1
Ta, Hâ [²].
[1] Mekke'de nazil olmuş 135 âyettir. [2] «Taha» sûresinin adı olduğu gibi peygamberimizin de adı olabilir. Bu halde ona hitaben «Ta Ha!» demek olur.
2
Biz, sana Kur/an/ı sıkıntı çekmen için inzâl etmedik.
3
Ancak onu kalbinde korku olana öğüt olmak üzere indirdik.
4
O, yeri, yüce gökleri yaratan Zat tarafından indirilmiştir.
5
O esirgeyen Zattır ki arz üzere lâyık veçhile müstevi olmuştur.
6
Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve nemli toprak altında ne varsa hepsi O/nundur.
7
Sözü açıkça söylesen de O, gizli sözünü, belki daha saklısını bilir.
8
Allah ki O/ndan başka tapacak yoktur. O/nun güzel adları vardır.
9
Sana Musa hakkındaki haber gelmiştir [³].
[3] Veya gelmiş midir?
10
Hani o, uzaktan bir ateş görmüştü. Ailesine «— Siz burada durun. Ben bir ateş gördüm, size ondan bir parça kor getireceğimi veya ateşin yanında bir rehber bulacağımı ümit ediyorum» demişti.
11
Musa ateşe varınca ona şöyle nida olundu: «— Musa!
12
Ben senin Rabbinim, ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes olan Tuva vadisinde bulunuyorsun.
13
«— Ben seni peygamberlik için ihtiyar ettim. Artık sana vahiy olunanı dinle:
14
«— Tanrı benim, benden başka tapacak: yoktur, bana tap, beni anmak için dosdoğru namaz kıl.»
15
«—Kıyamet muhakkak gelecektir. Ben onu gizliyorum [¹] ki herkes işlediği ile ceza görsün».
[1] Yahut Arap şivesi üzere hemen hemen kendimden de gizleyecektim.
16
«— Sakın seni kıyamete inanmayıp heveslerine tâbi olan kimseler ona imandan vaz geçirmesinler, yoksa helâk olursun».
17
«— Musa! Sağ elinde ne var? ».
18
Musa dedi ki o, benim asamdır, ben ona dayanırım, onunla koyunlarıma ağaçtan yaprak silkerim. Onu başka hususlarda da kullanırım.
19
Allah buyurdu: Musa! Onu elinden bırak.
20
Musa onu elinden bıraktığı gibi derhal bir yılan olup seğirtmeye başladı.
21
Allah buyurdu: Onu tut korkma. Biz onu evvelki haline iade ederiz.
22
Elini koltuğunun altına sok ki elin başka bir mûcize olarak ayıpsız [²] bembeyaz çıksın.
[2] Elinde abraşlık bulunmaksızın.
23
Bununla sana pek büyük mûcizelerimizi göstereceğiz.
24
Bu mûcizeler ile Firavun/a git, çünkü o, haddi aşmıştır.
25
25, 33. Musa dedi ki: Yâ Rab! Meşakkate tahammül için göğsümü aç, Firavun/a karşı işimi kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Bana ailemden birini, kardeşim Harun/u vezir yap da onunla arkamı kavi kıl. Onu İşimde bana ortak yap. Şunun için ki seni çok tespih edelim,
26
25, 33. Musa dedi ki: Yâ Rab! Meşakkate tahammül için göğsümü aç, Firavun/a karşı işimi kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Bana ailemden birini, kardeşim Harun/u vezir yap da onunla arkamı kavi kıl. Onu İşimde bana ortak yap. Şunun için ki seni çok tespih edelim,
27
25, 33. Musa dedi ki: Yâ Rab! Meşakkate tahammül için göğsümü aç, Firavun/a karşı işimi kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Bana ailemden birini, kardeşim Harun/u vezir yap da onunla arkamı kavi kıl. Onu İşimde bana ortak yap. Şunun için ki seni çok tespih edelim,
28
25, 33. Musa dedi ki: Yâ Rab! Meşakkate tahammül için göğsümü aç, Firavun/a karşı işimi kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Bana ailemden birini, kardeşim Harun/u vezir yap da onunla arkamı kavi kıl. Onu İşimde bana ortak yap. Şunun için ki seni çok tespih edelim,
29
25, 33. Musa dedi ki: Yâ Rab! Meşakkate tahammül için göğsümü aç, Firavun/a karşı işimi kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Bana ailemden birini, kardeşim Harun/u vezir yap da onunla arkamı kavi kıl. Onu İşimde bana ortak yap. Şunun için ki seni çok tespih edelim,
30
25, 33. Musa dedi ki: Yâ Rab! Meşakkate tahammül için göğsümü aç, Firavun/a karşı işimi kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Bana ailemden birini, kardeşim Harun/u vezir yap da onunla arkamı kavi kıl. Onu İşimde bana ortak yap. Şunun için ki seni çok tespih edelim,
Sonraki 30 ayet →