1
1, 2. Nûn. Kaleme ve (onunla) satır satır yazmakta oldukları şeylere (Kur’an’a ve yazılan her türlü faydalı bilgilere) yemin ederim ki (Resulüm!) Sen Rabbinin nimeti (hidayet ve inayeti) sayesinde (inkârcıların iddia ettikleri gibi) asla mecnun (delirmiş) birisi değilsin! (*)
2
1, 2. Nûn. Kaleme ve (onunla) satır satır yazmakta oldukları şeylere (Kur’an’a ve yazılan her türlü faydalı bilgilere) yemin ederim ki (Resulüm!) Sen Rabbinin nimeti (hidayet ve inayeti) sayesinde (inkârcıların iddia ettikleri gibi) asla mecnun (delirmiş) birisi değilsin! (*)
3
Ve hiç şüphesiz (tam aksine; sen, bütün eziyetlere sabırla göğüs geren aklı başında ve son derece temiz yürekli bir insan olup yılmadan sabır ve metanetle tebliğ görevini ifa ettiğinden dolayı ahirette) senin için de bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.
4
Ve şüphesiz ki sen, (bütün insanlığa örnek olacak) pek büyük bir ahlak (Rabbinin öğretisi) üzerindesin (her konuda dürüst, erdemli ve güvenilir birisin). *
5
5, 6. (Sonunda) sen de göreceksin, onlar da görecekler; hanginizin akıldan yoksun (ve şaşkın) olduğunu.
6
5, 6. (Sonunda) sen de göreceksin, onlar da görecekler; hanginizin akıldan yoksun (ve şaşkın) olduğunu.
7
Elbette senin Rabbin, kimin kendi yolundan şaşırıp saptığını daha iyi bilendir ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir.
8
O hâlde (hakkı) yalanlayanlara boyun eğme.
9
Onlar (hakkı yalanlayanlar ve haktan sapanlar) senin (kendilerine) yumuşak davranmanı (haktan taviz vermeni) isterler ki kendileri de (sana) yumuşak davransınlar.
10
Ve uyma, (insanları kandırmak için yalan yere) çokça yemin eden kibirli her kişiye, (*)
11
Alabildiğine (insanları) ayıplayıp kötüleyene, (ara bozmak için) söz getirip götürene,
12
İyiliğe engel olana, saldırgana (insan haklarına tecavüz edene), günaha gömülmüş olana,
13
Katı yürekli (acımasız) zalime ve bütün bunların ötesinde (hiçbir kimseye) kötülükten başka hiçbir faydası olmayan (egoist, çıkarcı ve kötü karakterli) kimselere (uyma). (*)
14
Mal (servet) ve çocuklar sahibi olmuş diye.
15
Kendisine ayetlerimiz okunduğu (tebliğ edildiği) zaman: «(Bunlar) öncekilerin uydurma masallarıdır» demişti.
16
Biz onu, (bu kötü vasıfları taşıyan o kimseyi yakasını kurtaramayacağı) bir zillet ile damgalayacağız! *
17
Biz, (bol bol ürün verdiğimiz) bahçe sahiplerini (fakirlere yardım etme hususunda) sınadığımız gibi onları da sınadık. Hani onlar (o bahçe sahipleri), sabah erkenden (fakirler ve yardım isteyen yoksullar gelmeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair yemin etmişlerdi. (*)
18
Ve onlar (Allah’ın hayata müdahil olduğu gerçeğine dair) istisnai bir kayıt da (Allah dilerse" diye bir kayıt) koymuyorlardı.
19
19, 20. Fakat onlar henüz uykuda iken, Rabbin tarafından doğal bir afet (ateş) bahçeyi kapladı. Bahçe sabahleyin siyah kül haline geliverdi.
20
19, 20. Fakat onlar henüz uykuda iken, Rabbin tarafından doğal bir afet (ateş) bahçeyi kapladı. Bahçe sabahleyin siyah kül haline geliverdi.
21
21,22. Sabah vakti birbirlerine: “Haydi! Devşirecekseniz, ürününüzü toplamaya erken çıkın!” diye sesleniyorlardı.
22
21,22. Sabah vakti birbirlerine: “Haydi! Devşirecekseniz, ürününüzü toplamaya erken çıkın!” diye sesleniyorlardı.
23
23, 24. ’Bugün orada, hiçbir yoksul (fakir, muhtaç ve düşkün) kimse yanınıza sokulmasın’ diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
24
23, 24. ’Bugün orada, hiçbir yoksul (fakir, muhtaç ve düşkün) kimse yanınıza sokulmasın’ diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
25
Ve (yoksullara yardım etmeye) güçleri yettiği hâlde (onları yardımdan mahrum bırakmak için) erkenden yola çıktılar.
26
Onu (bahçelerini o hâlde) gördükleri zaman (burası bahçemiz değil) “mutlaka biz yolu şaşırmış olmalıyız!’’dediler.
27
(Gerçeği anlayınca da) “Bilakis, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) mahrum bırakılmışız!” (dediler).
28
Onların mutedil olanı (akl-ı selim sahibi ve anlayışlı olanı) dedi ki: “Ben size Allah’ı yüceltmeniz gerekmez miydi, (O izin vermezse mahsulümüzü kaldıramayız)” demedim mi?
29
29, 30. (Bunun üzerine) Onlar,"Ey Rabbimiz, sen her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz zalim kimseler imişiz” dediler!"deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.
30
29,30. (Bunun üzerine) Onlar,"Ey Rabbimiz, sen her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz zalim kimseler imişiz” dediler!"deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.
Sonraki 22 ayet →