Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Beled 1 / 20
1
1,2,3. Hayır! (Gerçek, onların sandığı gibi değil.) Senin yaşamakta olduğun bu (şanlı) beldeye (İbrahim Peygamberin başlattığı tevhid mücâdelesinin, son elçiyle yeniden filizlenip yeşerdiği bu bereketli topraklara, halkının huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu kutsal ve emin şehre), doğurana ve doğana kasem ederim ki. *
İ. Aktaş 90:1
2
1,2,3. Hayır! (Gerçek, onların sandığı gibi değil.) Senin yaşamakta olduğun bu (şanlı) beldeye (İbrahim Peygamberin başlattığı tevhid mücâdelesinin, son elçiyle yeniden filizlenip yeşerdiği bu bereketli topraklara, halkının huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu kutsal ve emin şehre), doğurana ve doğana kasem ederim ki. *
İ. Aktaş 90:2
3
1,2,3. Hayır! (Gerçek, onların sandığı gibi değil.) Senin yaşamakta olduğun bu (şanlı) beldeye (İbrahim Peygamberin başlattığı tevhid mücâdelesinin, son elçiyle yeniden filizlenip yeşerdiği bu bereketli topraklara, halkının huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu kutsal ve emin şehre), doğurana ve doğana kasem ederim ki. *
İ. Aktaş 90:3
4
Elbette biz insanı, zorluklar (acılar ve sıkıntılar) içinde (olacak ve bunlara göğüs gerebilecek güçte) yarattık. *
İ. Aktaş 90:4
5
O (zorluklara göğüs gerebilecek güçte yaratmış olduğumuz insan) sanıyor mu ki, hiç kimse ona asla güç yetiremeyecektir. *
İ. Aktaş 90:5
6
(O insan zevk, eğlence ve gösteriş uğruna malını mülkünü israf etmekle övünerek,) “Ben (bu yolda) yığınla mal, servet tükettim!” diyor. *
İ. Aktaş 90:6
7
Kendisini hiç kimsenin görmediğini (ve onu hesaba çekmeyeceğini) mi zannediyor?
İ. Aktaş 90:7
8
8,9,10. Biz, (görebilmesi için) ona iki göz, (kendini ifade edip konuşabilmesi için) bir dil, (kolayca yiyip içebilmesi, aldığı yiyecek ve içeceğin ağız, boğaz ve midesine zarar verip vermeyecek şekilde çok sıcak veya çok soğuk olup olmadığını kontrol edebilmesi, ağız içi ve dişlerin çirkin görüntüsünü örtebilmesi vs. için) ona iki dudak vermedik mi? Ve ona iki yolu (doğru ve eğriyi) de göstermedik mi?
İ. Aktaş 90:8
9
8,9,10. Biz, (görebilmesi için) ona iki göz, (kendini ifade edip konuşabilmesi için) bir dil, (kolayca yiyip içebilmesi, aldığı yiyecek ve içeceğin ağız, boğaz ve midesine zarar verip vermeyecek şekilde çok sıcak veya çok soğuk olup olmadığını kontrol edebilmesi, ağız içi ve dişlerin çirkin görüntüsünü örtebilmesi vs. için) ona iki dudak vermedik mi? Ve ona iki yolu (doğru ve eğriyi) de göstermedik mi?
İ. Aktaş 90:9
10
8,9,10. Biz, (görebilmesi için) ona iki göz, (kendini ifade edip konuşabilmesi için) bir dil, (kolayca yiyip içebilmesi, aldığı yiyecek ve içeceğin ağız, boğaz ve midesine zarar verip vermeyecek şekilde çok sıcak veya çok soğuk olup olmadığını kontrol edebilmesi, ağız içi ve dişlerin çirkin görüntüsünü örtebilmesi vs. için) ona iki dudak vermedik mi? Ve ona iki yolu (doğru ve eğriyi) de göstermedik mi?
İ. Aktaş 90:10
11
Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı. (Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi.)
İ. Aktaş 90:11
12
12, 13. Ve sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir? (İşte) O, birini (bir insanı kılasik veya modern kölelikten, bütün sömürü düzen ve sistemlerden, borçlarından dolayı hapse atılmaktan, işsizlikten, zor durumdan vb.) boyunduruklardan kurtarıp özgürleştirmektır. *
İ. Aktaş 90:12
13
12, 13. Ve sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir? (İşte) O, birini (bir insanı kılasik veya modern kölelikten, bütün sömürü düzen ve sistemlerden, borçlarından dolayı hapse atılmaktan, işsizlikten, zor durumdan vb.) boyunduruklardan kurtarıp özgürleştirmektır. *
İ. Aktaş 90:13
14
14,15. Ya da açlık, kıtlık zamanlarında yakın çevresinde olan bir yetimi (kimsesiz açları ve yoksulları) doyurmaktır. *
İ. Aktaş 90:14
15
14,15. Ya da açlık, kıtlık zamanlarında yakın çevresinde olan bir yetimi (kimsesiz açları ve yoksulları) doyurmaktır. *
İ. Aktaş 90:15
16
Yahut yerde sürünen (evsiz barksız, yurtsuz yuvasız) bir yoksulu (doyurmaktır ve ona her türlü maddi yardımda bulunmaktır).
İ. Aktaş 90:16
17
Sonra (bütün bunları yaparken) inanmış olanlardan, birbirlerine sabrı (zorluklara göğüs germeği) tavsiye edenlerden ve (herkese karşı) birbirlerine (insanlara) merhamet etmeyi tavsiye edenlerden olmaktır. *
İ. Aktaş 90:17
18
İşte onlar (zor geçide yüklenip girenler, boyundurukları çözüp özgürleştirenler ve iman edip birbirlerine sabır ve merhameti tavsiye edenler hesap gününde) mutluluk (ve yüksek mertebe) sahipleridir.
İ. Aktaş 90:18
19
Ve (o zor geçidi aşmaya çalışmayıp) ayetlerimizi inkâr etmiş olanlar ise, (hesap gününde) mutsuz olanlardır.
İ. Aktaş 90:19
20
Onların (o inkâr etmiş olup sarp yokuşu aşmaya kalkışmamış olanların) üzerlerine her tarafı kapalı bir ateş vardır.
İ. Aktaş 90:20
Beled suresi tamamlandı