1
Elif, Lâm, Mim.
[1] Mekke'de nâzil olmuş, (60) âyettir.
2
Rumlar en yakın bir yerde [²] mağlûp oldular.
[2] Veya kendi serhad'inde. Şam etrafında veya Filistin taraflarında.
3
Halbuki onlar yenildikten sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir.
4
Bundan evvel ve bundan sonra buyurultu Allah/ındır [³]. O gün mü/minler Allah/ın ehl-i Kitabı olan yardımıyle şâd olacaklardır.
[3] Evvelâ İranîlerin galebesi, sonra Rumların galebesi Allah'ın buyurultusuyladır.
5
Allah dilediğine yardım eder. O, yegâne galiptir, merhametlidir.
6
Allah/ın vaadi bu. Allah vaadinden caymaz. Fakat nâs/ın pek çoğu bunu bilmez
7
Onlar dünya diriliğinde aşikâr olan ticaret ve ziraat hususlarım bilirler. Halbuki âhirette gafildirler.
8
Onlar kendi kendilerine düşünmüyorlar mı ki Allah gökleri, yeri ve aralarındakini ancak hak ve hikmete göre ve muayyen olan bir müddette yaratmıştır. İnsanların çoğu [¹] Rablerine kavuşmayı tanımıyorlar.
[1] Kureyş müşrikleri.
9
Onlar yeryüzünde gezip tozmuyorlar mı ki kendilerinden evvel gelip geçenlerin akıbeti nasıl oldu bir kere baksalar ya. Onlar kendilerinden daha kuvvetliydiler, ziraat için yeri sürmüşlerdi, kendilerinden ziyade yeryüzünü mâmur etmişlerdi. Onlara peygamberleri açık mûcizeler getirmişlerdi. Allah onlara zulüm etmemiştir, fakat onlar kendilerine zulüm etmişlerdir.
10
Bundan sonra fenalık edenlerin sonu çok fena oldu. Onlar Allah/ın âyetlerini yalan sayıp istihza etmişlerdi.
11
Allah, halkı iptidadan vücude getirir, sonra tekrar onu iade edip diriltir. Sonra O/na döneceksiniz.
12
Kıyamet kopacağı gün günahkârlar şaşkınlıklarından susup kalacaklar.
13
Şerik edindikleri mâbutlardan şefaat edecek hiçbir kimseleri bulunamayacak. Onlar zaten kendi şeriklerini de tanımayacaklar.
14
Kıyamet kopacağı gün, işte o gün mü/minlerle kâfirler birbirlerinden ayrılacaklar.
15
İman edip iyi iş işleyenler ise bahçelerde (Cennet/de) sevinç içinde bulunacaklar.
16
Kâfir olup âyetlerimizi ve âhirete kavuşmayı yalan sayanlara gelince onlar azaba hazırlanacaklar.
17
Akşamleyin, sabahleyin Tanrı/yı tenzih ile anın.
18
Göklerde, yerde hamd-ü sena O/na mahsustur, ikindi ve öğle vaktinde de O/nu tespih ile anın.
19
O, ölüden diri, diriden de ölü çıkarır, yere, kuruduktan sonra taze can verir. Siz de bunun gibi mezarınızdan çıkarılacaksınız.
20
O/nun kudret-i nişanlarından biri şudur ki sizi topraktan yaratmıştır. Bundan sonra siz hemen beşer olup yeryüzüne dağıldınız.
21
O/nun kudret-i nişanlarından biri de budur ki size kendileriyle huzur ve rahata nâil olasınız [¹] diye cinsinizden zevceler yaratmıştır. Aranıza muhabbet ve merhamet de koymuştur. İşte bunda tefekkür eden cemaat için elbette ibretler vardır.
[1] Veya onlara meyledip ülfet ediniz diye.
22
Yeri, gökleri yaratması, dillerinizle renklerinizin çeşit çeşit olması da O/nun kudret-i nişanlarındandır. İşte bunda âlim olanlar için elbette ibretler vardır.
23
Geceleyin, gündüzün uyumanız, inayetinden mâişetinizi aramanız da O/nun kudret-i nişanlarından biridir. İşte bunda söz dinleyen cemaat için ibretler vardır.
24
Yine nişanlarından olmak üzere yıldırım korkusu, yağmur ümidi için size şimşek gösterir. Gökten yağmur indirir de onunla yeri, kuruduktan sonra yeniden canlandırır; yine bunda aklı eren cemaat için ibretler vardır.
25
Yine O/nun kudret-i nişanlarından olmak üzere gök, yer buyurultusu ile durur. Sonra sizi bir çağırışla çağırır ki siz hemen oradan çıkarsınız.
26
Göklerde, yerde bulunanlar da O/nundur. Her biri O/nun buyurultusuna boyun eğer.
27
Halkı iptidadan vücude getiren, sonra iade edip dirilten O/dur. Bu hal O/na göre kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar [¹] O/nundur. O, yegâne galiptir, hakimdir.
[1] Onun sıfatı ne göklerdekinin, ne yerdekinin sıfatlarına benzemez. Allah onlardan yücedir. Şanlı, şerefli sıfatları vardır.
28
O, kendinizden size bir misal getiriyor: Size verdiğimiz malda onlarla tasarrufta beraber olmak, birbirinizden korktuğunuz gibi onlardan korkmak üzere kölelerinizden hiçbir ortağınız [²] var mıdır? Aklı eren cemaata nişanları biz böyle tafsil ederiz.
[2] Köle ile ağası bir olmayınca Allah'ın kulunu nasıl Allah'a ortak yapıyorsunuz!
29
Hayır, zalim olanlar nadanlıkla nefislerinin arzularına tâbi oldular. Allah/ın şaşırttığını kim yola getirebilir? Onun için yardımcılar da yoktur.
30
Artık yüzünü muvahhid-i pâk olarak dine doğrult [³], Allah/ın fıtratı olan dinini tut ki halkı bunun üzerine yaratmıştır. Allah/ın yarattığı şeyde değişiklik olamaz. İşte en doğru din budur, fakat nâs/ın pek çoğu bunu bilmez.
[3] Riyasız amele dön. İslâmda ber karar ol.
Sonraki 30 ayet →