1
Kâf, Ha, Ya, Ayin, Sâd.
[1] Mekke'de nâzil olmuş, 98 âyettir.
2
Bu, Rabbınin kulu Zekeriya hakkındaki rahmetini zikreder.
3
Hani Zekeriya Rabbine gizli nida ile nida etmişti.
4
Dedi ki Yâ Rab! Kemiğim gevşedi [²], başımın tüyü tutuştu [³]. Yâ Rab! Sana duamda hiçbir zaman mahrum kalmadım.
[2] İhtiyarladım. [3] Bütün saçlarım ağardı.
5
5, 6. Benden sonra yerime gelecek amcazadelerim gibi akrabalarımdan [⁴] korkuyorum. Karım da kısırdır. Artık tarafından din işini görecek bir oğul bağışla ki bana da Yakup hanedanına da vâris [⁵] olsun. Yâ Rab! Onu hoşnut olduklarından kıl.
[4] Onların hüsn-ü harekette bulunmayacaklarından. [5] Onun ilmine, nübüvvetine.
6
5, 6. Benden sonra yerime gelecek amcazadelerim gibi akrabalarımdan [⁴] korkuyorum. Karım da kısırdır. Artık tarafından din işini görecek bir oğul bağışla ki bana da Yakup hanedanına da vâris [⁵] olsun. Yâ Rab! Onu hoşnut olduklarından kıl.
[4] Onların hüsn-ü harekette bulunmayacaklarından. [5] Onun ilmine, nübüvvetine.
7
Allah buyurdu: Zekeriya! Biz, sana Yahya adlı bir oğul müjdeleriz ki daha evvel hiç kimseyi ona adaş kılmadık.
8
Zekeriya «— Yâ Rab! Karım kısırken benim de ihtiyarlıktan kemiklerim kurumuşken [⁶] nasıl oğlum olur?», dedi.
[6] Veya pek ziyade ihtiyarladığım halde.
9
Melek dedi : İş böyledir; fakat Rabbin buyurdu ki o, bana göre kolaydır. Nasıl ki bundan evvel sen bir şey değilken ben seni yarattım.
10
Zekeriya dedi ki Yâ Rab! Müjde için bana bir alâmet yap. Allah sana alâmet, sıhhatin düzgünken [⁷] üç gün üç gece bir düziye nâs ile konuşamamaklığındır.
[7] Lisanında tutukluk, dilsizlik yokken, lisanında düzgünken.
11
Zekeriya namazgahından [⁸] kavmine çıkıp onlara sabah, akşam tespihte [⁹] bulunmalarını işaret etti [¹⁰].
[8] Veya mescit veya çardaktan. [9] Salât, hamd, tenzihte. [10] Yahut yere yazdı. Çünkü dil ile konuşamadı.
12
«— Yahya! [¹] Kitabı kalb kuvveti ile al. » Biz, ona çocukken hikmet [²] verdik.
[1] Zekeriya'ya Yahya'yı verdik, hitaba müstahak olduğu bir zamanda sözle dedik. [2] Veya peygamberlik, Tevrat'ı anlamak, bilmek.
13
13, 14. Nezdimizden kalb yumuşaklığı ve mürüvvet günahlardan pâklık [³] da verdik. O, tabiatıyle sakınıcıydı. Ana ve babasına da iyilikleri, şefkati vardı. Allah/a karşı serkeş, âsi değildi.
[3] Veya sadaka vermeklik, halk tarafından meth-ü sena edilmeklik.
14
13, 14. Nezdimizden kalb yumuşaklığı ve mürüvvet günahlardan pâklık [³] da verdik. O, tabiatıyle sakınıcıydı. Ana ve babasına da iyilikleri, şefkati vardı. Allah/a karşı serkeş, âsi değildi.
[3] Veya sadaka vermeklik, halk tarafından meth-ü sena edilmeklik.
15
Ona Allah tarafından doğduğu gün, öleceği gün, diri olarak kalkacağı gün selâm olsun.
16
Kur/an/da Meryem kıssasını zikret. Hani o, ailesinden güneşli bir yere [⁴] çekilmişti.
[4] Veya şark tarafında bir yere.
17
Onlardan tarafa bir perde çekti [⁵]. Ona ruhumuzu [⁶] gönderdik. Ruh ona, tam bir insan şeklinde göründü.
[5] Yıkanmak veya çamaşır yıkamak veya çamaşır değiştirmek için ailesi ile kendi arasına bir perde çekti. [6] Cebrâil Aleyhisselâm.
18
Meryem «— Ona senden esirgeyen Zat/a sığınırım. Tabiatın ile müttekıysen bana ilişme» dedi.
19
Ruh «— Ben Rabbinin elçisinden başka bir şey değilim, O/nun emriyle sana pâk bir oğul bahşedeceğim» dedi.
20
Meryem «— Nasıl benim oğlum olur ki? Bana hiçbir insan dokunmamıştır. Ben fahişe de değilim» dedi.
21
Ruh dedi ki hâl dediğin gibidir. Fakat Rabbin buyurdu ki o bana göre kolaydır. Biz, onu nâs/a kudretimize alâmet, nezdimizden mü/minlere bais-i rahmet kılacağız. Bu iş olup bitmiştir. Geri dönemez.
22
Meryem ona gebe kaldı. Gebeliğini saklayıp uzak bir yere çekildi.
23
Doğurma sancısı onu bir hurma ağacı kütüğüne dayanmaya mecbur etti [⁷], «— Keşke bundan evvel ölseydim de büsbütün unutulmuş olsaydım!» dedi [⁸].
[7] Oraya da gizlenip doğurmak için. [8] Âdet i beşer üzere hayasından.
24
24, 25. Aşağısından ona bir nida geldi: Mahzun olma Rabbin ayağının altından küçük bir çay akıtmıştır, hurma ağacının kütüğünü kendine doğru salla. Ondan sana taze hurma düşer.
25
24, 25. Aşağısından ona bir nida geldi: Mahzun olma Rabbin ayağının altından küçük bir çay akıtmıştır, hurma ağacının kütüğünü kendine doğru salla. Ondan sana taze hurma düşer.
26
Ye, iç, oğlun ile gözün aydın olsun. Şâyet insandan birini görürsen o da sana çocuğu sorarsa işaretle «— Ben esirgeyen Zat/a sükût orucu adamışım. Bugün [¹] hiçbir insan ile konuşmayacağım» dersin.
[1] Bundan böyle.
27
Meryem çocuğu yüklenip kavmine getirdi. Onlar dediler «— Meryem! Sen çirkin bir iş yaptın [²].
[2] Veya garip, acayip bir iş işledin.
28
Ey Harun/un hemşiresi! [³] Senin baban fena adam, zâni değildi. Anan da fahişe değildi. Bu çocuk nedir?
[3] Harun neslinden olan veya Harun namındaki bir zâninin kız kardeşi yani fahişe! Veya Harun namındaki salih bir adamın kız kardeşi!
29
Meryem İsa/ya işaret etti. Onlar «— Biz beşikteki çocukla nasıl konuşalım» dediler.
30
30, 33. İsa söze başlayıp dedi ki «— Ben Tanrı/nın kuluyum. Bana kitap verdi, beni peygamber kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe bana namazı, zekâtı emretti. Beni valideme şefkatli ve iyilik edici kıldı, beni kendine karşı serkeş, bedbaht kılmadı. Doğduğum gün, öldüğüm gün diri olarak kalkacağım gün Allah tarafından bana selâm olsun.»
Sonraki 30 ayet →