1
Açık delil (gösteren, tebliğ yapan son elçi) kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müşriklerden (hakkı) inkâr etmiş olanlar çözülecek (bulundukları durumdan, kendi inanç sistemlerinden ayrılacak) değillerdi. *
2
(O delil,) Allah tarafından gönderilmiş bir elçidir ki, (onlara) tertemiz kılınmış sahifeleri (kitap hâlinde yazılan Kur’an’ı) okur (tebliğ eder). *
3
Onların (o kitap hâlinde yazılan sahifelerin, Kur’an’ın) içinde dosdoğru yazılı hükümler vardır.*
4
Hâlbuki kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine o beyyine (açık delil ve tebliğ yapan son elçi geldikten sonra (kimi inanmak, kimi de reddetmek suretiyle) ayrılığa düştüler.
5
Oysa onlara (daha önce Tevrat ve İncil’de de) dini (kuralları koyma yetkisini) yalnız Allah’a has (özgü kılıp), hakka yönelen kimseler olarak ona kulluk etmeleri, namazı (dosdoğru) kılmaları ve zekâtı (yoksul, fakir, muhtaç ve toplumun işsizlerine) vermeleri emredilmişti. İşte dosdoğru (sağlam) din budur.
6
Şüphesiz Kitap ehlinden ve müşriklerden (kötü işler, zulüm ve azgınlık yapıp, hakkı) inkâr etmiş olanlar, (Allah’ın dilediği vakte kadar) cehennem ateşinde kalırlar. İşte onlar, (kendi dönemlerinde yaşayan) halkın en azılılarıdır. *
7
Şüphesiz, iman edip iyi işler yapmış (erdemli davranmış) olanlar var ya; işte onlar da (kendi dönemlerinde yaşayan) halkın en hayırlısıdır.
8
Rableri katındaki ödülleri, zeminlerinden ırmaklar akan (ebedi huzur ve mutluluk diyarı olan) Adn cennetleridir. Onlar hep orada kalacaklardır. Allah (dünyada iken iman edip yaptıkları iyi işlerden dolayı) onlardan hoşnut olmuş, kendileri de O’ndan (alacakları nimet ve ödülden dolayı) hoşnut (memnun) kalmış (olacak)lardır. Rabbine saygı gösterenin ödülü işte böyledir.