1
Bütün cihanı Allah azabıyle korkutmak üzere hak ve bâtılı ayıran Kur/an/ı kuluna indiren Tanrı her şeyden yücedir [⁴].
[3] Mekke'de nâzil olmuş (77) âyettir. [4] Yahut bereket ondandır ve bereketi çoktur, daim ve sabittir.
2
O Tanrı ki göklerin, yerin padişahlığı O/nundur. O, çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, gereği gibi takdir etmiştir [⁵].
[5] İnce noktasına varıncaya kadar düzeltmiş, ölçüsü ölçüsüne koymuştur.
3
Müşriklerse onu bırakarak hiçbir şeyi yaratamayan, bilâkis kendileri yaratılan, öz nefislerine hiçbir mazarrat ve menfaat veremeyen; öldürmeye, diriltmeye ve kıyamette yeniden diriltmeye gücü yetmeyen mabut edinmişlerdir,
4
Kâfir olanlar «— Bu Kur/an, onun uydurduğu yalandan başka bir şey değildir, bu hususta ona başkaları yardımda bulunmuşlardır» demişlerdi. Onlar bu iddia ile hakikaten haksızlığa ve yalancılığa sapmışlardır.
5
Onlar «— Bu Kur/an eskilerin masallarıdır ki peygamber onları yazdırmıştır. Ezberlemesi için sabah, akşam kendisine okunur» [¹] dediler.
[1] Yani kendisine Kur'an öğretiliyor. Vaktiyle namaz yalnız sabah ve akşam vakitlerinde farz olmakla bu iki vakitte Müslümanlar huzur-u risalette toplanırlar, nâzil olan âyetleri yazarlardı. Yahut sabah ve akşam âyetler ona vahiyolunur.
6
Onlara de ki Kur/an/ı göklerdeki ve yerdeki esrarı bilen Allah inzâl etmiştir. O, yarlıgayan, bağışlayandır.
7
Onlar dediler ki bu peygamber niye yemek yer? Niye pazarlarda dolaşıp alışveriş eder? Ona bir melek gönderilip de onunla beraber Allah azabıyle korkutmalıydı [²].
[2] Yani melek onu tasdik etmeliydi.
8
Yahut ona bir hazine indirmeliydi veya onun bir bahçesi bulunup ondan yemeliydi de pazarlarda dolaşmamalıydı. Zalimler mü/minlere «— Siz bu yolu Âdem/den [³] başkasına tâbi olmuyorsunuz» demişlerdi.
[3] Veya akciğerli yani insandan.
9
Baksana, sana nasıl misaller getirdiler [⁴] de sapıttılar. Artık yolu da bulamıyorlar [⁵].
[4] Sana neler söylediler! Nasıl ad taktılar. [5] Yahut nübüvvetine diyecek bir şey bulamıyorlar.
10
Dilerse sana bu dediklerinden daha iyisini, ağaçları altından ırmaklar akar uçmaklar veren, sana köşkler yapan [⁶] Tanrı/nın hayır ve bereketi pek çoktur.
[6] Fakat bu hususu daimî ikametgâh olan âhirete bıraktı.
11
Hayır, onlar kıyameti yalan saydılar. Biz de kıyameti yalan sayanlara alevli bir ateş [⁷] hazırladık.
[7] Veya Saîr adlı Cehennemi.
12
O ateş onların karşısına çıkınca [¹] onlar ateşten [²] öfkelenip gürüldeme seslerini işitecekler.
[1] Veya ateş onların göreceği yerde olunca veya Cehennem bekçileri onları görünce veya temsil tarikiyle ateş onları görünce. [2] Veya bekçilerden.
13
Onlar, elleri boyunlarına bağlı olarak ateşin dar bir yerine atıldıkları zaman orada kendilerine beddua ederek helaklerini temenni edeceklerdir.
14
Onlara «— Bugün bir kere beddua etmeyin, bilâkis çok çok beddua edin» denilecek [³].
[3] İstihza ile «bir kere (vaveyla) demeyin, azabınızın devamı için bin kere (vaveyla) deyin» denecek.
15
Onlara de ki, acaba bu mu daha iyidir? Yoksa sakınanlara vaat olunan daimî Cennet mi iyidir? Onlar için burada mükâfat vardır. Burası uğraktır.
16
Onlar orada daim kaldıkları halde dilediklerini hazır bulurlar. Bu nimet Rabbinden istemeye değer vaattir [⁴].
[4] Veya Kabbinden istenmiş olan vaadi iktizasıdır.
17
Allah müşrikleri ve Allah/ı bırakarak taptıklarını toplayacağı gün mâbutlara [⁵] «— Bu kullarımı siz mi yoldan çıkardınız? Yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?» diyecek.
[5] İsa ve Üzeyir ve melâikeye.
18
Onlar «— Aman Allah/ım! [⁶] Senden başka bir yâr edinmek bize yaraşmaz [⁷]. Fakat siz dünyada onlara, babalarına o kadar bol nimet verdiniz ki seni anmayı unuttular. Böylece helake duçar oldular [⁸]» diyecekler.
[6] Veya seni nalâyık şeylerden tenzih ederiz. [7] Veya bizim buna liyakatimiz, salâhiyetimiz yoktur. [8] Veya helake mahkûm kavimdiler.
19
Müşriklere de işte mâbutlarınız dediklerinizi yalan saydılar. Artık sizin ne azabı savuşturmaya ne de yardıma gücünüz yetmez. İçinizden her kim öz nefsine zulümde bulunduysa ona büyük bir azap tattıracağız.» denecek.
[9] Veya bir çareye.
20
Senden evvel gönderdiğimiz peygamberler de yemek yerler, pazarlarda dolaşırlardı. Biz birinizi diğerinize belâ ve mihnete sebep kıldık Bakalım siz buna katlanabilecek misiniz [¹¹] ? Rabbin hakikati görür, ona göre ceza verir.
[10] Kâfiri müslime, zengini fakire, sahihi mâriza.. fitne kıldık. [11] Katlanın demektir. Yahut bakalım katlanacak mısınız yoksa katlanmayacak mısınız? Ona göre muamele yapacağız.
21
Bize kavuşmayı ummayanlar «—- Bize melekler indirmeliydi. Veya doğrudan doğruya biz Rabbimizi görmeliydik» dediler. * Onlar nefislerini kabarttılar. Hele taşkınlıkta pek ileri vardılar.
22
Melekleri görecekleri gün melekler «— Bugün günahkârlar için müjde yoktur. Size müjde büsbütün yasaktır» diyecekler [¹].
[1] Yahut melekleri görecekleri gün günahkârlara müjde olunmaz. Onlarsa «— Allah'tan bu halin büsbütün men olunmasını isteriz» derler.
23
Onların yaptıkları iyi işleri ele alarak zerre gibi dağılmış toza çevireceğiz [²].
[2] Yani misafirlere ikram eylemek, akrabayı gözetmek, mazlumlara yardım etmek gibi iyilikleri kabul etmeyeceğiz.
24
O gün Cennetliklerin en iyi karargâhları, en güzel istirahatgâhları bulunacak.
25
O gün, beyaz bulutla [³] gök yarılacak, melekler yere inecekler.
[3] Veya bembeyaz bulutun çıkmasından dolayı.
26
İşte o gün, hakikî mülk [⁴] yalnız esirgeyen Tanrı/nındır, o gün kâfirler hakkında güç bir gündür.
[4] Zeval bulmaz hakimiyet, saltanat-ı kahire.
27
27, 29. O gün, zalim nedametinden ellerini ısırıp diyecek ki: «— Keşke peygamberle beraber hak yolunu tutsaydım, eyvah bana! Ne olurdu da filânı dost edinmeseydim! * Bana Kur/an veya iman gelmişken o, beni ondan saptırdı. Şeytan insanı yalnız bırakır».
28
27, 29. O gün, zalim nedametinden ellerini ısırıp diyecek ki: «— Keşke peygamberle beraber hak yolunu tutsaydım, eyvah bana! Ne olurdu da filânı dost edinmeseydim! * Bana Kur/an veya iman gelmişken o, beni ondan saptırdı. Şeytan insanı yalnız bırakır».
29
27, 29. O gün, zalim nedametinden ellerini ısırıp diyecek ki: «— Keşke peygamberle beraber hak yolunu tutsaydım, eyvah bana! Ne olurdu da filânı dost edinmeseydim! * Bana Kur/an veya iman gelmişken o, beni ondan saptırdı. Şeytan insanı yalnız bırakır».
30
Peygamber dedi ki: «— Yâ Rab! Kavmim Kur/an/ı bırakıverdiler [⁵].
[5] Veya hezeyan saydılar.
Sonraki 30 ayet →