Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Enfal 1 / 75
1
(Resulüm!) Sana, enfâlden (meşru müdafaa savaşı olmaksızın elde edilen bağış ve gelirlerin hükmünü) soruyorlar. De ki: “Enfâl (bu tür gelirler) Allah ve elçisi (kamu) içindir. O hâlde eğer (gerçekten) inanıyorsanız Allah’a karşı gelmekten sakının ve aranızı düzeltin, Allah’a ve (tebliğ ettiği mesajlar hususunda) elçiye itaat edin.*
İ. Aktaş 8:1
2
İman edenler, ancak öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında yürekleri (gönül, duygu ve vicdanları) ürperir, yanlarında Allah’ın ayetleri (mesajları) okunduğu zaman bu ayetler imanlarını arttırır (pekiştirir) ve yalnız Rablerine dayanırlar.*
İ. Aktaş 8:2
3
Onlar (o gerçek mü’minler) ki; (bir arınma ibadeti olan) namazı (dosdoğru) kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (halkın yararına, toplumun yoksul, fakir, muhtaç ve işsizlerine) infak ederler.*
İ. Aktaş 8:3
4
İşte onlar (o vasıfları anlatılanlar) gerçek mü’minlerdir. Onlar için Rableri katında nice dereceler, bağışlanma, değerli (ve tükenmez) bir rızık vardır.
İ. Aktaş 8:4
5
Nitekim, Rabbin seni hak uğruna (size saldıranlara karşı meşru müdafaa hakkınızı kullanmak üzere) evinden (Medine’den) çıkarmıştı. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda (saldıran müşriklere karşılık verme hususunda) kesinlikle isteksiz idiler.*
İ. Aktaş 8:5
6
(Bunun böyle olduğuna dair) hakîkat ortaya çıktıktan sonra bile, (o saldırgan müşriklere karşılık vermeyi tehlikeli görerek), bakar oldukları hâlde sanki ölüme sürükleniyorlarmış gibi, o hak konusunda seninle tartışıp duruyorlardı.*
İ. Aktaş 8:6
7
(Ey inananlar!) Vaktiyle Allah (saldırı hazırlığı yapan) iki (müşrik) taifesinden birisini (mağlup etmeyi) size va’ad etmişti; siz ise, güçsüz olanıyla karşılaşmayı istiyordunuz; oysa Allah, kelimeleriyle hakkın (vahiy ile vaat ettiği başarı ve zaferin) gerçekleşmesini ve (hakkı) inkâr edenlerin arkalarının (güçlerinin) kesilmesini istiyordu.*
İ. Aktaş 8:7
8
Ki suçlular (saldırganlar) hoşlanmasa da hakkı gerçekleştirsin, batılı da (gerçek olmayanları da hep) geçersiz kılsın.
İ. Aktaş 8:8
9
Hani o (zor durumda kaldığınız) vakit siz (o saldırgan düşman ordusuna karşı) Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da: "Ben size peş peşe gelecek meleklerden oluşan (manevi) bir yardımla size imdat edeceğim" diye duanızı kabul etmişti. *
İ. Aktaş 8:9
10
Allah onu (manevi yardımı) yalnızca, bir müjde olsun diye ve onunla (gönüllerinizin) yatışması için yapmıştı. Zaten (o manevi) yardım yalnız Allah katındandır. Şüphesiz Allah (her zaman) mutlak galiptir, (her konuda) doğru hüküm verendir.
İ. Aktaş 8:10
11
O zaman (Allah) kendi katından (gelen ve tüm korkuları, endişeleri yüreğinizden söküp atan) bir (cesaret ve) güven duygusu olarak, (bir iç huzuru, ruhunuzu okşayan tatlı) bir uyku ile sizi (sarıp) bürüyordu. (Hemen ardından da) gökten (bulutlardan) üzerinize, (hem susuzluğunuzu gideren hem de kumluk araziyi pekiştirerek harekete elverişli hâle getiren beklenmedik) bir yağmur yağdırmıştı ki, böylece sizi (bedensel ve ruhsal kirlerden arındırarak) tertemiz kılsın, şeytanın (susuzluktan perişan olacağınız yolundaki) pisliğini (verdiği uyuşukluğu, tembelliği ve umutsuzluğu) sizden gidersin, yüreklerinizi (güven ve kararlılık duygusu ile güçlendirip birbirine) bağlasın ve ayaklarınızı yere sağlam bastırsın.*
İ. Aktaş 8:11
12
O zaman, Rabbin (inanmış olanların yüreklerine ilham edilmek üzere) meleklere: Şüphesiz sizinle beraberim, (müşriklerin saldırılarına uğrayan) inanmış olanları da (savunma savaşında benim şu sözlerimle) yüreklendirin: O inkâr etmiş (ve buna şartlanmış saldırgan güç)lerin yüreklerine korku salacağım mesajını vahyediyordu. Öyleyse (ey saldırıya uğrayanlar!) Siz de (savaş meydanında) boyunların üstünü (o saldırgan güçlerin lider, komutan ve üst düzeydekilerini) vurun, (etkisiz kılın) onlardan (size karşı silah kullanan, size silah doğrultan) bütün parmak uçlarını (elleriyle silah kullanan, size silah doğrultan astlarını) da. *
İ. Aktaş 8:12
13
Bu, elbette onların (saldırgan olması) Allah’a ve elçisine (dolayısıyla yurtlarını terk edip başka yerlere iltica etmek zorunda kalan mustaz’af Müslüman halka) karşı baş kaldırmış olmaları sebebiyledir. Kim Allah’a ve elçisine (Allah’ın kullarına ve onun meşru hak düzenine) karşı baş kaldırırsa, (bilsin ki) şüphesiz Allah cezası çok çetin olandır.
İ. Aktaş 8:13
14
İşte (ey zalim ve saldırgan müşrikler! Bu yenilgi size Allah’ın dünyadaki azabı), onu tadın! Ve şüphesiz (bu saldırgan) inkârcılar için (ahirette) ateş azabı da vardır.
İ. Aktaş 8:14
15
Ey iman etmiş olanlar! (Savunma savaşı yapmak üzere) toplu hâlde o inkâr etmiş olan (saldırgan)larla (savaş meydanında) karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönüp kaçmayın.*
İ. Aktaş 8:15
16
Ve kim, o gün (o savunma savaşında), bir savaş taktiği gözetmeksizin, ya da bir başka mü’minler grubuyla birleşme amacı gütmeksizin, (mazeretsiz) arkasını dönüp kaçarsa, mutlaka o, Allah’ın azabına dönmüş (uğramış) olur. (Pişmanlık duyup tövbe etmezse) Onun varacağı yer de cehennemdir. Oysa ne kötü bir varış yeridir orası. *
İ. Aktaş 8:16
17
(Ey iman edenler!) Onları (size saldıranları) siz (kendi arzu ve kuvvetinizle) öldürmediniz, fakat (onlar size saldırdıkları için) Allah (size yardım etmekle ellerinizle) onları öldürdü. Ve (Resulüm! Sana saldırmak isteyene de oku) attığın zaman (aslında) sen değildin atan (oku hedefe isabet ettiren). Lakin atan (oku hedefe isabet ettiren) Allah’tı. Ve (o bütün bunları) kendi belirlediği güzel bir sınava tabi tutmak (sabır ve metanet konusunda eğitmek) iman edenleri sınamak için yaptı. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten, (her şeyi hakkıyla) bilendir! (*)
İ. Aktaş 8:17
18
İşte bu böyledir. Ve şüphesiz Allah (her zaman) inkârcıların tuzaklarını (ve bütün tedbirlerini) zayıf düşüren (işe yaramaz hâle getiren)dir.
İ. Aktaş 8:18
19
(Ey inkârcılar! Zaferi kim kazanırsa haklı taraf odur diyerek, Allah’ın hükmünü vermesini istiyordunuz;) İşte muhakkak beklediğiniz zafer ve hüküm (sizin aleyhinize) gelmiştir. Eğer (insanlara saldırmaktan, zulüm, haksızlık ve kötülüklerden) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur. Ve eğer (yine zulüm ve saldırganlığa) dönerseniz, biz de döneriz (mağlup olmanıza hüküm veririz). Topluluğunuz çok da olsa sizden (yine) hiçbir şeyi savamaz. Şüphesiz Allah (gerçekten) inananlarla beraberdir.*
İ. Aktaş 8:19
20
Ey inanmış olanlar! Allah’a ve (mesajlarını tebliğ etme hususunda) elçisine itaat edin (bağlılığınızı gösterin); artık (onun mesajını) işitmiş olduğunuz hâlde ondan yüz çevirmeyin.
İ. Aktaş 8:20
21
Ve (Kur’an’ın buyruklarını) dinlemedikleri hâlde,“dinledik” diyenler (ikiyüzlüler) gibi de olmayın.*
İ. Aktaş 8:21
22
Şüphesiz, Allah katında (nazarında) yeryüzünde dolaşan canlı varlıkların en şerlisi akıllarını kullanmayan (düşünmeyen, gelişmeyen, cehaletten kurtulmayan, çevresinde olup bitenlere, hak ve hakikate ilgi konusunda) sağır ve dilsiz kesilenrdir. *
İ. Aktaş 8:22
23
Ve şayet Allah onlarda (o aklını kullanmayıp hakka karşı adeta sağır ve dilsiz kesilenlerde) bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi (inanmak istediklerini görseydi) elbette onlara (hakkı) işittirirdi. Ve eğer onlara (o hakka yönelişleri olmayanlara hakkı) işittirmiş olsaydı bile; (inanmaya niyetleri olmadığından inatçı inkârlarıyla) yine de yüz çevirirlerdi.
İ. Aktaş 8:23
24
Ey iman etmiş olanlar! Size (manen) hayat verecek (sizi canlandıracak, sizi islah edip düzeltecek) şeylere (Kur’an daki hayat verici mesajlara) çağırdığında, Allah ve elçisinin (bireysel, toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasi, ahlâkî yönlerden dirilişinizi sağlayacak her konuda) çağrısına icabet edin. Ve bilin ki Allah, (kendi ilmiyle) kişi ile kalbi (akıl, idrak, düşünme ve karar verme merkezi olan beyni) arasına girer (yani Allah, kişinin aklından, içinden geçen her şeyi de bilir). Ve siz (hesaba çekilmek üzere) mutlaka O’na doğru toplanacaksınız.*
İ. Aktaş 8:24
25
Bir de, (samimi olanı samimi olmayandan ayıracak imtihan niteliğinde) öyle bir fitneden, (öyle bir kaos hâlinden) sakının ki, içinizde yalnızca zulmetmiş olanlara dokunmakla kalmaz. (Yani zulme karşı çıkmayıp seyirci kalanlara da dokunabilir.) Ve bilin ki Allah, şüphesiz azabı çetin olandır.*
İ. Aktaş 8:25
26
Hem hatırlayın; bir zaman siz yeryüzünde azınlıkta olup güçsüz ve zayıf idiniz ve (hiç önemsenmiyor, baskıya ve zulme maruz kalıyor,) insanların sizi kapıp (esir) götürmesinden, ezip geçivermesinden korkuyordunuz. Siz bu hâlde iken Allah size sığınacağınız bir yurt nasip buyurdu, sizi bizzat yardımıyla destekleyip güçlendirdi ve sizi temiz (helal ve sağlıklı) şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.*
İ. Aktaş 8:26
27
Ey iman etmiş olanlar! Sakın (size tebliğ edilen ilahi öğretilerle ters düşerek) Allah’a ve resule ihanet etmeyin ve bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin.*
İ. Aktaş 8:27
28
Ve bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız (imanınızı ölçmek ve kemâle ermeniz için) birer imtihan vesilesidir. Ve şüphesiz büyük mükâfat (ahirette) Allah katındadır. *
İ. Aktaş 8:28
29
Ey iman etmiş olanlar! Eğer (kötü işleri yapmamak suretiyle) Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; (Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alırsanız) O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi de örter ve sizi bağışlar. Ve (bilin ki) Allah, büyük lütuf sahibidir.
İ. Aktaş 8:29
30
(Resulüm!) Hani bir zaman inkâr etmiş olanlar seni tutuklamak (hapsetmek), öldürmek ya da (öz yurdun olan Mekke’den) sürmek amacı ile senin aleyhinde tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken Allah da tuzaklarına karşılık veriyordu (tuzaklarını boşa çıkarıyordu). Hiç kuşkusuz Allah tuzak kuranlara karşılık verenin en iyisidir.*
İ. Aktaş 8:30