan münafıkları, kardeşlerine de «— Bizim yanımıza gelin, beyhude kendinizi helâk etmeyin» diyenleri [²] elbette bilir. Kavgaya ancak onlardan azı gelir.
[2] Beni Kureyza Yahudilerini.
19
Onlar size yardımda cimridirler. Fakat düşman korkusu geldi mi derhal ölümün dehşetinden bayılıp gözleri dönük kimseler gibi sana baktıklarını görürsün. Korku gidince [³] yine malda cimrilik ederek keskin dillerini size uzatırlar [⁴]. İşte böyleleri imana gelmiş değillerdir. Allah onların amellerini beyhude kılmıştır. Bu iş Allah/a göre kolaydır.
[3] Siz galip olursanız. [4] Mali ganimetten dolayı sizi incitirler.
20
Bunlar, korkaklıklarından müttefikin askerlerinin henüz çekilip gitmediği zannında bulunurlar. Şayet müttefikin askerleri bir daha gelecek olsalar korkularından bedeviler arasında bulunmayı temenni ederler ki gelen geçenden ne halde bulunduğunuzu sormuş olsunlar [⁵]. Şâyet aranızda bulunsalar bile gösteriş yaparak, ârdan korkarak ancak pek az cenge girişirler.
[5] Aralarında şöyle konuşurlar: Müslümanlar galip olurlarsa ganimeti paylaşalım, kâfirler galebe edecek olurlarsa onlarla beraber olalım.
21
* Sizin için, Allah/ı ve âhiret gününü umanlar, Allah/ı çok ananlar için Allah/ın peygamberinde uyulacak ne güzel şeyler vardır [⁶]!
[6] Allah'ın peygamberine bakın ki ne sıkıntılar çekmiştir, sizler de onun gibi sıkıntılara katlanın. O, size örnek olsun.
22
Mü/minler müttefikin askerlerini görünce «— Allah ve peygamberinin bize vaadettiği nusrat budur. Allah ve peygamberi vaadinde gerçektir» dediler. Bu hal onların iman ve teslimiyetlerini artırmaktan başka bir şey yapmadı.
23
Mü/minlerden öyle mert adamlar vardır ki Allah ile olan ahitlerinde sadık çıktılar [¹]. Onların bir kısmı ahtini yerine getirip şehit oldu. Bir kısmı ise şehadeti bekliyordu. Onlar ahitlerinden hiçbir şey tebdil etmemişlerdi.
[1] Kavga meydanında sebat ettiler.
24
Allah buna karşı sadıklara sıdıklarından dolayı mükâfat verecek, münafıkları da dilerse azaba duçar edecek veya tövbelerini kabul eyleyecektir [²]. Çünkü Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
[2] Tövbe ederlerse tövbelerini kabul edecek, tövbe etmeyip münafıkken ölürlerse azaba duçar eyleyecek.
25
Allah müttefikin kâfirlerini öfke içinde geri çevirdi, onlar ganimet ve muzafferiyet gibi hiçbir hayra nâil olamadılar. Allah mü/minlere cenkte yardımıyle elverdi. Allah kavidir, yegâne galiptir.
26
Allah ehl-i Kitaptan onlara yardım eden Beni Kureyza Yahudilerini kalelerinden indirdi, yüreklerine şiddetli bir korku düşürdü. Siz onlardan birtakımlarını öldürmüş, birtakımlarını da esir etmiştiniz.
27
Allah onların yerlerini, tarlalarını, yurtlarını, mallarını, ayak basmadığınız yerleri [³] size miras verdi. Allah her şeye tamamıyle kaadirdir.
[3] Sonradan fethedeceğiniz yerleri.
28
Ey Peygamber! Zevcelerine de ki siz dünya diriliğini ve debdebesini isterseniz gelin size talâk hakkınızı vereyim, size güzel bir tarzda yol vereyim.
29
Şayet Allah/ı, peygamberini ve âhiret sarayını isterseniz Allah içinizden iyilik eden kadınlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır [⁴].
[4] Ezvac-ı tâhirat birtakım mütalebelerde bulunmuşlardı ki onlar peygamberimizde bulunmuyordu. Onlardan bir ay ayrı oturdu. Onun üzerine onlara talâkta muhayyer olmak hususu teklif olunmuştu. Onlar da âhireti ihtiyar etmişlerdi.
30
Ey peygamber kadınları! İçinizden her kim açık bir hayasızlık [⁵] yaparsa onun azabı iki kat olur. Bu da Allah/a göre kolaydır.
[5] Peygambere eza vermek veya büyük bir günah işlemek.
Sonraki 30 ayet →