Ana SayfaMealler › İsmail Hakkı İzmirli
İH

İsmail Hakkı İzmirli

İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli meali ile okumaya başla
Neml 1 / 93
1
Ta, sin. Bu, Kur/an/ın ve aşikâr olan Kitabın [²] âyetleridir. [1] Mekke'de nazil olmuş, (93) âyettir. [2] Hakkı bâtıldan ayıran, ahkâm beyan eden Kitabın veya Levh-i Mahfuz'un.
İ. H. İzmirli 27:1
2
2, 3. Namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, âhireti de yakinen bilen mü/minleri doğru yola götürür, Cennet ile müjdeler.
İ. H. İzmirli 27:2
3
2, 3. Namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, âhireti de yakinen bilen mü/minleri doğru yola götürür, Cennet ile müjdeler.
İ. H. İzmirli 27:3
4
Âhirete inanmayanlar yok mu, biz onların kötü amellerini hoş gösterdik. Artık onlar dalâletlerinde şaşkın kalırlar.
İ. H. İzmirli 27:4
5
Onlar öyle kimselerdir ki kendileri için katil ve esaret gibi yaman bir azap vardır. Ahirette en ziyade ziyana uğrayacaklar da onlardır.
İ. H. İzmirli 27:5
6
Şüphe yok ki sana Kur/an tedbirinde hakim olan ve her bir şeyi hakkıyle bilen Zat tarafından telkin olunuyor.
İ. H. İzmirli 27:6
7
Hani Musa, ailesine şöyle demişti: « — Ben bir ateş gördüm gideyim de ya size yolumuzu gösterecek malûmat yahut o ateşten bir şu/le getireyim ki onunla ısınınız».
İ. H. İzmirli 27:7
8
Musa ateşin yanına varınca ona şöyle nida olundu: «— Ateşte olan [³], onun etrafında bulunan [⁴] şey, mübarektir ve mutahhardır. Âlemlerin Rabbi olan Tanrı da tamamıyle münezzehtir». [3] Musa veya melâike veya Nur-u Bâri. [4] Melâike veya Musa veya yerler.
İ. H. İzmirli 27:8
9
«— Musa! Yegâne galip olan, hakim olan Tanrı, benim [⁵]». [5] Veya o nida eden benim: Yegâne galip, hakim olan Tanrıyım.
İ. H. İzmirli 27:9
10
«— Asanı yere bırak». Musa asayı bıraktı, asayı ok yılanı gibi çırpınır görünce dönüp kaçtı. Arkasına bakmadı. Biz de dedik: Musa! Korkma, peygamberler benim huzurumda korkmazlar.
İ. H. İzmirli 27:10
11
Fakat nefsine zulmedip sonra tövbeyle fenalığı iyiliğe çevirirsen, işte ben bu gibileri yarlıgar, bağışlarım.
İ. H. İzmirli 27:11
12
Elini koynuna sok ki elin ayıpsız [⁶], ak pak çıksın. Bu ikisi dokuz mucize içindedir [⁷], bunlarla Firavun/a ve kavmine var. Çünkü onlar fasık kavimdirler. [6] Onda abraşlık illeti olmaksızın. [7] Dokuz mûcize şunlardır: Asa, yedd-i beyza, tufan, çekirge, kene, kurbağa, kan, he1âk-ı mal, kuraklık. Bazıları kuraklığı, ziraatlerinin noksanını iki sayıyor, bir de deniz yarmayı zikrediyor. Bövlece on bire baliğ oluyor. Bu beyana göre Nazm-ı Celilin mânâsı şöyle olur: Bu ikisinden başka dokuz mûcize ile Firavun'a ve kavmine var.
İ. H. İzmirli 27:12
13
Vaktaki mûcizelerimiz onlara görünür bir halde [⁸] geldi. Onlar «— Bu, apaçık bir büyücülüktür» dediler. [8] Veya apaçık mûcizelerimiz geldi.
İ. H. İzmirli 27:13
14
Mûcizelerimizi gönüllerine hiçbir şüphe girmeksizin bildikleri halde mücerret zulümden, kendilerini yüksek görmeden dolayı inat ederek inkâr ettiler. Fesatçıların sonu nasıl oldu? Gördün ya!
İ. H. İzmirli 27:14
15
* Biz, Davud/a, Süleyman/a ilim vermiştik. Onlar da «— Bizi birçok mü/min kullarından üstün tutan Tanrı/ya hamdolsun» dediler
İ. H. İzmirli 27:15
16
Süleyman Davud/a nübüvvet ve mülkte vâris oldu da dedi ki «— Ey nâs! Bize kuş dili [¹] öğretildi, bize enbiya ve müluke verilen her şey verildi. İşte bu, apaşikâr bir inayettir». [1] Süleyman aleyhisselâm seslerinin neye delâlet ettiğini anlardı.
İ. H. İzmirli 27:16
17
Bir gün Süleyman/ın, cinden, insandan, kuştan müteşekkil ordusu toplandı. Bunlar, toplanıncaya kadar durdurulurdu.
İ. H. İzmirli 27:17
18
Nihayet karınca deresine vardılar. Bir dişi karınca «— Karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve ordusu farkında olmaksızın sizi ezmesinler» dedi.
İ. H. İzmirli 27:18
19
Bunun üzerine Süleyman karıncanın sözünden tebessüm edip gülmeye başladı, dedi ki «— Yâ Rab! Bana, anama, babama ihsan ettiğin nimetlerine şükretmeyi, hoşnut olacağın iyi amel işlemeyi bana müyesser kıl [²]; beni öz rahmetinle salih kullarının katarına götür». [2] Beni bu fiilden ayırma.
İ. H. İzmirli 27:19
20
20, 21. Başka bir gün Süleyman kuşları yokladı da dedi ki «— Niye Çavuş kuşunu göremiyorum? Yoksa gaiplere mi karıştı? [³] * Reddolunmayacak derecede bir mazeret beyan edinceye kadar onu işkenceye uğratacağım veya boğazlayacağım». [3] Yani saklı mı, burada değil mi?
İ. H. İzmirli 27:20
21
20, 21. Başka bir gün Süleyman kuşları yokladı da dedi ki «— Niye Çavuş kuşunu göremiyorum? Yoksa gaiplere mi karıştı? [³] * Reddolunmayacak derecede bir mazeret beyan edinceye kadar onu işkenceye uğratacağım veya boğazlayacağım». [3] Yani saklı mı, burada değil mi?
İ. H. İzmirli 27:21
22
Çavuş kuşu çok eğlenmeyip geldi. Dedi ki «— Senin muttali olmadığın bir şeye muttali oldum. Sana Sebe/den [⁴] muhakkak bir haber getirdim». [4] Yemen havalisinde bir yerdir.
İ. H. İzmirli 27:22
23
«— Ben orada bir kadının padişahlık ettiğini gördüm. Ona her şey [¹] verilmiştir, onun büyük bir tahtı da vardır». [1] Padişahlığa ne lâzımsa her şey, mal, cemal, asker vesaire.
İ. H. İzmirli 27:23
24
«— Gerek kendisini, gerek kavmini, Allah/ı bırakarak güneşe secde ediyorlar buldum. Şeytan onlara kötü amellerini göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Onlar doğru yola eremiyorlar».
İ. H. İzmirli 27:24
25
Onlar, göklerde, yerde saklanan yağmuru ve otu çıkaran, gizledikleri, aşikâr kıldıkları her şeyi bilen Tanrı/ya niye secde etmiyorlar [²]?» [2] Yahut... Tanrı'ya secde etmemek için şeytan onları alıkoymuştur veya secde etmemek için onlara amellerini bezemiştir.
İ. H. İzmirli 27:25
26
«— Allah ki O/ndan başka tapacak yoktur. O, büyük arşın Rabbidir.»
İ. H. İzmirli 27:26
27
27, 28. Süleyman ona şöyle dedi: «— Bakalım gerçek mi söylüyorsun, yoksa yalancılardan biri misin? Benim şu mektubumu götür, onlara bırak, sonra onlara yakın bir yere çekil, dur, bak ne cevap verecekler!»
İ. H. İzmirli 27:27
28
27, 28. Süleyman ona şöyle dedi: «— Bakalım gerçek mi söylüyorsun, yoksa yalancılardan biri misin? Benim şu mektubumu götür, onlara bırak, sonra onlara yakın bir yere çekil, dur, bak ne cevap verecekler!»
İ. H. İzmirli 27:28
29
29, 31. Çavuş kuşu böyle yaptı, kadın dedi ki: Ey eşraf! Bana mühürlü [³] bir mektup atıldı. O mektup Süleyman tarafındandır. «Esirgeyen, bağışlayan Tanrı adıyle» başlıyor. Mazmunu şöyledir: «— Bana karşı, kendinizi yüksek tutmayın, haddinizi bilin gelip bana itaat edin» [⁴]. [3] Veya getireni belli değil veya mühim bir mektup veya mazmunu gayet iyi veya göndereni muazzam bir zat.v
İ. H. İzmirli 27:29
30
29, 31. Çavuş kuşu böyle yaptı, kadın dedi ki: Ey eşraf! Bana mühürlü [³] bir mektup atıldı. O mektup Süleyman tarafındandır. «Esirgeyen, bağışlayan Tanrı adıyle» başlıyor. Mazmunu şöyledir: «— Bana karşı, kendinizi yüksek tutmayın, haddinizi bilin gelip bana itaat edin» [⁴]. [3] Veya getireni belli değil veya mühim bir mektup veya mazmunu gayet iyi veya göndereni muazzam bir zat.v
İ. H. İzmirli 27:30