Ana SayfaMealler › İsmail Hakkı İzmirli
İH

İsmail Hakkı İzmirli

İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli meali ile okumaya başla
Furkan 1 / 77
1
Bütün cihanı Allah azabıyle korkutmak üzere hak ve bâtılı ayıran Kur/an/ı kuluna indiren Tanrı her şeyden yücedir [⁴]. [3] Mekke'de nâzil olmuş (77) âyettir. [4] Yahut bereket ondandır ve bereketi çoktur, daim ve sabittir.
İ. H. İzmirli 25:1
2
O Tanrı ki göklerin, yerin padişahlığı O/nundur. O, çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, gereği gibi takdir etmiştir [⁵]. [5] İnce noktasına varıncaya kadar düzeltmiş, ölçüsü ölçüsüne koymuştur.
İ. H. İzmirli 25:2
3
Müşriklerse onu bırakarak hiçbir şeyi yaratamayan, bilâkis kendileri yaratılan, öz nefislerine hiçbir mazarrat ve menfaat veremeyen; öldürmeye, diriltmeye ve kıyamette yeniden diriltmeye gücü yetmeyen mabut edinmişlerdir,
İ. H. İzmirli 25:3
4
Kâfir olanlar «— Bu Kur/an, onun uydurduğu yalandan başka bir şey değildir, bu hususta ona başkaları yardımda bulunmuşlardır» demişlerdi. Onlar bu iddia ile hakikaten haksızlığa ve yalancılığa sapmışlardır.
İ. H. İzmirli 25:4
5
Onlar «— Bu Kur/an eskilerin masallarıdır ki peygamber onları yazdırmıştır. Ezberlemesi için sabah, akşam kendisine okunur» [¹] dediler. [1] Yani kendisine Kur'an öğretiliyor. Vaktiyle namaz yalnız sabah ve akşam vakitlerinde farz olmakla bu iki vakitte Müslümanlar huzur-u risalette toplanırlar, nâzil olan âyetleri yazarlardı. Yahut sabah ve akşam âyetler ona vahiyolunur.
İ. H. İzmirli 25:5
6
Onlara de ki Kur/an/ı göklerdeki ve yerdeki esrarı bilen Allah inzâl etmiştir. O, yarlıgayan, bağışlayandır.
İ. H. İzmirli 25:6
7
Onlar dediler ki bu peygamber niye yemek yer? Niye pazarlarda dolaşıp alışveriş eder? Ona bir melek gönderilip de onunla beraber Allah azabıyle korkutmalıydı [²]. [2] Yani melek onu tasdik etmeliydi.
İ. H. İzmirli 25:7
8
Yahut ona bir hazine indirmeliydi veya onun bir bahçesi bulunup ondan yemeliydi de pazarlarda dolaşmamalıydı. Zalimler mü/minlere «— Siz bu yolu Âdem/den [³] başkasına tâbi olmuyorsunuz» demişlerdi. [3] Veya akciğerli yani insandan.
İ. H. İzmirli 25:8
9
Baksana, sana nasıl misaller getirdiler [⁴] de sapıttılar. Artık yolu da bulamıyorlar [⁵]. [4] Sana neler söylediler! Nasıl ad taktılar. [5] Yahut nübüvvetine diyecek bir şey bulamıyorlar.
İ. H. İzmirli 25:9
10
Dilerse sana bu dediklerinden daha iyisini, ağaçları altından ırmaklar akar uçmaklar veren, sana köşkler yapan [⁶] Tanrı/nın hayır ve bereketi pek çoktur. [6] Fakat bu hususu daimî ikametgâh olan âhirete bıraktı.
İ. H. İzmirli 25:10
11
Hayır, onlar kıyameti yalan saydılar. Biz de kıyameti yalan sayanlara alevli bir ateş [⁷] hazırladık. [7] Veya Saîr adlı Cehennemi.
İ. H. İzmirli 25:11
12
O ateş onların karşısına çıkınca [¹] onlar ateşten [²] öfkelenip gürüldeme seslerini işitecekler. [1] Veya ateş onların göreceği yerde olunca veya Cehennem bekçileri onları görünce veya temsil tarikiyle ateş onları görünce. [2] Veya bekçilerden.
İ. H. İzmirli 25:12
13
Onlar, elleri boyunlarına bağlı olarak ateşin dar bir yerine atıldıkları zaman orada kendilerine beddua ederek helaklerini temenni edeceklerdir.
İ. H. İzmirli 25:13
14
Onlara «— Bugün bir kere beddua etmeyin, bilâkis çok çok beddua edin» denilecek [³]. [3] İstihza ile «bir kere (vaveyla) demeyin, azabınızın devamı için bin kere (vaveyla) deyin» denecek.
İ. H. İzmirli 25:14
15
Onlara de ki, acaba bu mu daha iyidir? Yoksa sakınanlara vaat olunan daimî Cennet mi iyidir? Onlar için burada mükâfat vardır. Burası uğraktır.
İ. H. İzmirli 25:15
16
Onlar orada daim kaldıkları halde dilediklerini hazır bulurlar. Bu nimet Rabbinden istemeye değer vaattir [⁴]. [4] Veya Kabbinden istenmiş olan vaadi iktizasıdır.
İ. H. İzmirli 25:16
17
Allah müşrikleri ve Allah/ı bırakarak taptıklarını toplayacağı gün mâbutlara [⁵] «— Bu kullarımı siz mi yoldan çıkardınız? Yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?» diyecek. [5] İsa ve Üzeyir ve melâikeye.
İ. H. İzmirli 25:17
18
Onlar «— Aman Allah/ım! [⁶] Senden başka bir yâr edinmek bize yaraşmaz [⁷]. Fakat siz dünyada onlara, babalarına o kadar bol nimet verdiniz ki seni anmayı unuttular. Böylece helake duçar oldular [⁸]» diyecekler. [6] Veya seni nalâyık şeylerden tenzih ederiz. [7] Veya bizim buna liyakatimiz, salâhiyetimiz yoktur. [8] Veya helake mahkûm kavimdiler.
İ. H. İzmirli 25:18
19
Müşriklere de işte mâbutlarınız dediklerinizi yalan saydılar. Artık sizin ne azabı savuşturmaya ne de yardıma gücünüz yetmez. İçinizden her kim öz nefsine zulümde bulunduysa ona büyük bir azap tattıracağız.» denecek. [9] Veya bir çareye.
İ. H. İzmirli 25:19
20
Senden evvel gönderdiğimiz peygamberler de yemek yerler, pazarlarda dolaşırlardı. Biz birinizi diğerinize belâ ve mihnete sebep kıldık Bakalım siz buna katlanabilecek misiniz [¹¹] ? Rabbin hakikati görür, ona göre ceza verir. [10] Kâfiri müslime, zengini fakire, sahihi mâriza.. fitne kıldık. [11] Katlanın demektir. Yahut bakalım katlanacak mısınız yoksa katlanmayacak mısınız? Ona göre muamele yapacağız.
İ. H. İzmirli 25:20
21
Bize kavuşmayı ummayanlar «—- Bize melekler indirmeliydi. Veya doğrudan doğruya biz Rabbimizi görmeliydik» dediler. * Onlar nefislerini kabarttılar. Hele taşkınlıkta pek ileri vardılar.
İ. H. İzmirli 25:21
22
Melekleri görecekleri gün melekler «— Bugün günahkârlar için müjde yoktur. Size müjde büsbütün yasaktır» diyecekler [¹]. [1] Yahut melekleri görecekleri gün günahkârlara müjde olunmaz. Onlarsa «— Allah'tan bu halin büsbütün men olunmasını isteriz» derler.
İ. H. İzmirli 25:22
23
Onların yaptıkları iyi işleri ele alarak zerre gibi dağılmış toza çevireceğiz [²]. [2] Yani misafirlere ikram eylemek, akrabayı gözetmek, mazlumlara yardım etmek gibi iyilikleri kabul etmeyeceğiz.
İ. H. İzmirli 25:23
24
O gün Cennetliklerin en iyi karargâhları, en güzel istirahatgâhları bulunacak.
İ. H. İzmirli 25:24
25
O gün, beyaz bulutla [³] gök yarılacak, melekler yere inecekler. [3] Veya bembeyaz bulutun çıkmasından dolayı.
İ. H. İzmirli 25:25
26
İşte o gün, hakikî mülk [⁴] yalnız esirgeyen Tanrı/nındır, o gün kâfirler hakkında güç bir gündür. [4] Zeval bulmaz hakimiyet, saltanat-ı kahire.
İ. H. İzmirli 25:26
27
27, 29. O gün, zalim nedametinden ellerini ısırıp diyecek ki: «— Keşke peygamberle beraber hak yolunu tutsaydım, eyvah bana! Ne olurdu da filânı dost edinmeseydim! * Bana Kur/an veya iman gelmişken o, beni ondan saptırdı. Şeytan insanı yalnız bırakır».
İ. H. İzmirli 25:27
28
27, 29. O gün, zalim nedametinden ellerini ısırıp diyecek ki: «— Keşke peygamberle beraber hak yolunu tutsaydım, eyvah bana! Ne olurdu da filânı dost edinmeseydim! * Bana Kur/an veya iman gelmişken o, beni ondan saptırdı. Şeytan insanı yalnız bırakır».
İ. H. İzmirli 25:28
29
27, 29. O gün, zalim nedametinden ellerini ısırıp diyecek ki: «— Keşke peygamberle beraber hak yolunu tutsaydım, eyvah bana! Ne olurdu da filânı dost edinmeseydim! * Bana Kur/an veya iman gelmişken o, beni ondan saptırdı. Şeytan insanı yalnız bırakır».
İ. H. İzmirli 25:29
30
Peygamber dedi ki: «— Yâ Rab! Kavmim Kur/an/ı bırakıverdiler [⁵]. [5] Veya hezeyan saydılar.
İ. H. İzmirli 25:30