1
Tâ, Sin, Mîm.
[3] Mekke'de nazil olmuş, (88) âyettir.
2
Bu, vazıh olan Kitabın âyetleridir.
3
Musa ve Fir/avuna ait haberleri [⁴] sana doğru olarak beyan edeceğiz ki mü/minler müstefit olsunlar.
[4] Veya bir kısmını.
4
Firavun, yok mu, o Mısır toprağında yükseldi, ahalisini de [⁵] bölük bölük eyledi [⁶]. Onlardan birtakımını [⁷] zebun ve makhur etmişti. Bunların doğan erkek çocuklarını boğazlar, kızlarını diri bırakırdı. Çünkü o, müfsitlerden biriydi.
[5] Gerek yerli olan kiptiler olsun, gerek İsrail oğulları olan sıptiler olsun. [6] Veya uyuşmamaları için aralarını bozdu. [7] İsrail oğullarını.
5
Biz de Mısır toprağında zebun edilen İsrail oğullarına bol nimet vermek, onları hayırda pişüva kılmak, Firavun/un emlâkine vâris yapmak.
6
Onlara yeryüzünde bir yer vermek; Firavun/a, Haman/a ve ordularına, İsrail oğullarından kaçındıkları şeyi [¹] göstermek istedik.
[1] Mülkünün zevalini, helâklerini.
7
Musa/nın anasına da şöyle vahiy ettik [²]: Musa/yı emzir, eğer onun için korkacak olursan onu Nil deryasına bırak, boğulacağından korkma, ayrılığından dolayı gam çekme. Çünkü biz onu sana geri döndüreceğiz, biz onu peygamberlerden biri yapacağız.
[2] İlham ile veya rüyada bildirdik.
8
Firavun/un adamları bilâhare kendilerine düşman kesilecek, üzülmelerine bais olacak olan Musa/yı, alıp beslediler. Çünkü Firavun, Haman ve askerleri suçluydular.
9
Firavunun karısı Firavun/a dedi ki «— Bu çocuk bana ve sana göz aydınlığı olsun, onu öldürmeyin. Olabilir ki bize faydası dokunur veya onu oğul ediniriz». Onlarsa işin farkında değillerdi.
10
Musa/nın anası bu hali duyunca kalbi bomboş oldu, [³] biz onun vâdemize iman getirenlerden olması için kalbine vahiy bağlamasaydık [⁴], az kaldı işi meydana çıkaracaktı [⁵].
[3] Yani Musa'dan başka bir şey düşünmüyordu veya aklı başından gitti. [4] Vahyimize iman etmeyi hatırlatmasaydık da sabır vermeseydik. [5] Dehşetinden veya sevincinden «o, benim oğlumdur» diyecekti.
11
Musa/nın anası, kız kardeşine dedi ki kardeşinin izini takip et. Kız kardeşi de uzaktan uzağa takip edip onu uzaktan görmüştü. Halbuki onlar bunun farkında değillerdi.
12
Daha evvel ona süt anaların sütünü haram [⁶] kılmıştık. Bunun üzerine kız kardeşi onlara «— Kendiniz için ona iyice bakacak, bakmada kusur göstermeyip hakkında hayırhah olacak size bir hane halkı salık vereyim mi?» dedi.
[6] Menetmiştik.
13
Bunun üzerine onu tekrar anasına döndürdük ki onunla gözü aydın olsun, ayrılığıyle gam çekmesin, Allah/ın vaadi doğru olduğunu [⁷] bilsin. Fakat onların çoğu bunu bilmez.
[7] Her halde yerine geleceğini.
14
Vaktaki Musa yiğitlik çağına yetişti, aklı itidal kesbetti [¹], biz ona nübüvvet ve ilim verdik, biz iyi iş işleyenlere böyle mükâfat veririz.
[1] Veya boyu mutedil oldu. Sinni kırkı buldu, akıl ve rüştü kemal buldu veya bülûğa erdi, azası kemâle girdi.
15
Musa şehre, [²] ahalisi habersizken girdi [³]. Burada iki kişinin birbiriyle kavga ettiklerini gördü. Bunların biri kendine tâbi olanlardan Sıpti, diğeri düşmanından olan Kıpti [⁴] idi. Kendine tâbi olan Sıpti düşmanına karşı Musa/dan medet diledi. Buna karşı Musa ona bir yumruk vurdu, hemen kazaya sebep oldu [⁵]. Musa dedi ki «— Bu, şeytan işindendir. Çünkü şeytan aşikâr surette azdırır bir düşmandır».
[2] O vakit Mısır'ın merkezi Nil kenarında Menfis şehriydi. [3] Öğle uykusu zamanı veya akşamla yatsı arasıydı, seyahatten avdet etmişti. [4] Kıpti Firavun'un aşçısıydı ki angarya olarak Sıptiye odun yükletmek istiyordu. [5] Allah ölüme hükmetti, Kıpti'nin canı çıktı.
16
Musa: «— Yâ Rab! Ben Kıpti/yi öldürmekle öz nefsime zulüm ettim. Artık beni yarlığa» dedi. Tanrı onu yarlıgadı. Çünkü O, yarlıgayan, bağışlayandır.
17
Musa «— Yâ Rab! Bana olan in/amın hakkı için, ben asla günahkârlara arka olmayacağım» dedi.
18
Şehirde yaptığı işten korkarak, kısasa ait bir haber gözeterek sabahladı, bir de baktı ki bir gün evvel ondan yardım dileyen Sıpti yine başka bir Kıpti/den dolayı Musa/dan medet istiyor. Musa ona «— Sen hakikaten azgınlığı aşikâr bir adamsın» dedi [⁶].
[6] Bütün zalimlerle kavga edersin, beni kavgaya sokarsın. Veya sen İsrail oğullarını muttasıl angaryada kullanıyorsun.
19
Vaktaki Musa her ikisine düşman olan Kıpti/yi kavrayıp tutmak istedi. O feryat eden Sıpti [⁷] ise kendini öldürecek zannıyla «— Musa! Dün bir adamı öldürdüğün gibi beni de mi öldüreceksin? Sen Mısır toprağında ancak zorba kesilmek istiyorsun. Yoksa muslih ve hayırhah olmak istemiyorsun.
[7] Veya kipti.
20
Şehrin kenarından [⁸] bir adam koşarak geldi [⁹], «— Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müşavere ediyorlar, hemen buradan çık git. Ben hakkında hayırhah olanlardanım» dedi.
[8] Firavun'un barigâhı, divanhanesi oradaydı. [9] Veya şehir kenarında duran bir adam geldi.
21
Bunun üzerine Musa korku ve intizar içinde şehirden çıkıp gitti ve «— Yâ Rab! Beni zalim kavimden kurtar» dedi.
22
Vaktaki Musa Medyen canibine yöneldi «— Umarım ki Rabbim bana doğru yol gösterir» dedi.
23
Medyen suyuna [¹] varınca etrafında birçok halk buldu ki hayvanlarına su veriyorlardı, [²] Musa onların gerisinde boyunlarını geri tutar iki kadın gördü ve onlara «— Bu hâliniz nedir? [³]» dedi. Onlar, çobanlar davarlarına su verip geri döndürünceye kadar biz koyunlarımıza su veremeyiz. Babamızsa [⁴] yaşlı bir ihtiyardır [⁵].
[1] Medyen kenarındaki kuyuya. [2] On gün aç, biilâç, susuz, yayan, yalnızca yürümüştü, yediği ancak ottu. [3] Niçin koyunlarınıza su vermiyorsunuz. [4] Şuayb aleyhisselâm veya Şuayb'ın biraderzâdesi veya Şuayb'e iman eden bir zat. [5] Kuyunun ağır kovasıyle su çıkarmaya kuvvetleri yoktu, erkeklerin arasına da sokulamıyorlardı. Halkın davarlarının fazlasından su verirlerdi. Babalarından başka erkekleri yoktu, o da yaşlı bir ihtiyardı.
24
Musa onların koyunlarına su verdi. Sonra bir gölgeye çekilip dedi ki «— Yâ Rab! Ben bana indireceğin nimete muhtacım [⁶].»
[6] Yani açım, yemeğe muhtacım veya bana verdiğin dinden dolayı dünyada fakir oldum. Çünkü Mısır'da zengindi.
25
O kadınlardan biri utana sıkıla [⁷] Musa/ya geldi «— Babam seni çağırıyor, bizim su verme ücretini verecek» dedi. Bunun üzerine Musa babasının yanına vardı. Ona, Firavun/la olan macerayı anlattı. O, «— Korkma, o zalim kavimden kurtuldun» [⁸] dedi.
[7] Veya örtünerek, pek çok utanarak. [8] Çünkü Medyen Firavun'un idaresi altında değildi.
26
O iki kadından biri (Musa/yı dâvete geleni), «— Baba, Bunu ücretle çoban tut, çünkü ücretle kullanacağın kimselerin en iyisi, kuvvetli ve emniyetli olanıdır» dedi [⁹].
[9] Bununla Musa aleyhisselâm'ı kastediyordu. Kuvvetinden, emanetinden dolayı «onu ücretle tut» demek istiyordu.
27
Babaları Musa/ya dedi ki «— Sekiz sene bana kendini kiralamak üzere bu iki kızımdan birini sana nikâh etmek istiyorum, şayet kendinden on seneyi tamamlarsan o da senin teberru/un olmuş olur. Ben on sene şart etmekle sana güçlük vermek istemem. Beni İnşallah ahtini yerine getirir salih kimselerden bulacaksın».
28
Musa şöyle dedi «— Bu taahhüt, benimle senin aranda mukarrerdir [¹⁰]. Bu iki müddetten hangisini bitirirsem fazlasını istemekle bana haksızlık yapılmasın [¹¹], Allah bu dediklerimize şahit ve nâzır olsun.
[10] Hiçbirimiz ondan dönmeyiz. [11] Veya fazla müddet benim reyime muhavvel olsun.
29
Musa taahhüdünü yapıp müddetini bitirince ailesiyle Mısır/a döndü; yolda Tur tarafında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki ben gelinceye kadar burada durun. Uzaktan bir ateş gördüm, olabilir ki ondan yolumuza ait bir haber veya ısınmanız için bir parça ateş getiririm?
30
30, 31. Vaktaki Musa ateşin yanına vardı, mübarek kıt/ada, sağ taraftaki dere kenarında olan ağaçtan bir nida geldi: «— Musa! Âlemlerin Rabbi olan Tanrı benim, asanı yere bırak». Musa asayı yere bıraktı, onu ok yılanı gibi çırpınır görünce korkusundan dönüp kaçtı, geri dönmedi. Ona şöyle dedik: «— Musa! Beri gel, korkma! Sen emniyet içindesin».
Sonraki 30 ayet →