1
Mü/minler muhakkak umduklarına ermişlerdir.
[1] Mekke'de nâzil olmuş, 119 veya 118 âyettir.
2
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar.
[2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.
3
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar.
[2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.
4
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar.
[2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.
5
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar.
[2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.
6
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar.
[2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.
7
Her kim bu ikisinden başkasına mübaşeret isterse haddi aşmış olur.
8
8, 9. O mü/minler ki emanetlerine, ahilerine riayetkârdırlar, namazlarını da muhafaza ederler [³].
9
8, 9. O mü/minler ki emanetlerine, ahilerine riayetkârdırlar, namazlarını da muhafaza ederler [³].
[3] Vaktinde kılarlar, rükünlerine riayet ederler, tembel olmazlar.
10
10, 11. İşte vâris olacaklar bunlardır ki en yüksek Cenneti ele geçirirler, orada daim kalırlar.
11
10, 11. İşte vâris olacaklar bunlardır ki en yüksek Cenneti ele geçirirler, orada daim kalırlar.
12
* Biz insanı balçık durusundan yarattık.
13
Sonra onun neslini sağlam bir karargâh olan dölyatağında dökülmüş su yaptık.
14
Sonra o dökülmüş suyu kan pıhtısı, bu kanı da bir çiğnem et yaptık. O bir çiğnem ette kemikler yarattık. Kemikleri de et ile örttük. Sonra onu başka bir yaratılışta yaptık [⁴]. Allah bilgide, güçte ve kuvvette pek yücedir, yaratanların [⁵] en güzelidir.
[4] Ona ruh verdik, nutuk verdik. [5] Yani nakkaşların, suret yapanların, kılık, kıyafet verenlerin.
15
15, 16. Böyle yaratıldıktan sonra yine öleceksiniz. Sonra kıyamet günü kaldırılacaksınız.
16
15, 16. Böyle yaratıldıktan sonra yine öleceksiniz. Sonra kıyamet günü kaldırılacaksınız.
17
* Üstünüzde yedi yol yarattık [⁶]. Biz yarattığımızdan gafil değiliz.
[6] Yıldız yolları olan yedi gök veya birbiri üstüne konmuş katlar.
18
Gökten yetecek kadar yağmur yağdırdık. Onu yerde [¹] sakin kıldık, bizim yerden suyu gidermeye de gücümüz yeter.
[1] Göllerde, sarnıçlarda, yeraltında.
19
Biz bu su ile sizin için hurmalıklar, üzüm bağları peyda ettik. Bu bağlarda çok meyveler vardır. Onlardan yersiniz.
20
Sinâ dağından çıkan bir ağaçta [²] peyda ettik ki o, yiyecek kimseler için yağ, katık olacak surette biter.
[2] Zeytini çok olan Sina dağından veya güzel bir dağdan, ağaçlarla sarılmış, eşcar-ı müsmireyle dolu bir dağdan zeytin ağacı.
21
21, 22. Sizler için davarlarda ibret vardır. Onların karınlarındaki sütten size içiririz. Siz onlardan birçok menfaat de görürsünüz. Onların etlerinden de yersiniz, onlara da, gemilere de yüklenirsiniz.
22
21, 22. Sizler için davarlarda ibret vardır. Onların karınlarındaki sütten size içiririz. Siz onlardan birçok menfaat de görürsünüz. Onların etlerinden de yersiniz, onlara da, gemilere de yüklenirsiniz.
23
* Biz Nuh/u kavmine göndermiştik. O, «— Ey kavmim! Tanrı/ya tapın, ondan başka sizin için tapacak yoktur, daha ondan sakınmayacak mısınız?» demişti.
24
24, 25. Kavminden kâfir olanların ileri gelenleri şöyle dediler: Bu, sizin gibi insandan başka bir şey değildir. Peygamberlik iddiasıyle size reis olmak istiyor. Allah dileseydi bize melekler indirirdi, biz, evvel geçen babalarımızdan bunu işitmedik. O, kendisinde delilik bulunan kişiden başka bir şey değildir. Biraz [³] onu bekleyin.
[3] Ölünceye veya delilikten ifakat buluncaya kadar.
25
24, 25. Kavminden kâfir olanların ileri gelenleri şöyle dediler: Bu, sizin gibi insandan başka bir şey değildir. Peygamberlik iddiasıyle size reis olmak istiyor. Allah dileseydi bize melekler indirirdi, biz, evvel geçen babalarımızdan bunu işitmedik. O, kendisinde delilik bulunan kişiden başka bir şey değildir. Biraz [³] onu bekleyin.
[3] Ölünceye veya delilikten ifakat buluncaya kadar.
26
Nuh; İmanlarından me/yus olunca «— Yâ Rab! Onların beni yalancı çıkarmalarından dolayı bana yardım et» dedi.
27
Bunun üzerine biz ona vahyettik ki gözümüzün önünde vahiy ve tâlimimizle bir gemi yap, buyurultumuz gelip fırın fışkırınca [⁴] gemiye her çeşit hayvandan ikişer tane [⁵] ile helâkleri hakkında söz geçmiş olanlardan başka aileni götür. Öz nefislerine zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme, çünkü onlar suda boğulacaklardır.
[4] Fırından su kaynayınca veya yeryüzü kaynayınca veya tan yeri ağarınca. [5] Biri erkek diğeri dişi olmak üzere birer çift.
28
Sen, seninle beraber bulunanlar gemiye binince «— Bizi zalim kavimden kurtaran Allah/a hamdolsun» dersin.
29
İneceğin zaman da «— Yâ Rab! Beni mübarek bir konağa indir. Sen mübarek bir konak indirenlerin hayırlısısın» dersin.
30
İşte bunda ibretler vardır. Biz, onları denemiş olduk.
Sonraki 30 ayet →