1
Elif, Lâm, Mim.
[1] Mekke'de nâzil olmuş, 34 âyettir.
2
Bu, hikmeti hâvi olan [²] Kitabın âyetleridir .
[2] Veya helâl ve haram ile hükmeden.
3
3, 4. Namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, âhireti de yakînen bilen güzel amelli kimseler hakkında aynı hidayet, aynı rahmettir.
4
3, 4. Namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, âhireti de yakînen bilen güzel amelli kimseler hakkında aynı hidayet, aynı rahmettir.
5
İşte Rableri tarafından doğru yola mazhar olanlar onlardır. Umduklarına nâil olanlar da onlardır.
6
İnsanlardan bazısı hiçbir bilgileri olmaksızın halkı Allah yolundan çıkarmak ve bu suretle onu maskaraya almak için rüstem hikâyeleri gibi eğlenceli sözler tedarik ederler. İşte bunlar için kendilerini hor kılıcı azap vardır.
7
O/na âyetlerimiz tilâvet olundu mu sanki bunu işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibir göstererek yüz çevirip gider, artık sen onu acıklı bir azapla müjdele.
8
İman edip iyi amel işleyenler yok mu, onlar için halis nimetleriyle mütena/im olacak Cennetler vardır;
9
Onlar orada daim kalacaklardır, Allah/ın bu vaadi doğru bir vaattir. O, yegâne galiptir, hakimdir.
10
O, gökleri, gördüğünüz veçhile direksiz [³] yaratmış, yere de sizi sarsmamak için sabit ve ulu dağlar koymuş, orada her çeşit yürüyen hayvanları dağıtmıştır. Biz gökten yağmur indirdik, yeryüzünde işe yarar [⁴] her çeşit ot bitirdik.
[3] Veya görünür bir direk bulunmaksızın yani kudret direği ile yaratmıştır. [4] Veya iyi mi iyi.
11
İşte bunlar Tanrı/nın yarattıklarıdır. Tanrı/dan başkalarının ne yarattığını bana gösterin. Hayır, zalimler açık sapıklık içindedir.
12
* Biz Lokman/a Allah/a şükret diye hikmet verdik, her kim şükrederse özü için şükreder. Her kim nankörlük ederse zararı yine kendisinedir. Çünkü Allah ihtiyaçtan vârestedir, övülmüştür [¹].
[1] Veya her nevi hamd-ü senaya lâyıktır.
13
Hani Lokman oğluna öğüt verirken şöyle demişti: Oğlum! Tanrı/ya şerik koşma, çünkü şirk büyük bir zulümdür.
14
Biz insana anaya, babaya iyilikte bulunmayı tavsiye ettik, hususa anası zaaftan zaafa düşerek ona gebe olmuştu. Onun sütten kesilmesi iki yılda oldu. Bana ve ana ve babana şükret, dönüş banadır.
15
Eğer ilahiyat hakkında bilmediğin [²] bir şeyi bana şerik koşma hususunda anan, baban seninle uğraşır dururlarsa sen onlara itaat etme. Yalnız dünya işlerinde onlarla güzel sohbet et [³]. Bana hulûs ile dönen kimsenin yoluna ittiba et, dönüşünüz yine banadır. Artık size işlediklerinizi orada haber vereceğim. [⁴]
[2] Ulûhiyeti olmayan bir şeyi. [3] Şirkten başka hususta onlara itaat et. [4] Amellerinize göre ceza vereceğim.
16
Oğlum! İyilik, kötülük bir kaya içinde veya göklerde veya yerin içinde [⁵] bir hardal tanesi kadar bir şey olsa yine Allah onu kıyamet gününde getirir. Çünkü Allah ince işleri görür, her şeyin iç yüzünden haberdar olur.
[5] Veya gayet uzak bir mahalde karanlıklar içinde bulunsa.
17
Oğlum! Namazı dosdoğru kıl, iyilik buyur, kötülüğü men/et, başına gelen musibete katlan. Çünkü bu husus vâcip olan umurdandır.
18
Kibir edip halka çehreni asma. Yeryüzünde de sallana sahana yürüme. Çünkü Allah bütün mütekebbirane sallanan, övüngen olan kimseleri sevmez.
19
Yürüyüşünde mutedil davran, sesini yavaş çıkar. Çünkü en çirkin ses eşek sesidir.
20
Görmüyor musunuz ki Allah göklerde ve yerde olanları [¹] size müsahhar kılmış, size gerek açıkta olsun, gerek gizli kapaklı kalsın [²], her bir nimeti tamamlamıştır. Hal böyle iken yine bazı insanlar, bilgisi, rehberi, nuranî bir Kitabı olmaksızın Allah hakkında çene çalıyorlar.
[1] Güneş, ay ve yıldızları, nebatat, hayvanat ve ırmakları. [2] Bildiğiniz, bilmediğiniz nimetleri.
21
Onlara «— Allah/ın indirdiği Kur/an/a tâbi olun» denildi mi, onlar «— Hayır, biz babalarımızı ne yolda bulmuşsak ona tâbi oluruz» derler. Şeytan onları alevli bir ateşin azabına çağırsa da yine tâbi olacaklar mı?
22
Her kim iyilik ederek yüzünü tamamıyle Allah/a döndürürse elbette sapasağlam bir kulp olan Kur/an/a sarılmış olur. İşlerin sonu Allah/a döner.
23
Her kim küfüre saparsa onun küfürü seni mahzun etmesin. Onların dönüşleri bizedir. Biz de onlara işlediklerini haber vereceğiz. Çünkü Allah sinelerdekini hakkıyle bilir.
24
Onları dünyada biraz geçindiririz, sonra onları âhirette ağır bir azaba nâçar kılarız.
25
* Sen onlara «— Gökleri, yeri kim yaratmıştır» diye soracak olsan onlar «— Elbette Allah yaratmıştır» diyeceklerdir. Onlara de ki hamdolsun ki itiraf ettiniz. Hayır onların pek çoğu bilmezler [³].
[3] Şerik koşmayı Allah'a yaklaştırır zannında bulunarak şirki bilmezler.
26
Göklerde, yerde ne varsa hep Allah/ındır. Çünkü Allah ihtiyaçtan vârestedir, övülmüştür.
27
Eğer yerdeki ağaçlar birer kalem olsa deniz de mürekkep olsa o bittikten sonra yedi deniz [⁴] daha ona ilâve edilse onlar tükenir. Yine Allah/ın sözleri tükenmez. Çünkü Allah yegâne galiptir, hakimdir.
[4] Adet maksut değildir, kesret maksuttur.
28
Allah yanında sizi yaratmak, tekrar diriltmek ancak bir kişiyi yaratmak ve diriltmek gibidir. Allah her şeyi işitir ve görür.
29
Görmüyor musun ki Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye katar [¹], O, güneşi, ay/ı da müsahhar kılmıştır. Her biri muayyen bir vakte kadar [²] devir ve seyreder. Allah işlediklerinizden haberdardır.
[1] Gece ile gündüzün miktarları kâh artar kâh eksilir. [2] Devrelerine veya kıyamet gününe kadar.
30
Bunun sebebi şu ki Allah haktır [³], O/ndan başka taptıklarınız bâtıldır, Allah yücedir, uludur.
[3] Ezelen, ebeden sabittir. Hak mâbuttur.
Sonraki 4 ayet →