1
1,2. (Elçi, kavminin ileri gelenlerinin hidayete ermesi için tam uğraştığı bir sırada) yanına görmeyen (âmâ) biri geldi diye (kendisiyle ilgilenirse, diğerleri kendini terk edeceğinden endişe ettiği için) yüzünü ekşitti ve (sırtını) döndü (iltifat edip ilgilenmedi). (*)
2
1,2. (Elçi, kavminin ileri gelenlerinin hidayete ermesi için tam uğraştığı bir sırada) yanına görmeyen (âmâ) biri geldi diye (kendisiyle ilgilenirse, diğerleri kendini terk edeceğinden endişe ettiği için) yüzünü ekşitti ve (sırtını) döndü (iltifat edip ilgilenmedi). (*)
3
3, 4. Ve (onun hâlini) sana bildiren nedir? Muhakkak ki o (âmâ) arınacaktı ve öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecekti. (*)
4
3, 4. Ve (onun hâlini) sana bildiren nedir? Muhakkak ki o (âmâ) arınacaktı ve öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecekti. (*)
5
Fakat (kibrin zirvesinde yaşayan, zenginlikle şımaran) kendini (her konuda) yeterli görene gelince;
6
Sen (belki iman eder diye- ayağına kadar gelen, senden öğüt almak isteyeni ihmal etme pahasına- bütün gayretinle) ona (o şımaran ve kendini yeterli görene) yöneliyorsun.
7
Oysaki (elinden geleni yaptığın, tebliğ görevini hakkıyla ifa ettiğin ve insanlara güzel örnek olduğun müddetçe) onun arınmamasından sorumlu değilsin.
8
8,9,10. Fakat (Allah’a karşı) derin bir saygıyla koşarak sana geleni (o gözü görmeyeni) ise bırakıp ona aldırmıyorsun.
9
8,9,10. Fakat (Allah’a karşı) derin bir saygıyla koşarak sana geleni (o gözü görmeyeni) ise bırakıp ona aldırmıyorsun.
10
8,9,10. Fakat (Allah’a karşı) derin bir saygıyla koşarak sana geleni (o gözü görmeyeni) ise bırakıp ona aldırmıyorsun.
11
11,12,13,14,15,16. Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Şüphesiz onlar (o tebliğ edilen Kur’an âyetleri), erdem sahibi (güvenilir) kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüceltilmiş değerli sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur’an ayetlerinden) öğüt alır.*
12
11,12,13,14,15,16. Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Şüphesiz onlar (o tebliğ edilen Kur’an âyetleri), erdem sahibi (güvenilir) kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüceltilmiş değerli sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur’an ayetlerinden) öğüt alır.*
13
11,12,13,14,15,16. Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Şüphesiz onlar (o tebliğ edilen Kur’an âyetleri), erdem sahibi (güvenilir) kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüceltilmiş değerli sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur’an ayetlerinden) öğüt alır.*
14
11,12,13,14,15,16. Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Şüphesiz onlar (o tebliğ edilen Kur’an âyetleri), erdem sahibi (güvenilir) kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüceltilmiş değerli sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur’an ayetlerinden) öğüt alır.*
15
11,12,13,14,15,16. Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Şüphesiz onlar (o tebliğ edilen Kur’an âyetleri), erdem sahibi (güvenilir) kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüceltilmiş değerli sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur’an ayetlerinden) öğüt alır.*
16
11,12,13,14,15,16. Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Şüphesiz onlar (o tebliğ edilen Kur’an âyetleri), erdem sahibi (güvenilir) kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüceltilmiş değerli sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur’an ayetlerinden) öğüt alır.*
17
Dışlanmıştır (rahmetten uzaklaştırılmıştır, mahvolmuştur) o (inkârcı) insan, onu inkâra götüren nedir? *
18
(Allah) onu (o inkârcı insanı) hangi şeyden yaratmıştır (düşünmüyor mu)?
19
Bir nutfeden (aşılanmış yumurtadan/zigottan) yarattı da ona ölçülü bir şekil verdi.
20
Sonra da ona (aklını kullanma, düşünme, özgür iradesiyle karar verme, yaşama ve kavrama) yolunu kolaylaştırdı.
21
Sonra (o insanın eceli gelince Allah) onun ölümünü gerçekleştirir (hayatına son verir) ve (bu ölümle) gömülecek duruma getirir (onu maddesel boyuttan metafizik bir boyutta, ruhlar âlemine intikal ettirir). (*)
22
Sonra dilediği vakitte onu (hesaba çekmek üzere yeniden) diriltir.
23
Hayır; (insan Allah’ın) kendisine emrettiğini (tam olarak) yerine getirmiş değildir (kusursuz olarak görevini yapmamıştır). *
24
Bir de bakıversin insan kendi yiyeceğine (yiyeceğinin, rızkının kaynağına baksın, kim onu yaratıyor?).
25
Biz suyu (canlıların hayat kaynağı olan yağmuru toprağın üzerine) şarıl şarıl akıtmaktayız.
26
Sonra (havayı, suyu ve ısıyı kendi içine çekebilmesi için) yeryüzünü (toprağı) kabartıp yarmaktayız.
27
27,28,29,30,31,32. Derken orada (yeryüzünde) tahıllar (ekinler), üzüm bağları, (çeşit çeşit) sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, (çeşit çeşit) meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
28
27,28,29,30,31,32. Derken orada (yeryüzünde) tahıllar (ekinler), üzüm bağları, (çeşit çeşit) sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, (çeşit çeşit) meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
29
27,28,29,30,31,32. Derken orada (yeryüzünde) tahıllar (ekinler), üzüm bağları, (çeşit çeşit) sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, (çeşit çeşit) meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
30
27,28,29,30,31,32. Derken orada (yeryüzünde) tahıllar (ekinler), üzüm bağları, (çeşit çeşit) sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, (çeşit çeşit) meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
Sonraki 12 ayet →