Ana SayfaMealler › İsmail Hakkı İzmirli
İH

İsmail Hakkı İzmirli

İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli meali ile okumaya başla
Hud 1 / 123
1
Elif, Lâm, Ra. Bu bir Kitap/tır ki Âyetleri muhkem kılınmış, sonra tafsil olunmuştur [⁴]; hakim ve agâh olan Zat tarafındandır [⁵]. [3] Bir, iki âyetten maadası Mekke'de nazil olmuş, 123 âyettir. [4] Akait ile, ahkâm ile, mev'ize ile, ihbar ile, yahut hak ile bâtıl arası ayrılmıştır. [5] Veya hakim ve agâh olan Zat tarafından muhkem kılınmış ve tafsil olunmuştur.
İ. H. İzmirli 11:1
2
Ta ki yalnız Tanrıya tapasınız. Onlara «— Ben O/nun tarafından sizi müjdeleyen, Allah azabıyle korkutan bir peygamberim» de.
İ. H. İzmirli 11:2
3
Bir de Rabbinizden yarlıganmak isteyesiniz. Sonra O/na tövbe ediniz ki malûm bir müddete kadar sizi iyi bir geçim ile geçindirsin. Her fazl-u kerem sahibine de fazl-u keremini versin [⁶], eğer imandan yüz çevirirseniz ben hakkınızda büyük bir günün azabından korkarım [⁷]. [6] İyi işleyene lâyık olduğu mükâfatı. [7] Veya o günün büyük azabından.
İ. H. İzmirli 11:3
4
Dönüşünüz yalnız Tanrı/yadır. O, her şeye hakkıyle kaadirdir.
İ. H. İzmirli 11:4
5
Haberiniz olsun ki onlar Allah/tan gizli tutmak için göğüslerini bükerler [⁸]. Dikkat edin ki onlar esvaplarıyle örtündükleri zamanlarda [⁹] Allah onların gizledikleri, aşikâr tuttukları şeyleri bilir. Çünkü O, göğüslerdekini hakkıyle bilir. [8] Göğüslerinde olan adaveti, küfürü, haktan sapmayı Allah'tan saklamak için bu sırlarını kalplerinde saklarlar veya Allah'tan gizli tutmasını isteyerek fena itikatta bulunurlar, göğüslerini haktan çevirirler. [9] Müslümanlar duymasın diye esvaplarını başlarına alıp iki kat olurlar, gizlice söyleşirlerdi veya uykuya yattıkları zaman başlarını örterlerdi.
İ. H. İzmirli 11:5
6
Yeryüzünde yürür hiçbir hayvan yoktur ki onun rızkı Allah/a ait olmasın [¹]. Onların duracak yerlerini, saklanacak yerlerini bilir. Bunların hepsi açık Kitaptadır [²]. [1] Allah, fazl-u keremi ile hepsinin rızkını tekeffül etmiştir. [2] Levh-i Mahfuz'da.
İ. H. İzmirli 11:6
7
Hanginizin ameli daha güzel olduğunu denemek [³] için gökleri ve yeri altı günde yaratan O/dur. Bunlardan evvel arşı su üstünde idi. Eğer onlara öldükten sonra dirileceksiniz diyecek olursan kâfir olanlar «— bu da, mutlak büyücülükten başka bir şey değildir» diyeceklerdir. [3] Denemek muamelesinde bulunmak, muti' ile âsiyi halka bildirmek.
İ. H. İzmirli 11:7
8
* Biz azabı sayılı bir zamana [⁴] kadar tehir edecek olursak onlar «— Bunu men eden nedir?» diyecekler. Haberleri olsun ki azap onlara geldiği gün [⁵] asla geri dönmeyecek, eğlenceye aldıkları azap da onları kuşatacaktır. [4] Veya bir ümmet bitinceye kadar. [5] Bedir günü.
İ. H. İzmirli 11:8
9
* İnsana [⁶] tarafımızdan servet ve sıhhat gibi bir merhamet tattırdıktan sonra onu geri alsak o, pek ümitsiz, pek nankör olur. [6] Kâfire.
İ. H. İzmirli 11:9
10
* Ona başına gelen sıkıntıdan sonra nimeti tattırsak benden kötülükler gitti der. Çünkü o, şımarıktır, övüngendir.
İ. H. İzmirli 11:10
11
Sabredip iyi amel işleyenler başka. İşte onlar için yarlıganmak, büyük bir mükâfat vardır.
İ. H. İzmirli 11:11
12
Onların «— Ona bir hazine indirmeliydi veya onunla beraber bir melek gelmeliydi» demelerinden dolayı sana vahiy olunan şeyin bazısını [⁷] terkedecek [⁸] oluyorsun, göğsün de onunla darlaşacak oluyor. Sen ancak Allah azabıyle korkutucu bir peygambersin. Allah her şeye vekildir [⁹]. [7] Mâbutlarını zemm-i müş'ir olan kısmını. [8] Vukuu müstelzem değildir. Yani böyle bir şey olmamıştır. [9] Seni hıfzeder, onlara ceza verir, sakın terk etme, darlanma, sözlerine kulak asma.
İ. H. İzmirli 11:12
13
Yoksa onu uydurdu mu derler [¹]. Onlara de ki: dâvanızda gerçek iseniz onun gibi on sûre uydurup getirin, Allah/tan başka gücünüz yetenleri de çağırın. [1] Böyle derler.
İ. H. İzmirli 11:13
14
Şayet o çağrılanlar size cevap vermezlerse biliniz ki o, ancak Allah/ın ilmiyle inzal olunmuştur. O/ndan başka tapacak yoktur. Bu kadar delilden sonra daha İslâmı kabul etmez misiniz?
İ. H. İzmirli 11:14
15
Kim dünya diriliğini, onun ziynet ve debdebesini isterse onlara dünyada amellerini tamamıyle veririz [²]. Onlar burada noksan görmezler [³]. [2] Sadaka, akrabayı gözetmek gibi amellerine mukabil rızkları genişletiriz, bedenlerini sağ ve selâmette tutarız. [3] Dünyada mükâfatlarını tamamen alırlar.
İ. H. İzmirli 11:15
16
Onlar öyle kimselerdir ki onlar için âhirette ateşten başka bir şey yoktur. Dünyada yaptıkları da âhirette beyhude olmuştur. İşledikleri o amel zaten bâtıl idi.
İ. H. İzmirli 11:16
17
Rabbinden açık bir delile [⁴] mazhar olan, ardınca da Rabbi tarafından bir şahit gelen [⁵], ondan evvel Musa/nın pişüva, rahmet olan Kitabı da kendisini tasdik eden kimse [⁶] başkaları gibi midir? Böyle olanlar Kur/an/a inanırlar, herhangi bir güruh onu tanımazsa ateş onun vâdegâhı olur. Artık sen de ondan şüphelenme; çünkü o doğrudur. Rabbin tarafındandır, fakat nâs/ın pek çoğu ona iman etmezler. [4] Delil-i akliye. [5] Onu Kur'an teyit eden. [6] Peygamber veya mü'min.
İ. H. İzmirli 11:17
18
Allah/a kendiliğinden yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna getirilirler, şahitler [⁷] «— Rableri namına yalan söyleyenler işte bunlardır» derler. Haberiniz olsun ki Allah/ın lâneti zalimlerin üzerindedir. [7] Peygamberler, melekler, azay-ı beden.
İ. H. İzmirli 11:18
19
Onlar ki nâs/ı Allah yolundan alıkorlar, o yol hakkında eğrilik araştırırlar [⁸], Onlar âhireti tanımayanlardır. [8] Eğrilik ile vasfederler.
İ. H. İzmirli 11:19
20
İşte bunlar yeryüzünde Allah/ı âciz kılacak değillerdir. Allah/tan başka onların işlerini görecek [¹] yoktur. Onların azapları kat kat olur. Onların hakkı işitmeye güçleri yetmezdi; doğru yolu görmezlerdi. [1] Allah'ın azabından kurtaracak yardımcıları.
İ. H. İzmirli 11:20
21
İşte bunlar kendilerini ziyan edenlerdir. Uydurdukları şey ise kendilerinden kaybolup gitmiştir [²] . [2] Mâbutları kalmamıştır, yalan dâvaları kalmıştır. Kalan ancak hasret ile nedamettir.
İ. H. İzmirli 11:21
22
Elbette âhirette en ziyade ziyana uğrayanlar onlardır.
İ. H. İzmirli 11:22
23
İman getirip iyi amel işleyenler ve Rablerine mutmain olanlar yok mu? İşte onlar Cennetliktir. Orada daim kalacaklardır.
İ. H. İzmirli 11:23
24
İki taraf [³] kör ve sağır ile görür ve işitir kimseye benzerler. Bu ikisi benzemede [⁴] bir olurlar mı? Daha nasihat kabul etmez misiniz? [3] Kâfir ile mü'min. [4] Kâfir, Âyat-ı Bâri'yi görmez, Kelâm-ı Bâri'yi işitmez. Mü'min ise bunları görür ve işitir.
İ. H. İzmirli 11:24
25
* Biz Nuhu kavmine göndermiştik o, demişti: ben sizi Allah azabıyle apaşikâr veçhile bir korkutucuyum.
İ. H. İzmirli 11:25
26
Ancak Tanrı/ya tapın. Ben size bir gün acıklı bir azabın gelmesinden korkarım.
İ. H. İzmirli 11:26
27
Kavminin içinden kâfir olanların ileri gelenleri «— Biz seni ancak bizim gibi bir insan görüyoruz, yalnız bizden birtakım âdi kimselerin [⁵] düşünmeden hemen sana ittiba ettiklerini görüyoruz. Bize karşı hiçbir meziyetinizi görmüyoruz ki ittiba edelim. Hayır, biz sizi yalancı sanıyoruz» dediler. [5] Çulha, eskici, dikici gibi adi esnaf.
İ. H. İzmirli 11:27
28
Nuh dedi ki: Ey kavmim! Ne dersiniz? Rabbim tarafından açık bir mucizem [⁶] olsa, tarafından bana bir de nübüvvet [⁷] ihsan etse, bu husus ise size kapalı kalsa siz onu istemediğiniz halde ben sizi ona zorlayabilir miyim? [6] Veya Tevhidi Bari hakkında tam bir ilmin. [7] Veya nübüvvete delâlet eden bir mucize.
İ. H. İzmirli 11:28
29
Ey kavmim! Bundan dolayı sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ücretim yalnız Allah/a aittir. Mü/min olanları istediğiniz gibi kovacak değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizi nâdan bir kavim görüyorum»;
İ. H. İzmirli 11:29
30
«— Ey kavmim! Ben onları kovarsam Allah/tan kurtarmak için bana kim yardım edebilir? Daha nasihat kabul etmez misiniz?»;
İ. H. İzmirli 11:30