1
1,2,3. Hayır! (Gerçek, onların sandığı gibi değil.) Senin yaşamakta olduğun bu (şanlı) beldeye (İbrahim Peygamberin başlattığı tevhid mücâdelesinin, son elçiyle yeniden filizlenip yeşerdiği bu bereketli topraklara, halkının huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu kutsal ve emin şehre), doğurana ve doğana kasem ederim ki. *
2
1,2,3. Hayır! (Gerçek, onların sandığı gibi değil.) Senin yaşamakta olduğun bu (şanlı) beldeye (İbrahim Peygamberin başlattığı tevhid mücâdelesinin, son elçiyle yeniden filizlenip yeşerdiği bu bereketli topraklara, halkının huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu kutsal ve emin şehre), doğurana ve doğana kasem ederim ki. *
3
1,2,3. Hayır! (Gerçek, onların sandığı gibi değil.) Senin yaşamakta olduğun bu (şanlı) beldeye (İbrahim Peygamberin başlattığı tevhid mücâdelesinin, son elçiyle yeniden filizlenip yeşerdiği bu bereketli topraklara, halkının huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu kutsal ve emin şehre), doğurana ve doğana kasem ederim ki. *
4
Elbette biz insanı, zorluklar (acılar ve sıkıntılar) içinde (olacak ve bunlara göğüs gerebilecek güçte) yarattık. *
5
O (zorluklara göğüs gerebilecek güçte yaratmış olduğumuz insan) sanıyor mu ki, hiç kimse ona asla güç yetiremeyecektir. *
6
(O insan zevk, eğlence ve gösteriş uğruna malını mülkünü israf etmekle övünerek,) “Ben (bu yolda) yığınla mal, servet tükettim!” diyor. *
7
Kendisini hiç kimsenin görmediğini (ve onu hesaba çekmeyeceğini) mi zannediyor?
8
8,9,10. Biz, (görebilmesi için) ona iki göz, (kendini ifade edip konuşabilmesi için) bir dil, (kolayca yiyip içebilmesi, aldığı yiyecek ve içeceğin ağız, boğaz ve midesine zarar verip vermeyecek şekilde çok sıcak veya çok soğuk olup olmadığını kontrol edebilmesi, ağız içi ve dişlerin çirkin görüntüsünü örtebilmesi vs. için) ona iki dudak vermedik mi? Ve ona iki yolu (doğru ve eğriyi) de göstermedik mi?
9
8,9,10. Biz, (görebilmesi için) ona iki göz, (kendini ifade edip konuşabilmesi için) bir dil, (kolayca yiyip içebilmesi, aldığı yiyecek ve içeceğin ağız, boğaz ve midesine zarar verip vermeyecek şekilde çok sıcak veya çok soğuk olup olmadığını kontrol edebilmesi, ağız içi ve dişlerin çirkin görüntüsünü örtebilmesi vs. için) ona iki dudak vermedik mi? Ve ona iki yolu (doğru ve eğriyi) de göstermedik mi?
10
8,9,10. Biz, (görebilmesi için) ona iki göz, (kendini ifade edip konuşabilmesi için) bir dil, (kolayca yiyip içebilmesi, aldığı yiyecek ve içeceğin ağız, boğaz ve midesine zarar verip vermeyecek şekilde çok sıcak veya çok soğuk olup olmadığını kontrol edebilmesi, ağız içi ve dişlerin çirkin görüntüsünü örtebilmesi vs. için) ona iki dudak vermedik mi? Ve ona iki yolu (doğru ve eğriyi) de göstermedik mi?
11
Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı. (Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi.)
12
12, 13. Ve sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir? (İşte) O, birini (bir insanı kılasik veya modern kölelikten, bütün sömürü düzen ve sistemlerden, borçlarından dolayı hapse atılmaktan, işsizlikten, zor durumdan vb.) boyunduruklardan kurtarıp özgürleştirmektır. *
13
12, 13. Ve sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir? (İşte) O, birini (bir insanı kılasik veya modern kölelikten, bütün sömürü düzen ve sistemlerden, borçlarından dolayı hapse atılmaktan, işsizlikten, zor durumdan vb.) boyunduruklardan kurtarıp özgürleştirmektır. *
14
14,15. Ya da açlık, kıtlık zamanlarında yakın çevresinde olan bir yetimi (kimsesiz açları ve yoksulları) doyurmaktır. *
15
14,15. Ya da açlık, kıtlık zamanlarında yakın çevresinde olan bir yetimi (kimsesiz açları ve yoksulları) doyurmaktır. *
16
Yahut yerde sürünen (evsiz barksız, yurtsuz yuvasız) bir yoksulu (doyurmaktır ve ona her türlü maddi yardımda bulunmaktır).
17
Sonra (bütün bunları yaparken) inanmış olanlardan, birbirlerine sabrı (zorluklara göğüs germeği) tavsiye edenlerden ve (herkese karşı) birbirlerine (insanlara) merhamet etmeyi tavsiye edenlerden olmaktır. *
18
İşte onlar (zor geçide yüklenip girenler, boyundurukları çözüp özgürleştirenler ve iman edip birbirlerine sabır ve merhameti tavsiye edenler hesap gününde) mutluluk (ve yüksek mertebe) sahipleridir.
19
Ve (o zor geçidi aşmaya çalışmayıp) ayetlerimizi inkâr etmiş olanlar ise, (hesap gününde) mutsuz olanlardır.
20
Onların (o inkâr etmiş olup sarp yokuşu aşmaya kalkışmamış olanların) üzerlerine her tarafı kapalı bir ateş vardır.