Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Mümtehine 1 / 13
1
Ey inanmış olanlar! Benim (dinimin) de düşmanı, (imanınızdan ötürü) sizin de düşmanınız olan (o saldırgan inkârcı)ları veliler (onları kendilerinize yönetici, lider, temsilci, müttefik ve sırdaş) edinmeyin. Siz onlara (içten) sevgi gösterip sır veriyorsunuz. Hâlbuki haktan size geleni inkâr etmişlerdir. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resulü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer siz benim yolumda cihad (gayret sarf) etmek ve benim hoşnutluğumu kazanmak üzere çıktıysanız (nasıl) onlara karşı sevgi gizlersiniz? Oysa ben sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka (dosdoğru) yoldan sapmıştır. *
İ. Aktaş 60:1
2
Eğer onlar (ilimde, teknikte, sanayide, medeniyette, savaşta vs.) size galip gelseler, (sizin onlara yaptığınız gibi dostça davranmazlar, aksine) size karşı (acımasız bir) düşman kesilirler hem elleriyle hem de dilleriyle sizi incitir (zarar verir) ve (sizin de kendileri gibi Allah’ın ayetlerini) inkâr etmenizi gönülden arzu ederler. *
İ. Aktaş 60:2
3
Ne yakın akrabalarınız ne çocuklarınız kıyamet günü size bir yarar sağlayamaz. (Allah) aranızda (yalnızca erdemli davranıp davranmadığınıza göre) karar verecektir. Ve Allah, yapmakta olduklarınızı görendir.
İ. Aktaş 60:3
4
Gerçekten İbrahim’de ve ona uyanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Vaktiyle onlar kendi (azgın, zalim ve putperest) toplumlarına demişlerdi ki: “Kesinlikle biz sizden de Allah’ın yanı sıra bütün o taptıklarınızdan da uzağız. Sizin inandığınız her şeyi (putperestliği) reddediyoruz. Artık siz (putperestlik inancınızı bırakıp) bir tek Allah’a inanıncaya kadar bizimle sizin aranızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir. Yalnız İbrahim’in, (henüz men edilmemişken daha önce) babasına: “Senin için (Allah’tan) mutlaka istiğfarda (şefaatte, yani bağışlanma talebinde) bulunacağım, ama (buna rağmen) Allah’tan sana gelecek bir şeyi (azabı) önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. (İşte onlar şöyle dua ederlerdi): Ey Rabbimiz! Ancak sana güvenip dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır. *
İ. Aktaş 60:4
5
Rabbimiz! Bizi, inkâr etmiş olanlar için deneme konusu kılma (bizi onlara karşı mağlup etme), bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Kuşkusuz sen mutlak galipsin, doğru hüküm verensin.*
İ. Aktaş 60:5
6
Muhakkak ki onlarda sizin için, Allah’ı ve âhiret gününü umanlar için güzel bir örnek vardır. O hâlde kim (örnek almaktan) yüz çevirecek olursa, (bilsin ki) şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övülmeye layık olandır.
İ. Aktaş 60:6
7
Bakarsın, Allah sizinle onlardan kendilerine düşmanlık ettikleriniz arasında bir sevgi (bağı) oluşturur. Allah (her şeye) güç yetirendir. Allah, (çok) bağışlayandır, merhamet edendir.*
İ. Aktaş 60:7
8
Sizinle din (İslam) konusunda savaşmayan (size saldırmayan) ve sizi yurdunuzdan (vatanınızdan) çıkarmaya (bağımsızlığınıza göz dikip, temel insan haklarınızdan mahrum bırakmaya) uğraşmayan (inkârcı)lara (her zaman) iyilik yapmaktan ve (beşerî ilişkilerinizde) adil davranmaktan Allah sizi (asla) men etmez. Şüphesiz Allah ((dini, inancı, ideolojisi, ırkı, milliyeti, dili ve rengi ne olursa olsun her zaman ve herkese karşı) adil davrananları sever. *
İ. Aktaş 60:8
9
Allah sizi, ancak (inancınızdan dolayı) din hakkında sizinle savaşmış (size saldırmış), sizi yurtlarınızdan çıkarmış ve çıkarılmanız için yardım etmiş olanları veli (yönetici, lider, temsilci vs.) edinmekten men eder. Kim onları veli (yönetici, lider ve temsilci) edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir. *
İ. Aktaş 60:9
10
Ey iman etmiş olanlar, inanan muhacir kadınlar size geldiklerinde (sığındığında) onları sınayın. Allah onların inançlarını çok iyi bilir. İmanlı olduklarını anlarsanız, onları inkârcılara geri göndermeyin. Ne bunlar onlara (inkârcılara) helaldir, ne de onlar (o inkârcılar) bunlara helaldir. İnkârcıların (kendilerinden boşanmış bulunan kadınlara) harcadıklarını onlara geri verin (onların hakkıdır). Bununla birlikte kendilerine (anlaşarak) mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde size bir sakınca yoktur. (Ayrılmak isteyen veya inkârcılara sığınan) inkârcı kadınları da nikâhlarınızda tutmayın ve onlardan harcadıklarınızı isteyin (istemek sizin hakkınızdır). Onlar (inkârcılar) da size sığınan kadınlara harcadıklarını (sizden) istesinler (istemek onların da hakkıdır). Bu Allah’ın koyduğu hükümdür. Aranızda (doğru) hükmü Allah verir. Allah her şeyi bilen, doğru hüküm verendir.
İ. Aktaş 60:10
11
Ve eğer sizin eşlerinizden dolayı bir şey (mehir) sizin elinizden çıkıp inkârcılara geçtiyse (söz konusu inkârcılar, sizden kendilerine gelen kadınların mehirlerini, bıraktıkları eşlerine geri ödemezlerse), sonra da (onlardan size gelip iman eden kadınların bıraktıkları eşlerine mehirlerini geri) ödeme sırası size gelince, o zaman eşleri (inkârcılara) gitmiş olanlara, infâk ettikleri kadar (mehri) siz (elinizde bulunan maldan) verin ve siz, kendisine iman etmiş olduğunuz Allah’a karşı gelmekten (Allah’ın emirlerine muhalefet etmekten) sakının.*
İ. Aktaş 60:11
12
Ey Peygamber! (Yeni) inanan kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık (ve dolandırıcılık gibi öteki gayrimeşru yollarla kazanç elde) etmemek, zina etmemek, (kız) çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp uydurmamak (gayrimeşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), güzel ve yararlı bir iş konusunda isyan etmemek üzere sana biat etmek (söz vermek) için geldikleri zaman, onların biatlerini kabul et (çünkü İslam’ın adalet düzeninde, kadınlar da erkekler gibi hür ve asil bireylerdir) ve onlar için Allah’tan mağfiret dile! Şüphesiz Allah, bağışlayandır, merhamet edendir. *
İ. Aktaş 60:12
13
Ey iman etmiş olanlar! (Yaptıkları zulüm ve kötülükler yüzünden) kendilerine Allah’ın azap etmesini dilediği bir topluluğu veli (yönetici, lider ve temsilci) edinmeyin; inkârcıların mezarlık halkından (ölmüş olanların yeniden dirilip dünyaya dönüşlerinden) ümit kestikleri gibi (iman etmemeleri ve yaptıkları kötülükler sebebiyle) onlar da ahiretten (ebedi yurttaki nasiplerinden, lütuf ve rahmetten, kurtuluştan) ümit kesmişlerdir. *
İ. Aktaş 60:13
Mümtehine suresi tamamlandı