1
Kendisine kudretimize ait bazı âyetlerimizi göstermek için kulunu bir gece vakti Mesçid-i Haram/dan etrafına bereket verdiğimiz Mesçid-i Aksa/ya [²] götüren Zat her ayıptan tamamıyle münezzehtir. Semi/ O/dur, basir O/dur.
[1] Mekke'de nazil olmuş, 111 âyettir. [2] Yani Mekke'den Kudüs'e.
2
Biz, Musa/ya Kitap verdik. Onu İsrail oğullarına, benden başkasını vekil [³] kılmamaları için rehber kıldık [⁴].
[3] İşlerini görecek zat. [4] Kitap Tur'da verilmiş, Tur'da miraç makamında olmakla miraç âyetini müteakip vârit olmuştur.
3
Ey Nuh ile gemiye yüklettiğimiz kimsenin zürriyeti [⁵] ! Nuh gibi olun. Çünkü Nuh ziyade şükreden bir kuldu.
[5] Yani İsrail oğulları.
4
Biz, İsrail oğullarına Tevrat/ta bildirdik: Yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız [⁶]. Bana karşı da pek büyük serkeşlik göstereceksiniz.
[6] 1 — Tevrat'ın ahkâmına muhalefet etmek. 2 — Hazret-i Zekeriyya ve Yahya'nın katliyle Hazret-i İsa'nın katline kalkışmak.
5
Onlardan birinci fesatlarının mücazat vâdesi gelince biz satvet ve şiddet sahibi birtakım kullarımızı üzerinize göndermiştik. Onlar da diyarınızın arasında sizi tâkip etmişlerdi [⁷]. Bu ise herhalde yerine gelecek bir vâde idi.
[7] Katletmek, esir etmek, yağma etmek için.
6
Sonra [⁸] size şevketi iade ettik, arkası sıra mallar, oğullar verdik. Sizi evvelkinden ziyade çoğalttık.
[8] Hazret-i Davut ve Süleyman zamanlarında ve Babil esaretinden sonra.
7
Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yaparsınız, kötülük ederseniz yine kendinize edersiniz. İkinci fesadın ukubet vâdesi gelince yüzünüzü karaltmak [⁹], mesçidinize ilk defa girdikleri gibi girmek [¹⁰], mağlûp ettiklerini bütün bütün berbat etmek için düşmanları gönderdik.
[9] Öldürmek, esir etmek, yağma etmek ile sizi dilhûn etmek. [10] Evvelki tahrip gibi tahrip etmek.
8
Olabilir ki Rabbiniz size merhamet eder, şayet siz, fesada dönerseniz biz de mücazata döneriz. Cehennemi kâfirlere zindan kıldık [¹].
[1] Veya onlara münhasır kıldık.
9
Bu Kur/an yok mu? İşte o, pek doğru ve sağlam bir yola götürür. İyi amel işleyen mü/minlere, büyük mükâfata nail olacaklarım müjdeler.
10
Âhirete inanmayanlar için de acıklı bir azap hazırladığımızı bildirir.
11
İnsan [²] kendine iyilik ile dua eder gibi fenalık ile dua eder. İnsan çok acelecidir.
[2] Pek sıkılınca veya öfkelenince.
12
Biz gece ve gündüzü iki alâmet kıldık, gece alâmetini sükûnet için ışıksız, gündüz alâmetini ise eşyayı görmek için ışıklı yaptık. Ta ki Rabbinizin inayetinden esbab-ı mâişet isteyesiniz, senelerin sayısını, vakitlerin hesabım bilesiniz. Biz muhtaç olduğunuz her şeyi gereği gibi tafsil ettik.
13
Herkesin boynuna amelini doladık [³]. Kıyamet günü ona amellerinin yazıldığı sayfaları çıkaracağız ki onu açılmış bulacaktır.
[3] Veya amelinin uğursuzluğunu geçirdik. Yani kötü amel, kötü kişinin yoldaşıdır.
14
Ona bu sahifeleri oku, bugün hesap görmeye kendin kâfi geleceksin [⁴] denecek.
[4] Kendin, kendine bak da hesabını gör, ameline nasıl ceza verileceğini takdir et.
15
Her kim yol bulursa ancak kendisi için yol bulur, saparsa yine ancak kendisinin helâki için sapar, hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez, biz peygamber göndermedikçe azap edecek değiliz.
16
Bir kasabayı helâk etmek istediğimiz zaman peygamber lisanıyle onların refah ve nimet sahiplerine [⁵] emrederiz. Onlar ise fasık kesilirler. Artık onlar azabı hak ederler, biz de o kasabayı hâk ile yeksan ederiz.
[5] Yani elebaşılarına.
17
Nuh/tan sonra nice insan tabakalarını helâk ettik, Rabbinin kullarının günahlarına agâh olması, onları görmesi ceza için elverir.
18
Her kim bu çabuk geçen dünyayı isterse dilediğimiz kimseye az çok istediğimiz miktarı burada çabucak veririz. Sonra ona Cehennemi tahsis ederiz. Oraya yerinmiş, halkın rahmetinden kovulmuş olarak atılır.
19
Her kim mü/min olduğu halde âhireti ister, ona da gereği gibi çalışırsa işte onların çalışmaları meşkûr ve makbul olur.
20
Her birine onlara da, bunlara da dünyada Rabbinin vergisinden birbiri ardınca veririz. Rabbinin vergisi hiçbir fertten geri tutulmaz.
21
Baksana, onları nasıl birbirinden üstün tuttuk, âhirette daha büyük dereceler, daha büyük üstün tutmalar vardır.
22
Tanrı ile beraber başka bir tapacak edinme, yoksa yerinir, yalnız bırakılırsın.
23
23, 24. Rabbin kat/î olarak hükmetti: Ancak, O/na tapın, analarınıza, babalarınıza iyilik edin, şayet gerek yalnız biri, gerek ikisi birden yanında [¹] kocarsa sakın onlara «— Of, aman» deme [²] yüzlerine bağırma [³], onlara tatlı söz söyle, onlara karşı acıyarak [⁴], tezellül ve tevazu kanadını aç da de ki «— Yâ Rab! Onlar beni küçük yaşımda iken merhametle besledikleri gibi [⁵] sen de şimdi onlara öyle merhamet et.
[1] Eline baktıkları sırada. [2] Bıkıp usandığını gösterme. [3] Veya katı sözler ile onları menetme. [4] Âr'dan korkarak değil. [5] Veya büyüttüklerinden dolayı.
24
23, 24. Rabbin kat/î olarak hükmetti: Ancak, O/na tapın, analarınıza, babalarınıza iyilik edin, şayet gerek yalnız biri, gerek ikisi birden yanında [¹] kocarsa sakın onlara «— Of, aman» deme [²] yüzlerine bağırma [³], onlara tatlı söz söyle, onlara karşı acıyarak [⁴], tezellül ve tevazu kanadını aç da de ki «— Yâ Rab! Onlar beni küçük yaşımda iken merhametle besledikleri gibi [⁵] sen de şimdi onlara öyle merhamet et.
[1] Eline baktıkları sırada. [2] Bıkıp usandığını gösterme. [3] Veya katı sözler ile onları menetme. [4] Âr'dan korkarak değil. [5] Veya büyüttüklerinden dolayı.
25
Rabbiniz kalbinizde olanları [⁶] daha iyi bilir, ebeveyn haklarında iyilik ederseniz [⁷] Allah sizi yarlıgar, çünkü O günah ettikçe tövbe edenler hakkında yarlıgayıcıdır.
[6] Ebeveyninize karşı gelmek veya iyilikte bulunmak hususlarını. [7] Veya ebeveyn hakkında Allah'a muti' olursanız veya iyiliğe niyette sadıksanız.
26
Hısımlara, yoksullara, yolda kalmışlara haklarını ver [⁸], malını ulu orta saçıp dağıtma.
[8] Hallerine göre haklarını ver, zekât ver, yedir, içir.
27
Çünkü saçıp dağıtanlar şeytanın kardeşleridir. Şeytan ise Rabbinin nimetine karşı nankör olmuştur.
28
Şâyet Rabbinden umduğun rahmete bakarak [¹] onlardan [²] yüz çevireceksen onlara tatlı dil ile cevap ver.
[1] Verecek bir şey olmadığı halde geleceğe rızka bakarak. [2] Hısımlar, yoksullar, yolda kalmışlardan.
29
Cimrilikle elini boynuna bağlama, israf ile büsbütün de açma, yoksa melâmet ve hasret içinde kalırsın [³].
[3] Evvelkisinde seni kınarlar, İkincisinde de sen hasret çekersin.
30
Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir, dilediğinin rızkını da iktizasına göre darlaştırır. Allah kullarının işinden haberdardır, onları görür.
Sonraki 30 ayet →