Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Mülk 1 / 30
1
Mülk (mutlak egemenlik, bütün kâinat ve hükümranlığı) elinde bulunan (Allah), yücedir. O, her şeye (hakkıyla) gücü yetendir.
İ. Aktaş 67:1
2
O ki, davranış ve eylem bakımından hanginizin (özgür iradesiyle) daha güzel (daha iyi, daha değerli, devamlı ve bilinçli) amel edeceğini (size göstermek üzere) sınamak (ve yaptıklarınızın karşılığını tam vermek) için hem (dünyada) ölümü, hem de (dünya ve âhirette) hayatı yaratıp takdir etmiştir. O, mutlak galiptir, çok bağışlayandır. *
İ. Aktaş 67:2
3
O (Allah) ki, birbiri ile tam bir uyum ve ahenk içinde yedi semayı (yedi farklı manyetik uzay mekânı) yaratmıştır. Merhameti sınırsız olanın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk (dengesizlik) göremezsin. Gözünü çevirip gezdir. Bir düzensizlik görebiliyor musun? *
İ. Aktaş 67:3
4
Sonra gözünü iki kere daha (tekrar tekrar ona) çevir: (Kâinatta ve tabiatta bir kusur, noksanlık ve düzensizlik var mıdır?) Göz (aradığı bozukluğu, dengesizliği bulmaktan) aciz ve bitkin hâlde sana dönecektir.
İ. Aktaş 67:4
5
Şüphesiz biz dünya semasını (dünya ve güneş sisteminin de içinde bulunduğu uzay mekânı) ışık yansıtanlar (gezegenler, bunların uyduları, kuyruklu yıldızlar, asteroit kuşağı, Kuiper kuşağı, Oort bulutu ve milyarlarca küçük gök cisimleri) ile donattık. Ve biz orayı (dünya semasını) şeytanların kovulma ortamı yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık. *
İ. Aktaş 67:5
6
Rablerini (ve vahiy yolu ile gönderdiği mesajları) inkâr etmiş olanlar için (ahirette) cehennem azabı vardır. Orası ne kötü bir varış yeridir.
İ. Aktaş 67:6
7
(Rablerini inkâr edip azabı hak etmiş olan azgınlar) oraya (cehenneme) atıldıklarında, onun (cehennemin) kaynarken çıkardığı korkunç uğultusunu işitirler.
İ. Aktaş 67:7
8
Cehennem (o gün) neredeyse fokurdamasından (şiddetli taşmasından dolayı patlayıp) paramparça olacak. Ne zaman içine (suçlulardan) bir grup atılsa, onlara oranın görevlileri “Size uyarıcılar (tebliğ yapan elçiler) gelmedi mi?” diye sorarlar.
İ. Aktaş 67:8
9
Onlar derler ki: “Evet. Gerçekten bize bir uyarıcı (tebliğ yapan elçi) gelmişti. Fakat biz onu (o bize tebliğ yapan uyarıcıyı) yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ demiştik.”
İ. Aktaş 67:9
10
Yine derler ki: Şayet (onları) dinlemiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli ateşin halkı arasında olmazdık.’
İ. Aktaş 67:10
11
Böylece (onlar) suçlarını itiraf etmiş olurlar. Bundan sonra perişanlık, o alevli ateşin halkı içindir.
İ. Aktaş 67:11
12
Şüphesiz görmedikleri hâlde (duyu ve idrak sınırlarının ötesinde bulunan) Rablerinden saygıyla korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
İ. Aktaş 67:12
13
(Ey insanlar!) Sözünüzü ister gizleyin, ister açıklayın (birdir). Şüphesiz ki O, zihinlerde (gönüllerde) dönüp dolaşan duygu ve düşüncelerin özünü bilmektedir. *
İ. Aktaş 67:13
14
O, (her şeyi) yaratmış olan (yarattığını) bilmez mi? Oysa O, (kullarına karşı) çok lütufkârdır, (her şeyi tüm mahiyetiyle) bilendir.
İ. Aktaş 67:14
15
O (Allah’tır) ki, sizin (yaşamanız) için (uzayın derinliklerinde yüzüp gitmekte olan) yerküreyi (tüm yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle emrinize amade kılarak) uysal kıldı (hizmetinize sundu). O hâlde, (rızkınızı temin etmek için) onun (o arzın) sırtlarında (dağlarında, tepelerinde, ovalarında huzur ve güven içinde gezip) dolaşın da onun rızkından (yarattığı her türlü gıdadan) yiyin. (Ve unutmayın ki) sonunda dönüş ve diriliş onadır. *
İ. Aktaş 67:15
16
(Sizin için yerküreyi yaratıp uysal kılan ve) gökte (de mutlak hâkimiyeti) bulunanın (yaptığınız zulüm, kötülük ve suçlardan dolayı) sizi yere batırmayacağından emin mi oldunuz? Bir de bakarsınız ki o (yerküre şiddetle) sarsılıyordur!
İ. Aktaş 67:16
17
Yahut (yerkürede olduğu gibi) gökte (de mutlak hâkimiyeti, hüküm ve tasarrufu) olan (Allah) ın (işlediğiniz kötülüklerden dolayı) üzerinize (volkanik patlamalar sonucunda kızgın lavlardan ibaret) taşlar (lavlar) göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? O zaman uyarım nasılmış bileceksiniz. *
İ. Aktaş 67:17
18
Ve muhakkak ki onlardan öncekiler de (uyarılarımı) yalanlamışlardı; ama benim (onları) dışlamam nasıl olmuştu?
İ. Aktaş 67:18
19
Onlar (insanlar), hem Allah’ın kudretini görmek hem de havanın özelliğini ve uçuş tekniğini öğrenmek amacıyla) üzerlerinde kanat çırparak (havada) uçan varlıklara bakmıyorlar mı (onlar üzerinde düşünüp her türlü bilimsel gözlem ve deney yapmaları gerekmiyor mu)? Ki, onları, (havadaki özellik ve kanatları sayesinde) havada tutan (uçmalarını sağlayan) yalnızca rahmeti sınırsız olan (Allah) tan başkası değildir (her şey onun koyduğu tabii kanunlarla yürümektedir). Şüphesiz, O her şeyi görmektedir. (*)
İ. Aktaş 67:19
20
Yoksa Rahman’ın (rahmeti sınırsız olan Allah’ın) yanı sıra size yardım edebilecek (ve sizi tehlikelere karşı koruyabilecek) olan o güç, kim olabilir? (Oysa hakikati) inkâr edenler başka değil, ancak bir gurur (kesin bir aldanış) içindedirler.
İ. Aktaş 67:20
21
Yahut o (sonsuz rahmet sahibi Allah) geçim kaynaklarını keserse (yaratmazsa) size rızık verebilecek kim olabilir? Doğrusu onlar (bu hakikati inkâr edenler), azgınlık ve nefret içinde (hakka karşı) direnmektedirler.
İ. Aktaş 67:21
22
Şimdi (düşünün bakalım), kafasını iyice önüne (yere) doğru eğip yürüyen mi (hedefe) daha iyi gider, yoksa doğru yolda dimdik (düzgün) yürüyen mi?
İ. Aktaş 67:22
23
(Resulüm!) De ki,’Sizi yaratmış olan, size duyma, görme duyuları ve ef’ide’yi (akıl, idrak, anlama, düşünme ve karar verme gibi yetenekleri) bahşetmiş olan odur. (Buna rağmen) ne kadar az şükrediyorsunuz. (*)
İ. Aktaş 67:23
24
(Resulüm!) De ki: (Ey insanlar!) O’dur, sizi yeryüzünde dağıtıp yaymış olan. Ve siz ancak diriltilip hepiniz onun huzurunda toplanacaksınız. (*)
İ. Aktaş 67:24
25
Oysa (onlar:) ’Eğer (iddianızda) doğru iseniz, bu va’d (edilen kıyâmet ve haşir) ne zaman?’ diyorlar.
İ. Aktaş 67:25
26
De ki:"Onun (o hesap gününün, kıyametin gelmesiyle ilgili vaadin) bilgisi sadece Allah katındadır (bu konuda kimseye bilgi verilmemiştir). Ben ise yalnızca gerçekleri açıklayıp ileten (tebliğ eden) bir uyarıcıyım." *
İ. Aktaş 67:26
27
Nihayet (vakti gelip) onu yakında gördüklerinde inkâr etmiş olanların yüzleri kötüleşir ve: ’İşte bu, (gerçekleşmeyeceğini) ileri sürüp durduğunuz şeydir’ denir. *
İ. Aktaş 67:27
28
(Resulüm!) De ki: Allah beni ve beraberimdekileri (sizin istediğiniz üzere) yok etse veya (öyle olmayıp da) bizi esirgese, (söyleyin bakalım, öteki dünyada) inkârcıları yakıcı azaptan kim koruyacak? *
İ. Aktaş 67:28
29
De ki: "(İşte kurtaracak olan) O Rahman’dır! Biz O’na iman ettik ve O’na güvendik. (Size gelince): İleride kimin açıkça bir sapıklıkta olduğunu öğreneceksiniz.
İ. Aktaş 67:29
30
(Yine) de ki: "Bana söyler misiniz? Eğer suyunuz (yerküreden) tamamen çekiliverse, size tertemiz kaynak sularını kim getirebilecek?"
İ. Aktaş 67:30
Mülk suresi tamamlandı