1
Ey nâs! Rabbinizden sakının, çünkü kıyamet sarsıntısı müthiş bir şeydir.
[1] Bir kısmı Medine'de, bir kısmı Mekke'de nâzil olmuş 78 âyettir.
2
Onu gördüğünüz gün süt veren bütün analar emzirdikleri çocuklarım bırakıp unutacaklar, gebe kadınlar da vakitsiz doğuracaklardır. Sen de insanları sarhoş göreceksin. Halbuki hakikatte onlar sarhoş değillerdir. Fakat Tanrı/nın azabı şiddetlidir.
3
Nâs arasında hiçbir bilgileri olmaksızın Tanrı hakkında cidalde bulunanlar vardır. Onlar bu hususta her azılı şeytana tâbi olurlar.
4
Bunun üzerine yazılmıştır: Her kim onu dost edinirse o, dost edindiği kimseyi yoldan çıkaracak, keskin ateş azabına götürecektir.
5
Ey nâs! Tekrar dirilmek hususunda şüpheye tutuluyorsanız bir kere şuna bakın: Biz sizi evvelâ topraktan sonra, dökülen sudan, sonra donmuş kandan, sonra tamam ve ayıpsız, nâtamam, suratsız bir halde bir et parçasından yarattık. Ta ki size kudretimizi belli edelim. Biz, döl yataklarında muayyen bir vakte [²] kadar dilediğimizi sabit ve berkarar ederiz. Sonra sizi çocuk olarak çıkarırız. Daha sonra yiğitlik çağına kadar sizi büyütürüz, içinizden bir kısmınız vefat eder, bir kısmınız da ömrün en hasis çağı olan kocalık ve bunaklık zamanına kadar yaşar ki çocuk gibi evvelki bildiğini bilmez olur. Sen yeri kupkuru revnaksız görürsün, biz üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman, ot ile harekete gelir, kabarır, bakana sevinç veren her nevi nebatları bitirir.
[2] Doğum zamanına kadar, muayyen aylara kadar.
6
Şunun için ki Allah haktır, ölüleri diriltir. Her şeye kemaliyle kaadirdir.
7
Kıyamet gelecektir, onun kopmasında şüphe götürecek hiçbir şey yoktur. Allah kabirlerdekileri kaldıracaktır.
8
8, 9. Nâs içinde öyleleri vardır ki Allah hakkında bilgisiz, rehbersiz, nuranî bir Kitap [¹] bulunmaksızın mütekebbirane eğilerek bükülerek halkı Allah yolundan çıkartmak emeliyle cidâle girişirler. Onlar için dünyada rüsvaylık vardır. Kıyamette biz ona yakıcı ateş azabı tattıracağız.
[1] Dediğini açık ifade eden bir Kitap.
9
8, 9. Nâs içinde öyleleri vardır ki Allah hakkında bilgisiz, rehbersiz, nuranî bir Kitap [¹] bulunmaksızın mütekebbirane eğilerek bükülerek halkı Allah yolundan çıkartmak emeliyle cidâle girişirler. Onlar için dünyada rüsvaylık vardır. Kıyamette biz ona yakıcı ateş azabı tattıracağız.
[1] Dediğini açık ifade eden bir Kitap.
10
«— İşte bu, ellerinle kazandıkları şeylerin cezasıdır. Allah kulları hakkında zulümkâr değildir» denecek.
11
Bazı kimseler de Allah/a aykırı olarak [²] ibadet ederler. Onlara sıhhat ve servet gibi bir hayır erişirse mutma/in olurlar [³], şayet hastalık, darlık gibi bir mihnet gelirse yüzü üstü dönerler [⁴]. Onlar, dünyada ve âhirette ziyankâr olmuşlardır. Apaçık ziyankârlık, işte budur.
[2] Şek veya nifakla. [3] «Oh! İslâm ne güzeldir» derler. [4] Dinden çıkarlar.
12
O, Tanrı/dan başka, kendisine hiçbir mazarrat ve menfaat vermeyen şeylere ibadet eder. İşte haktan uzak bir sapıklık budur.
13
O, mazarratı, menfaatinden daha yakın olan şeylere ibadet eder, * o, ne kötü yardımcı ve dosttur! O, ne kötü yoldaştır!
14
Allah mü/min olup iyi amel işleyen kimseleri ağaçları altından ırmaklar akar uçmaklara sokar. Çünkü Allah istediğini yapar.
15
Allah/ın, peygambere dünya ve âhirette asla yardım etmeyeceğini zanneden kimse öfkelerini gidermek için ne yaparsa yapsın, evinin tavanına ip bağlasın, onunla asılsın [⁵] da baksın [⁶], onun bu hilesi öfkesini davet eden yardımı giderebilir mi? [⁷]
[5] Yahut göğe erişecek bir vasıta arasın, o vasıtayla mesafeyi kat'etsin veya ip ile göğe çıksın bir kere baksın bir şey yapabilir mi Nusratı, vahyi kesilebilir mi? Bunlar mümteni olunca öfkelenmesinde fayda yoktur. Yahut Allah kendisine rızk vermez zannında bulunan kimse ne kadar feryat ederse etsin, kendini boğsun, yine kısmete galebe edemez, bu fiili ona rızk verdirmez. [6] Veya düşünsün dursun. [7] Maksadına erebilir mi? Asla!
16
İşte bunun gibi biz, Kur/an/ı apaçık âyât olarak inzal ettik. Allah dilediğine hidayet eder.
17
Mü/minler, Yahudiler, Sâbiîler, Nasraniler, Mecusiler, müşrikler yok mu, Allah kıyamet günü onların aralarını ayırır [¹]. Çünkü Allah her şeye tamamiyle şahittir [²].
[1] Aralarında hak ile bâtılı ayırarak hükmeder. Dört ümmet mecus ve müşrikin ile beraber zikrolununca bu yol da hüküm olunur. [2] Onların neye müstahak olduklarını tamamiyle bilir.
18
Görmüyor musun ki göklerde bulunanlar, yerde bulunanlar güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, yürür hayvanlar, birçok insanlar Allah/a secde ederler. Birçok insanlar da azaba müstahak olmuşlardır, Allah her kimi hor kılarsa onu ağırlayacak kimse bulunamaz, Allah dilediğini yapar.
19
19, 21. Birbirine düşman iki fırka [³] Rableri hakkında [⁴] çekişiyorlar. Kâfirler için ateşten esvap biçilmiştir. Onların başları üzerine kaynar su dökülecek. O kaynar su ile karnındakiler [⁵] ile derileri eriyecek [⁶]. Onlar demir topuz da yiyecekler.
[3] Bir tarafta mü'min, diğer tarafta kâfir. [4] Din-i İlâhi, zat ve sıfat-ı Bari hakkında. [5] Bağırsakları, ciğerleri, iç yağları. [6] Yani içleri, dışları erir.
20
19, 21. Birbirine düşman iki fırka [³] Rableri hakkında [⁴] çekişiyorlar. Kâfirler için ateşten esvap biçilmiştir. Onların başları üzerine kaynar su dökülecek. O kaynar su ile karnındakiler [⁵] ile derileri eriyecek [⁶]. Onlar demir topuz da yiyecekler.
[3] Bir tarafta mü'min, diğer tarafta kâfir. [4] Din-i İlâhi, zat ve sıfat-ı Bari hakkında. [5] Bağırsakları, ciğerleri, iç yağları. [6] Yani içleri, dışları erir.
21
19, 21. Birbirine düşman iki fırka [³] Rableri hakkında [⁴] çekişiyorlar. Kâfirler için ateşten esvap biçilmiştir. Onların başları üzerine kaynar su dökülecek. O kaynar su ile karnındakiler [⁵] ile derileri eriyecek [⁶]. Onlar demir topuz da yiyecekler.
[3] Bir tarafta mü'min, diğer tarafta kâfir. [4] Din-i İlâhi, zat ve sıfat-ı Bari hakkında. [5] Bağırsakları, ciğerleri, iç yağları. [6] Yani içleri, dışları erir.
22
Onlar gam ve elemden dolayı ateşten kurtulmak istedikçe yine oraya iade olunacaklar, onlara yakıcı ateş azabını tadın denecek.
23
Allah mü/min olup iyi amel işleyenleri ağaçları altından ırmaklar akar uçmaklara sokar. Onlar orada altın ve inci bileziklerle süslenirler, oradaki libasları ipektir.
24
Onlar pâk bir söze hidayet olundular [¹]. Övülmüş olan Tanrı yoluna götürüldüler.
[1] «Elhamdüllillahillezi Saddakna Va'dehu» vaadini yerine getiren Tanrıya hamdolsun» - «Lailâhe illallah» - yoktur tapacak Allah'tır ancak» (—Elhamdüllillahillezi ezhebe annel'hazene—) «bizden hüzün ve kederi kaldıran Tanrı'ya hamdolsun» gibi hoş sözlere.
25
Kâfir olup halkı Tanrı yolundan, yerlilerle hariçten gelenler için müsavi surette harem ve kıble kıldığımız Mescid-i Haram/dan alıkoyanlar yok mu? İşte onlara, bir de haremde zulüm irtikâp ederek adaletten sapanlara acıklı bir azap tattıracağız.
26
Hani biz, İbrahim/e Beyt-i Mükerrem/in yerini göstermiştik [²], ona demiştik: Bana hiçbir şeyi şerik koşma; evimi tavaf, Mekke/de ikamet, rükû ve secde edenler için temizle.
[2] Veya ibadet için merci kılmıştık.
27
Nâs/ı hac etmeye çağır ki piyade olarak, zayıf develer üzerinde bulunarak sana gelsinler. O zayıf develer her uzak yoldan gelirler.
28
Ta ki kendileri için ticaret, mağfiret, ibadet gibi birtakım menfaatler elde etsinler, Allah/ın rızk olmak üzere verdiği dört ayaklı davarlardan [³] dolayı malûm olan günlerde [⁴] adını ansınlar, artık onların etinden yiyin, eli dar züğürde de yedirin.
[3] Kurbandan. [4] Zilhiccenin onunda, arife gününde, nahir günlerinde, teşrik günlerinde.
29
Sonra pislikleri [⁵] gidersinler, adaklarını yerlerine getirsinler. Beyt-i Atik olan Kâbe/yi tavaf etsinler.
[5] Tırnak kesmek, koltuk altı yolmak gibi.
30
İşte hacc/ın amali budur, her kim Allah/ın hürmetlerine [⁶] tâzim ederse o tâzim Rabbi indinde kendisi için hayırlı olur, size Maide Sûresinde okunanlar başka olmak üzere kestiğiniz davarlar size helâl kılınmıştır. Artık Allah/a karşı müvahhid-i pâk olarak, şerik koşmayarak pislikten ibaret olan putlardan kaçının. Yalan sözden de kaçının.
[6] Şer'an ihtiram olunanlara: Harem, Mescid-i Haram, Menasik-i hac'ca ait ahkâma.
Sonraki 30 ayet →