1
Tâ, Sîn, Mîm.
[1] Mekke'de nazil olmuş (227) âyettir.
2
Bu, apaşikâr olan [²] Kitabın âyetleridir.
[2] Sıhhati, mucizesi aşikâr olan, hakkı bâtıldan ayıran.
3
Onlar iman getirmeyecekler diye kendini telef mi edeceksin? [³]
[3] Yani kendine acı.
4
Biz, dileseydik onlara gökten onları zelil edecek bir alâmet indirirdik de onlar ona boyun eğerek münkat olurlardı [⁴].
[4] Veya başlan veya bölük bölük halk sana inkiyada gelirlerdi.
5
Onlara esirgeyen Zat tarafından yeniden nasihati [⁵] müşir bir âyet gelmez ki onlar ondan döneklik etmesinler.
[5] Veya tenbih-i hükmü müş'ir.
6
Artık onlar Kur/an/ı yalan saydılar. Onlar, yakında eğlenceye aldıkları azap haberlerini alacaklardır.
7
Onlar, yere bakmıyorlar mı ki orada her bir sıfattan nice menfaatli, âlâ nebatlar yarattık.
8
İşte bunda kudret ve Hikmet-i Bâri/ye ait bir alâmet vardır. Halbuki onların pek çoğu mümin değillerdir [⁶].
[6] İman etmeyecekleri ilm-i ezeli ile malûm olmakla böyle irat olunmuştur.
9
Yegâne galip olan, bağışlayan, senin Rabbindir.
10
10, 11. Hani Rabbin Musa/ya «— Zalim kavme Firavun kavmine var, onlar daha sakınmayacaklar mı ki başkalarına tapıyorlar?» diye sur-i nida etmişti.
11
10, 11. Hani Rabbin Musa/ya «— Zalim kavme Firavun kavmine var, onlar daha sakınmayacaklar mı ki başkalarına tapıyorlar?» diye sur-i nida etmişti.
12
12, 14. Musa özüre başladı da dedi ki «— Yâ Rab! Korkarım ki onlar beni yalana çıkarırlar. Bundan içim darlaşır, dilim söylemez olur. Artık Harun/a Cibril/i gönder [⁷]. Onlarca benim bir kabahatim [⁸] vardır, korkarım ki ona bedel beni öldürürler.
[7] Yani Harun'a peygamberlik ver, onu bana arkadaş kıl. [8] Çünkü kıptiyi öldürmüştüm.
13
12, 14. Musa özüre başladı da dedi ki «— Yâ Rab! Korkarım ki onlar beni yalana çıkarırlar. Bundan içim darlaşır, dilim söylemez olur. Artık Harun/a Cibril/i gönder [⁷]. Onlarca benim bir kabahatim [⁸] vardır, korkarım ki ona bedel beni öldürürler.
[7] Yani Harun'a peygamberlik ver, onu bana arkadaş kıl. [8] Çünkü kıptiyi öldürmüştüm.
14
12, 14. Musa özüre başladı da dedi ki «— Yâ Rab! Korkarım ki onlar beni yalana çıkarırlar. Bundan içim darlaşır, dilim söylemez olur. Artık Harun/a Cibril/i gönder [⁷]. Onlarca benim bir kabahatim [⁸] vardır, korkarım ki ona bedel beni öldürürler.
[7] Yani Harun'a peygamberlik ver, onu bana arkadaş kıl. [8] Çünkü kıptiyi öldürmüştüm.
15
Allah buyurdu «— Hayır hayır, seni öldüremezler, ikiniz birlikte mûcizelerimizle gidin. Biz sizinle beraberiz. Aranızdaki sözleri işitiriz.
16
Firavun/a varın, ona deyin ki bizler âlemlerin Rabbi olan Zat/ın peygamberiyiz.
17
İsrail oğullarını bırak da bizimle beraber gitsinler».
18
Firavun onu tanıdıktan sonra dedi ki «— Biz, seni küçük bir çocukken aramızda büyütmedik mi? İçimizde hayli sene ömür geçirmedik mi?
19
Yapacağını da yaptın [⁹], sen nankörlerdensin».
[9] Yani bir kıptiyi öldürdün.
20
Musa dedi: «— Ben onu yaptığım zaman cahildim [¹].
[1] Veya onu hata ile işlemiştim.
21
Sizden korktum da kaçtım. Rabbim bana hikmet [²] bahşetti, beni peygamberlerden kıldı.
[2] Nübüvvet veya alem ve fehim.
22
Bunu, bana minneti iktiza eder bir nimet sayıyorsan o da İsrail oğullarını kendine köle yapmandan dolayıdır [³]».
[3] Yani İsrail oğullarım köle kıldığın için oğlanlarını öldürdün, beni öldürmemek için deryaya attılar, oradan sana götürdüler. Yoksa beni büyütmezdin de bu bana nimet olmazdı veya İsrail oğullarını köle kılmaklığın ile bunu bana minneti muktezi bir nimet mi sayıyorsun?
23
Firavun dedi ki «— Âlemlerin Rabbi dediğin nedir?»
24
Musa dedi ki: «O göklerin, yerin ve aralarında olanların Rabbidir. Yakînen bilirseniz ona inanırsınız».
25
Fir/avun, etrafında bulunanlara «— İşitmiyor musunuz?» [⁴] dedi.
[4] Ben ne soruyorum, o ne cevap veriyor; ben hakikatten soruyorum, o bana ef'alinden bahsediyor. Musa Aleyhisselâm hakikatinden suali abes, boş bulmakla ef'aliyle eevap vermiştir.
26
Musa «— O, hem sizin Rabbiniz, hem evvel geçen atalarınızın Rabbidir» dedi.
27
Firavun istihza ile «— Size gönderilen peygamberiniz mutlak ne dediğini bilmez bir delidir» dedi.
28
Musa eğer aklınız olsaydı O, maşrık/ın mağrib/in ve aralarında bulunanların Rabbidir, derdiniz.»
29
Firavun «— * Benden başka mâbut edinirsen seni zindanda mahpuslar arasına atarım» dedi.
30
Musa: «— Sana apaşikâr bir mucize getirsem yine beni zindana atar mısın?» dedi.
Sonraki 30 ayet →