1
Ey ağır yük (peygamberlik görevi ve sorumluluk) yüklenen (elçi)! (*)
2
2,3,4. Geceleyin (ibadet etmek ve Rabbini anmak için göreve) kalk, yalnız gecenin birazından değil. Tam gece yarısı veya (durumuna göre) bu miktarı biraz eksilt (üçte bir yap) veya buna (yarısına) biraz daha ekle (üçte ikiye yakın yap). Kur’an’ı da (sana indirilmekte olan Kur’an ayetlerini de okuyup/tebliğ edip/satır satır bir mushaf içinde) düzgünce bir düzene koy. *
3
2,3,4. Geceleyin (ibadet etmek ve Rabbini anmak için göreve) kalk, yalnız gecenin birazından değil. Tam gece yarısı veya (durumuna göre) bu miktarı biraz eksilt (üçte bir yap) veya buna (yarısına) biraz daha ekle (üçte ikiye yakın yap). Kur’an’ı da (sana indirilmekte olan Kur’an ayetlerini de okuyup/tebliğ edip/satır satır bir mushaf içinde) düzgünce bir düzene koy. *
4
2,3,4. Geceleyin (ibadet etmek ve Rabbini anmak için göreve) kalk, yalnız gecenin birazından değil. Tam gece yarısı veya (durumuna göre) bu miktarı biraz eksilt (üçte bir yap) veya buna (yarısına) biraz daha ekle (üçte ikiye yakın yap). Kur’an’ı da (sana indirilmekte olan Kur’an ayetlerini de okuyup/tebliğ edip/satır satır bir mushaf içinde) düzgünce bir düzene koy. *
5
Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz (mesaj, Kur’an) vahyedeceğiz. *
6
Hiç kuşku yok ki, gece kalkışı (gece ibadet etmek insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki (motivasyon) bakımından daha kuvvetli (daha zinde), okumak (ve anlamak) bakımından da daha verimlidir.
7
Şüphesiz (gece ibadetlerinden başka) gündüz, senin uzun süre uğraşacağın işler (tebliğ yapmak, Kur’an’ı anlatmak, insanlarla iletişim kurup onları inanmaya davet etmek gibi vs. ağır işlerin ve büyük bir sorumluluğun) vardır. *
8
Artık Rabbinin adını an (O’nu düşün) ve bütün benliğinle (varlığınla) yalnız O’na yönel.
9
O doğunun da batının da (her yerin) Rabbidir. O’ndan başka İlah yoktur. O hâlde sen de yalnız O’na sığın, yalnız O’na güven! *
10
Ve onların söyleyebilecekleri her şeye karşı sabırla diren ve onlar(ın o çirkin tavırların)dan da güzellikle uzak dur (onları affet ve her zaman onlarla barışık ol). (*)
11
Ve (Resulüm!) Varlık sahibi oldukları hâlde (benden geldiğini umursamadan) hakikati yalanlayanları (o azgın ve zalim müşrik liderleri) bana bırak; (ecelleri gelinceye kadar) onlara biraz süre tanı (eziyetlerine karşı bir süre dayan). (*)
12
Şüphesiz (hesap günü) bizim yanımızda, (hakkı inkâr edenler, zalimler, azgınlar, sapkınlar ve insanları ezip sömürenler için) şiddetli cezalar ve bir Cehennem var.
13
Ayrıca (onlar için) boğazdan geçmez (boğazı tıkayan) bir yiyecek ve elem verici bir azap da vardır.
14
(Öyle) bir gün ki, hem yerkürenin (kendi yörüngesinden çıkıp herhangi bir gök cismiyle çarpışması) hem de (volkanik patlamalar sonucunda) dağların sarsılacağı ve (parçalanarak) savrulan bir kum yığını hâlini alır. *
15
(Ey insanlar,) Doğrusu biz size, (mesajlarımızı tebliğ edip hakikati anlattığına dair) tanıklık edecek bir elçi gönderdik; nasıl ki Firavun’a da (hakikati tebliğ eden) bir elçi göndermiştik. (*)
16
Fakat Firavun (hakkı inkâr edip kendisini kurtuluşa davet eden) elçiye karşı gelmiş, biz de onu şiddetli bir azapla yakalamıştık. *
17
Hâl böyle iken eğer (siz de hakikati) inkâr ederseniz, (dehşetinden dolayı) gençleri ak saçlılar hâline çevirecek (güçlerini kaybettirecek) olan bir gün (ün şiddetin)den kendinizi nasıl koruyacaksınız? *
18
Sema (bütün gök cisimleri bile) onunla (o günün dehşetiyle denge ve düzeni bozulup) paramparça olacak (ve) O’nun (Allah’ın yeniden diriltme) vaadi yerine gelmiş olacaktır. (*)
19
Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Kim dilerse Rabbine ulaştıran bir yol tutar. *
20
(Ey Resulüm!) Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun (bazen) gecenin üçte ikiye yakın, (bazen) yarısı ve (bazen de) üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Ve Allah (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesini sağlamakla) geceyi de gündüzü de (planlayıp) takdir etmektedir. O, sizin bunu hesaplamakta (ve eksiksiz olarak yerine getirmede) zorlanacağınızı, (dolayısıyla bu kadar uzun süre gece namazı kılmaya ve Kur’an okumaya daha fazla güç yetiremeyeceğinizi zaten) biliyordu. (Ey müminler!) Bundan dolayı bu hususta dönüşünüzü kabul edip sizi bağışlamıştır (bu ibadeti size farz kılmamıştır). Artık (geceleri kalktığınız zaman) Kur’an’dan kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun (gece ibadetini kolayınıza geldiği gibi yapın, kıraat ve ibadetinizi çok fazla uzatarak kendinizi zorlamayın). Allah, (ileriki zamanlarda) sizden hastalanan, Allah’ın lütfunu (Allah’ın yarattığı rızkı) aramak (çalışıp elde etmek ve kazanmak) için yolculuğa çıkan ve (saldırganlara karşı) Allah yolunda savaşan (savunma savaşına çıkan) kimseler olacağını da biliyordu. Bu yüzden de, ondan (Kur’an’dan) kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun (kıraatinizi fazla uzatarak kendinizi zorlamayın). Ve namazı (dosdoğru) kılın, zekâtı verin, Allah’a (onun yoksul, muhtaç ve işsiz kullarına) gönül hoşluğuyla karşılıksız ödünç verin (onlara karşılıksız harcama yapın). Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında (ahirette) mutlaka onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Ve Allah’tan mağfiret dileyin (mağfiret gerektiren işleri yapın), şüphesiz Allah bağışlayan, merhamet edendir. *