1
Nâs/ın hesap verme zamanı yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içindedir, ondan yüz çevirirler,
[1] Mekke'de nâzil olmuş (112) âyettir.
2
Onlara, Rablerinden yeni bir muhtıra, âyet gelmez ki onu oyun edinerek ve maskaralığa alarak,
3
Kalpleri başka bir şeyle meşgul olarak dinlemesinler. Zalimler aralarında gizli konuşarak «— Bu, sizin gibi insan değil midir? Siz göz göre göre büyüye aldanıp nasıl kabul ediyorsunuz» dediler.
4
De ki Rabbim gökteki, yerdeki sözü bilir, O, semi/dir, hakkıyle âlimdir.
5
Hayır, onlar «— Kur/an rüya saçmalamasıdır, belki Kur/an/ı kendisi uydurmuştur, belki o, şairdir. Allah/ın peygamberi ise evvelki peygamberlere gönderilen mûcizeler gibi bize de bir mûcize getirsin» dediler.
6
Onlardan evvel helak ettiğimiz kasaba ahalisinden hiçbiri iman getirmemişti. Hiç onlar iman getirirler mi?
7
Senden evvel, peygamber olarak ancak birtakım erkek insanlar gönderdik ki kendilerine vahiy olunurdu. Bunu bilmezseniz Ehl-i Kitaptan sorun.
8
Biz, peygamberleri yemez, içmez bir ceset yapmadık. Onlar dünyada da daim değillerdir.
9
Yine onlara olan vâdemizi yerine getirdik. Onları ve dilediklerimizi kurtardık, küfürde ileri gidenleri helâk ettik.
10
* Biz, size bir kitap inzal eylemişiz ki onda sizin için şeref vardır. Daha akıl erdiremiyor musunuz?
11
Zalim olan nice kasaba ahalisini kırdık, geçirdik. Onlardan sonra yerlerine başka bir kavim peyda ettik.
12
Onlar satvetimizi anlayınca derhal oradan kaçmaya koyuldular.
13
Onlara kaçmayın, hoş geçirdiğiniz nimetlere, sâkin olduğunuz evlere dönün ki size sual sorulacak denildi.
14
Onlar halâstan nevmit olunca «— Eyvah bizlere! Biz zalim kimselerdik» dediler.
15
Onları tırpan ile biçilmiş ot, sönmüş ateş gibi yapıncaya [¹] kadar onların bu sözleri devam etti, durdu.
[1] Biçilmiş ot gibi yere serilmiş, sönmüş ateş gibi mecalsiz kalmış bir hâle gelinceye.
16
Biz, göğü, yeri ve aralarındakini oyuncak yaratmadık.
17
Eğer biz eğlence edinmek isteseydik onu kendimizden edinirdik. Hûri ve melekler edinirdik fakat yapmadık.
18
Hayır, biz hakkı bâtıl üzerine atarız da hâk bâtılın başını dimağına kadar yarar ve derhal bâtıl yok olur. Allah hakkında dediğiniz bu sıfatlardan vay hâlinize!
19
Göklerde; ve yerde ne varsa hep O/nundur. O/nun nezdinde olanlar O/na tapmakta kibir göstermezler, tapmaktan da yorulmazlar.
20
Gece, gündüz Allah/ı tespih ve takdis ederler. Tanrı/yı anmadan onlara fütur gelmez.
21
Yoksa yerden [²] ölüleri diriltir mâbutlar mı edindiler?
[2] Taşlardan, ağaçlardan, madenlerden.
22
Eğer gökte ve yerde Allah/tan başka mâbutlar olsaydı gök ve yer bozulurdu. Arş sahibi olan Allah onların dedikleri sıfatlardan tamamıyle münezzehtir.
23
O, işlemiş olduğu işten sorulmaz, bilâkis onlar sorulurlar.
24
Yoksa Allah/tan başka mâbutlar mı edindiler? Onlara de ki burhanınızı getirin. İşte benimle beraber olan ümmetimin, benden evvel olan ümmetlerin Kitabı [³]. Hayır, onların pek çoğu hak ne demek olduğunu bilmezler de ondan dönerler.
[3] Yani Kur'an ile Tevrat ve İncil'in hiçbir yerinde «Allah çocuk edinmiştir, O'ndan başka mâbutlar vardır» cümlesini bulabilir misiniz?
25
Senden evvel hiçbir peygamber göndermedik ki ona «— Benden başka tapacak yoktur, yalnız bana tapın» diye vahiy etmiş olmayalım.
26
Onlar «— Esirgeyen Tanrı çocuk edindi» dediler. O, tamamıyle ondan münezzehtir. Belki melekler O/nun muazzam ve mükerrem kullarıdır.
27
Onlar Tanrı/nın sözünden evvel söz söylemezler, O/nun buyurultusu ile amel ederler.
28
Allah onların yaptıklarını, yapacaklarını bilir, onlar yalnız Allah/ın hoşnut olacağı [¹] kimselere şefaat edebilirler, O/nun haşyet ve mehabetinden korku içinde bulunurlar.
[1] Veya şefaatine razı olduğu.
29
Onlardan [²] her kim «— Ben Allah/tan başka bir mâbudum» derse işte onu biz Cehennem ile cezalandırırız. Zalimlere işte böyle ceza veririz.
[2] Bilfarz meleklerden veya mahlûkattan.
30
Göklerle yer bitişikken onları birbirinden ayırdığımızı, sudan bütün diri şeyleri vücude getirdiğimizi kâfirler görmüyorlar mı? Daha iman getirmeyecekler mi?
Sonraki 30 ayet →