1
1, 3. Kendi kuluna, tarafından kâfirleri şiddetli bir ukubet ile korkutmak, iyi iş işleyen mü/minlere de, ebedî olarak kalacakları güzel bir mükâfat ile müjdelemek için eğrilikten âri, dosdoğru bir kitap inzâl eden Tanrı/ya hamdolsun.
2
1, 3. Kendi kuluna, tarafından kâfirleri şiddetli bir ukubet ile korkutmak, iyi iş işleyen mü/minlere de, ebedî olarak kalacakları güzel bir mükâfat ile müjdelemek için eğrilikten âri, dosdoğru bir kitap inzâl eden Tanrı/ya hamdolsun.
3
1, 3. Kendi kuluna, tarafından kâfirleri şiddetli bir ukubet ile korkutmak, iyi iş işleyen mü/minlere de, ebedî olarak kalacakları güzel bir mükâfat ile müjdelemek için eğrilikten âri, dosdoğru bir kitap inzâl eden Tanrı/ya hamdolsun.
4
Allah çocuk edindi diyenleri de korkutmak için Kitap inzâl etmiştir.
5
Böyle diyenlerin ne kendilerinin, ne babalarının bu bapta bir bilgileri yoktur. Ağızlarından çıkan o söz ne büyük bir sözdür! Onlar yalandan başka bir şey söylemezler.
6
Yoksa onların bu söze [¹] inanmayıp yanından gittiklerine teessüf ederek kendini helâk mi edeceksin? [²]
[1] Kur'an-ı Kerîm'e. [2] Kendini helâk etme.
7
Biz, yeryüzünde bulunanları yer için ziynet kıldık ki nâs/ı deneyelim, bakalım hangisi daha güzel işlerde bulunacaktır.
8
Biz, yeryüzünde olanları dümdüz kuru bir yere çeviririz.
9
Kehf ve rekîm sahiplerini [³] âyetimiz içinde acip bir âyet mi sandın [⁴]?
[4] Bunların uykuda kalmalarını, gökleri, yeri yarattığımıza nisbetle daha acip, daha garip mi buldun?
10
Hani o yiğitler büyük bir mağaraya çekilmişler, «— Ey Rabbimiz! tarafından bize rahmet [⁵] ver, işimizde doğruyu rehber et» demişlerdi.
[5] Rızk, mağfiret, düşmandan selâmet.
11
Biz de o mağarada onların kulaklarına nice yıllar perde koyduk [⁶].
[6] Senelerce uyuttuk.
12
Sonra uykuda ne kadar kaldıklarım iki fıkradan hangisinin [⁷] onların mağarada eğleştikleri müddeti sayıp zapt edebildiğini ayırdetmek için onları uyandırdık.
[7] Eshab-ı Kehf'in iki fırkasından mağarada kaldıklarında ihtilâf edenler, bir kısmı bir gün, bir kısmı daha az diyenler veya Eshab-ı Kehf zamanında iki Müslüman fırkasından veya Eshab-ı Kehf zamanındaki padişahlar ile Eshab-ı Kehf'ten.
13
Biz, sana onların haberini doğruca naklediyoruz, onlar birtakım yiğitlerdi ki Rablerine inanmışlardı. Biz de onların hidayet ve sebatlarını artırmıştık.
14
Onlar, padişahlarının önünde durup şöyle söyledikleri zaman onların kalplerine kuvvet ve metanet vermiştik: «— Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. O/ndan başka hiçbir tapacağa tapmayız. Böyle [⁸] dersek küfürde haddi aşmış bir söz söylemiş oluruz».
[8] Tanrıdan başkasına taparız dersek.
15
«— Bu bizim vatandaşlarımız O/ndan başka birtakım tapacaklar edindiler. Onlar bize apaçık bir burhan getirmeliydiler. Allah/a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? [⁹]».
[9] Padişahlarının önünden çıktıktan sonra aralarında böyle söylemişlerdi.
16
«Onlardan, Allah/tan başka mâbutlardan ayrılmak isterseniz büyük bir mağaraya çekilin ki Rabbiniz size rahmetini genişletsin, işlerinizi de size yarayacak bir surette yapsın [¹]».
[1] Şehirden ayrıldıkları zaman birbirlerine böyle söylemişlerdi.
17
Onlara baksaydın görürdün ki güneş doğduğu vakit mağaralarının sağ tarafına meyleder, battığı vakitte de sol tarafa giderdi [²]. Onlar mağaranın açık [³] bir yerinde idiler. Bu, Allah/ın kudretine ait nişanlarındandır. Allah her kime hidayet verirse o, hidayeti bulur, her kimi dalâlete düşürürse ona irşad edecek bir yâr bulamazsın.
[2] Yani onlara hiç güneş değmezdi. [3] Veya geniş mahallinde idiler, böylece hava alırlardı.
18
Gözleri açık olmakla sen onları uyanık sanırsın. Halbuki onlar uykudadırlar. Biz onları çürümemek için sağa, sola döndürürdük. Köpekleri ise dirseklerini kapı eşiği makamındaki yere uzanmış bir halde yatıyordu. Onları bu halde görseydin geri dönüp kaçardın. Mehabetlerinden korku içinde kalırdın.
19
19, 20. Bunun gibi [⁴] birbirlerinden soruşup hallerini bilmek için onları uyandırdık. Onlardan biri burada ne kadar vakit eğleştiniz dedi. Birkaçı bir gün veya ondan daha az eğleştik dediler. Birkaçı da şöyle dediler: Ne kadar eğleştiğinizi Rabbiniz daha iyi bilir, içinizden birinizi bu gümüş akça ile şehre gönderin, baksın, kimin yemeği daha pâk [⁵] ise size ondan yiyecek getirsin, nazikâne hareket etsin, hiçbir kimseye burada bulunduğunuzu haber vermesin [⁶]. Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlarlar veya cebren kendi dinlerine döndürürler. Bu halde ebediyyen felâh bulamazsınız.
[4] Onların uyumalarını kudretimize nişan kıldığımız gibi uyanmalarını da öyle nişan kıldık. [5] Veya helâl, ucuz, leziz. [6] Çabuk gitsin, çabuk gelsin. Ahaliye lûtf ile muamelede bulunsun. Kimseye kendisini bildirmesin.
20
19, 20. Bunun gibi [⁴] birbirlerinden soruşup hallerini bilmek için onları uyandırdık. Onlardan biri burada ne kadar vakit eğleştiniz dedi. Birkaçı bir gün veya ondan daha az eğleştik dediler. Birkaçı da şöyle dediler: Ne kadar eğleştiğinizi Rabbiniz daha iyi bilir, içinizden birinizi bu gümüş akça ile şehre gönderin, baksın, kimin yemeği daha pâk [⁵] ise size ondan yiyecek getirsin, nazikâne hareket etsin, hiçbir kimseye burada bulunduğunuzu haber vermesin [⁶]. Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlarlar veya cebren kendi dinlerine döndürürler. Bu halde ebediyyen felâh bulamazsınız.
[4] Onların uyumalarını kudretimize nişan kıldığımız gibi uyanmalarını da öyle nişan kıldık. [5] Veya helâl, ucuz, leziz. [6] Çabuk gitsin, çabuk gelsin. Ahaliye lûtf ile muamelede bulunsun. Kimseye kendisini bildirmesin.
21
Böylece halkı onların haline muttali kıldık. Ta ki Allah/ın diriltmek hakkındaki vaadi hak olduğunu, kıyamete asla şüphe olmadığım bilmiş olsunlar. Hani onlar aralarında [¹] bu hususta niza/a düşmüşlerdi, onlar [²] dediler ki üzerlerine bir bina yapın [³]; Rableri onların hallerini daha iyi bilir. Reyleri galip gelen Müslümanlar herhalde üzerlerine bir mescit yapalım dediler.
[1] Vatandaşlar, Eshab-ı Kehf hakkında. [2] Kâfir olanlar. [3] Çünkü vatandaşlarımızdır.
22
22, 24. Onlar [⁴] «— Eshab-ı Kehf üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir» derler. Bâzısı da «— Beş kişidir, altıncıları da köpekleridir» derler. Bu iki söz gaybe taş atmaktır [⁵] . Diğerleri ise «— Yedi kişidir. Sekizincileri köpekleridir» derler. Onlara de ki adetlerini Rabbim daha iyi bilir. Onları ancak az kimse bilir. Hakkında ancak zâhir olan şeyden fazlasıyle nizada bulunma [⁶]. Onlar hakkında onlardan hiçbir kimseye de bir şey sorma, hiçbir şey için ben onu herhalde yapacağım deme. Ancak Allah/ın dilemesiyle yapacağım de. Unuttuğun zaman Rabbini an, «— Olabilir ki Rabbim beni bundan [⁷] daha yakın bir yola [⁸] götürür» de.
[4] Eshab-ı Kehf'in kıssalarıyle meşgul olanlardan bir kısmı. [5] Zan ve tahminden ibarettir. [6] O hususta derine dalma, Kur'an'ın haberiyle iktifa et. Onları red de etme, teçhil de etme. [7] Eshab-ı Kehf'in haberinden. [8] Eshab-ı Kehf'in haberinden daha ziyade nübüvvetime delâleti zâhir olan bir yola.
23
22, 24. Onlar [⁴] «— Eshab-ı Kehf üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir» derler. Bâzısı da «— Beş kişidir, altıncıları da köpekleridir» derler. Bu iki söz gaybe taş atmaktır [⁵] . Diğerleri ise «— Yedi kişidir. Sekizincileri köpekleridir» derler. Onlara de ki adetlerini Rabbim daha iyi bilir. Onları ancak az kimse bilir. Hakkında ancak zâhir olan şeyden fazlasıyle nizada bulunma [⁶]. Onlar hakkında onlardan hiçbir kimseye de bir şey sorma, hiçbir şey için ben onu herhalde yapacağım deme. Ancak Allah/ın dilemesiyle yapacağım de. Unuttuğun zaman Rabbini an, «— Olabilir ki Rabbim beni bundan [⁷] daha yakın bir yola [⁸] götürür» de.
[4] Eshab-ı Kehf'in kıssalarıyle meşgul olanlardan bir kısmı. [5] Zan ve tahminden ibarettir. [6] O hususta derine dalma, Kur'an'ın haberiyle iktifa et. Onları red de etme, teçhil de etme. [7] Eshab-ı Kehf'in haberinden. [8] Eshab-ı Kehf'in haberinden daha ziyade nübüvvetime delâleti zâhir olan bir yola.
24
22, 24. Onlar [⁴] «— Eshab-ı Kehf üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir» derler. Bâzısı da «— Beş kişidir, altıncıları da köpekleridir» derler. Bu iki söz gaybe taş atmaktır [⁵] . Diğerleri ise «— Yedi kişidir. Sekizincileri köpekleridir» derler. Onlara de ki adetlerini Rabbim daha iyi bilir. Onları ancak az kimse bilir. Hakkında ancak zâhir olan şeyden fazlasıyle nizada bulunma [⁶]. Onlar hakkında onlardan hiçbir kimseye de bir şey sorma, hiçbir şey için ben onu herhalde yapacağım deme. Ancak Allah/ın dilemesiyle yapacağım de. Unuttuğun zaman Rabbini an, «— Olabilir ki Rabbim beni bundan [⁷] daha yakın bir yola [⁸] götürür» de.
[4] Eshab-ı Kehf'in kıssalarıyle meşgul olanlardan bir kısmı. [5] Zan ve tahminden ibarettir. [6] O hususta derine dalma, Kur'an'ın haberiyle iktifa et. Onları red de etme, teçhil de etme. [7] Eshab-ı Kehf'in haberinden. [8] Eshab-ı Kehf'in haberinden daha ziyade nübüvvetime delâleti zâhir olan bir yola.
25
Onlar mağaralarında dokuz fazlasıyle üç yüz sene eğleştiler [⁹].
[9] Sene-i şemsiye üzere üçyüz, sene-i kameriye üzere üçyüz dokuz sene olduğuna işarettir.
26
Onlara de ki ne kadar eğleştiklerini Allah daha iyi bilir. Göklerin, yerlerin ğayıplarını bilmek O/na mahsustur. O ne güzel görür! Ne güzel işitir! O/ndan başka onların bir yârları, işlerini göreni yoktur. O, hiç kimseyi hükmünde ortak yapmaz.
27
Rabbinin Kitabından sana vahiy olunanları oku, O/nun sözlerini değiştirecek yoktur.. O/ndan başka hiçbir sığınacak ve dayanacak bulamazsın.
28
Sabah, akşam, Rablerinin yüzünü, rızasını kastederek O/na ibadet edenlerle beraber kendini sabırlı kıl. Dünya diriliğinin debdebesine kapılarak, onlardan gözlerini ayırma. Gönlünü zikrimizden gafil kıldığımız, hevesine uymuş, hâli harap olmuş kimselere ita/at etme.
29
Onlara de ki: hak Rabbiniz tarafındandır [¹]. Dileyen inansın, dileyen gâvur olsun bize ne!. Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki onun etrafına çekilen kalın perdeleri [²] kendilerini kaplar. Eğer susuzluktan feryat ederlerse onların feryadına zeytin yağı tortusu [³] gibi bir su verilir ki ağızlarına götürürken yüzlerini kavurur. Bu, ne fena içecektir! O, ne fena kurulacak yerdir!
[1] Kur'an veya hüküm Allah'tandır, havadan değildir. Veya Kur'an, Rabbiniz tarafından hak bir sözdür. [2] Veya kalın duvarları, ateşten duvarları, çadırları, dumanları onları kaplamıştır. Ateşin etraflarını aldıklarını temsildir. [3] Veya erimiş bakır, kan ve irin gibi.
30
İman edip iyi amel işleyenler yok mu? Biz bu gibi ameli iyi olan kimsenin mükâfatını asla zayi etmeyiz.
Sonraki 30 ayet →