Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Enam 1 / 165
1
Hamd (her türlü övgü), gökleri ve yerküreyi (evreni) yaratmış, (yerkürenin hem kendi ekseni etrafında hem de güneş etrafında dönmesini sağlamakla) karanlıkları ve aydınlığı (gece ve gündüzü ve bunların oluşum sebeplerini) varetmiş olan Allah’a mahsustur. (Bunca ayet ve delillerden) sonra (hakikati) inkâr etmiş olanlar, başka güçleri Rableri ile denk tutarlar.
İ. Aktaş 6:1
2
O (Allah) ki, (ey insanlar,) sizi bir çamurdan (sulu topraktan beslenen, nebati ve hayvani gıdalardan oluşan erkek spermi ve kadın yumurtasından) yaratmış, sonra da (size) bir ecel belirleyip takdir etmiştir. Bir de onun katında (ilim ve meşieti dâhilinde insanlığın hayatının kesin süresi hakkında) belirlenmiş bir ecel de vardır. (Bizzat müşahede edip yaşadığınız) bu gerçeklere rağmen hâlâ (Allah’ın kudreti ve diriltilme konusunda) şüphe ediyorsunuz.*
İ. Aktaş 6:2
3
Ve odur göklerde de, yerkürede de (tek) Allah. (O) sizin gizlinizi (içinizi) de açığınızı (dışınızı) da bilir. (İyi ve kötü) kazandıklarınızı (yaptıklarınızı) da bilir. *
İ. Aktaş 6:3
4
Oysa ne zaman onlara (inkâra şartlanmış olup gerçekleri reddedenlere) Rablerinin mesajlarından bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler. *
İ. Aktaş 6:4
5
İşte (onlar,) kendilerine geldiğinde, o hak olan (Kur’an’)ı gerçekten yalanladılar. Fakat (o) kendisi ile alay etmekte oldukları şeyin haberleri, ileride onlara gelecektir.*
İ. Aktaş 6:5
6
Onlardan önce (yaptıkları zulüm ve kötülükler nedeniyle) nice kuşakları (zalim ve azgın toplumları) yıkıma uğrattığımızı bilmiyorlar mı? Yeryüzünde size vermediğimiz imkânları onlara vermiştik. Ve semadan (bulutlardan) üzerlerine bol bol yağmur indirip (bereketli toprakları bağ ve bahçelerle donatmış, ağaçların) altından (çağıldayan) ırmaklar akıtmıştık. Sonunda işledikleri suçları (zulüm ve kötülükleri) nedeniyle kendilerini yıkıma uğrattık. Ve onlardan sonra başka nesiller (medeniyetler) meydana getirdik.*
İ. Aktaş 6:6
7
Ve eğer sana kâğıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik ve ona kendi elleriyle dokunmuş olsalardı, yine de (iman etmeyi çıkarlarına ters görüp hakikatleri) inkâr etmiş olanlar, "Bu, kesinlikle açık bir büyüden (aldatmacadan) başka bir şey değildir" derlerdi. *
İ. Aktaş 6:7
8
Bir de: ’’Onun (Muhammed’in) üzerine (bizim görebileceğimiz biçimde) bir melek indirilseydi ya?’’ derler. Eğer öyle bir melek indirseydik (ki onu görebilmeleri için bir beşer suretinde olması gerekirdi, yine bu da bir beşerdir diyerek iman etmemekle helâklerine dair) iş bitirilmiş olur, sonra onlara bir daha da fırsat tanınmazdı.
İ. Aktaş 6:8
9
Ve eğer biz, onu (mesajlarımızın tebliğini yapmakla görevli kıldığımız elçiyi) bir melek kılsaydık (onlara görünebilmesi için) muhakkak ki onu bir adam (beşer) şeklinde kılardık da (bu defa bu insan mı, melek mi diyeceklerinden) onları düştükleri kuşkuya yine düşürürmüş olurduk (yani onları yine aynı kuşku içinde bulurduk).*
İ. Aktaş 6:9
10
(Ey Resulüm!) Gerçekten senden önce de (mesajlarımızın tebliğini yapmakla görevli kıldığımız) elçilerle alay edilmişti. Bu yüzden onlardan alay edenleri, alay ettikleri şey (azap) kuşatıvermişti.
İ. Aktaş 6:10
11
De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın (ve tarihten ders alın), sonra da (hakikati) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.*
İ. Aktaş 6:11
12
(Resulüm!) De ki: Göklerde ve yerkürede (kâinatta var) olan her şey kimindir? (Onlar Allah’ındır dediklerinde, yine) De ki: (Evet, hepsi de) Allah’ındır, (ki, böylece benimle birlikte her şeyin kendisine ait olduğunu ikrar ettiğiniz) O Allah, (her zaman bütün yarattıklarına) merhamet etmeyi (ve onlara daima sevgi ve şefkatle yönelmeyi kendisine ilke edinmiş, vazgeçilmez bir görev olarak) yazmıştır (gerekli kılmıştır). O, kendisinde (geleceği hakkında) hiç şüphe olmayan Kıyamet günü hepinizi de (hesaba çekmek üzere huzurunda) mutlaka toplayacaktır: Ama kendilerine yazık etmiş olanlar (var ya), işte onlar, iman etmezler.”*
İ. Aktaş 6:12
13
Gece ve gündüzün (karanlık ve aydınlığın) içinde barınan her şey de O’nundur. Ve yalnızca odur (her şeyi hakkıyla) duyan, (her şeyi) bilen.*
İ. Aktaş 6:13
14
De ki ’’Gökleri ve yerküreyi (evreni, patlama ve bölünme kanunu ile) yaratan Allah’tan başkasını mı (kendime) veli (sahip, hami ve kurtarıcı) edineyim? Hâlbuki O, (canlı olan bütün yarattıklarını) beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayandır. De ki: “Bana şüphesiz (çağdaşlarım arasında Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve “Sakın müşriklerden olma (denildi).” *
İ. Aktaş 6:14
15
De ki: “Eğer ben, (buyruklarını yerine getirmemekle) Rabbime karşı gelirsem, cidden büyük bir günün azabından korkarım!”
İ. Aktaş 6:15
16
(O günün azabı) kimden savuşturulursa, gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu da (o kişi için) açıkça kurtuluştur.
İ. Aktaş 6:16
17
Ve eğer (yaptıklarından dolayı) Allah sana bir zarar (bir sıkıntı) dokunduracak olursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur; eğer sana herhangi türde bir hayır dokundurursa, (onu engelleyecek bir güç de yoktur) zaten O her şeye mutlak güç yetirendir. *
İ. Aktaş 6:17
18
O, kullarının üzerinde (mutlak) egemenlik (ve otorite) sahibidir. Ve O, (en iyi ve en) doğru hüküm verendir, (her şeyden) haberdar olandır.
İ. Aktaş 6:18
19
(Ey Resulüm!) De ki: (Olaylara) kimin şahitliği (vakıf ve gözcü olma hâli) daha büyüktür (geçerli ve önemlidir)?-De ki: (Tebliğ konusunda görevimi hakkıyla yaptığıma dair) benimle sizin aranızda şahit (durumuma vakıf ve gözcü) olan Allah’tır. Ve işte bu Kur’an, bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu. Yoksa, siz, Allah ile birlikte başka ilâhlar (tanrılar) olduğuna mı şehadet (inanıp ikrar) ediyorsunuz? Ben ise, buna asla şehadet (inanıp ikrar) etmem, de! Yine de ki: O tek bir ilahtır ve ben sizin koştuğunuz şirkten tamamen uzağım.*
İ. Aktaş 6:19
20
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler(in bilginleri), kendi öz oğullarını bildikleri gibi onu da (Kur’an’ın Allah tarafından vahyedildiğini de) bilirler. Ama kendilerine yazık etmiş olanlar var ya, işte onlar (bu şekilde) inanmıyorlar. *
İ. Aktaş 6:20
21
Kendi uyduruğu yalanları Allah’a yakıştırandan veya Onun mesajlarını yalanlayanlardan (kendi nefsine) daha çok zulmeden (yazık eden) kim olabilir? Şüphesiz, zulmedenler felaha (kurtuluşa, mutluluğa) asla ulaşamazlar.
İ. Aktaş 6:21
22
Onların tümünü (mahşerde) toplayacağımız gün; sonra da (birtakım sahte ilâhları, itaat edilecek mutlak otorite kabul ederek veya makâm, şöhret, servet ve benzeri değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek zatım olan Allah’a) şirk koşanlara diyeceğiz ki: ‘’(Söyleyin bakalım, emir ve otoritesine boyun eğilmesi gerektiğini) iddia ettiğiniz ortaklarınız şimdi neredeler?” *
İ. Aktaş 6:22
23
Sonra (kurtuluş için) özürleri mevcut olmayıp sadece şöyle diyeceklerdir:“- Rabbimiz Allah’a yemin ederiz ki, (dünyada iken itikat ve düşüncemize göre) biz şirk koşanlardan değildik (yani kendimizi muvahhid ve doğru yolda biliyorduk)”*
İ. Aktaş 6:23
24
(Resulüm!) Bir düşün, (mahşer günü hesap verilirken) kendi kendilerine nasıl da yalan söyleyecekler ve düzmekte oldukları hayalleri (o düzmece tanrılar hakkındaki inanış ve düşünceleri) de (nasıl o gün) kendilerinden yok olup gitmiş olacaktır.*
İ. Aktaş 6:24
25
Hem onlardan (Allah adına yalan uyduranlardan) öyleleri de vardır ki (görünürde) seni dinliyorlar (dinliyormuş gibi yaparlar, hâlbuki gayeleri seni dinleyip anlamak değil, gürültü çıkarıp meclisi provoke etmek ve Kur’an’ın dinlenmesini önlemektir). Buna karşı biz de onu anlamaları (istememeleri) noktasında (melekler tarafından tanınmaları için) kalblerine (akıl merkezi olan beyinlerine) ekinne (manevi işaretler) koyduk. (Yine Kur’an’ı doğru anlamak için dinlemek istemediklerinden dolayı) kulaklarına da bir ağırlık (koyduk). Ve (bu olumsuz tutumlarından dolayı) artık onlar hakikatin bütün işaretlerini görseler de yine inanmazlar. Hattâ sana geldikleri zaman o inkâr edenler seninle mücâdeleye kalkışarak: ’’Bu (Kur’an), öncekilerin masallarından başka bir şey değildir!” derler.*
İ. Aktaş 6:25
26
Ve onlar (o kendi uyduruğu yalanları Allah’a yakıştıran, başka varlıkları O’na denk tutan, Kur’an’ı anlamak istemeyen ve her fırsatta dinlenmesini önlemeye çalışan zalimler) hem başkalarını (insanları) ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Oysa (bu olumsuz şeyleri yapmakla) onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helâk ediyorlar. *
İ. Aktaş 6:26
27
Ve (ahiret günü) ateşin önünde bekletilecekleri ve “ah, keşke (bir daha dünyaya) geri döndürülseydik, o zaman Rabbimizin ayetlerinı (mesajlarını asla) yalanlamaz ve inananlardan olurduk!” diyecekleri zaman [onları] bir görseydin.
İ. Aktaş 6:27
28
Aslında (o ahiret günü) onların daha önce (dünyada) gizlemekte oldukları şey (inkâr, zulüm ve yaptıkları kötülükler) onlara belirlenmiş olur. (Bu yüzden bir daha dünyaya geri dönmek istiyorlar.) Ve şayet (dünya hayatına) geri gönderilecek olsalar, yine kendilerine yasaklanmış şeylere dönerlerdi. Doğrusu onlar yalancıdırlar.*
İ. Aktaş 6:28
29
Bir de (bunlar hayatta iken) “Bu dünyadaki hayatımızdan başka hayat yok; biz tekrar diriltilecek değiliz” demişlerdi.
İ. Aktaş 6:29
30
Rablerinin huzurunda (hesap alanında) durduruldukları zaman (hâllerini) bir görsen! Rableri onlara şöyle der: "Bu, (gördüğünüz dirilme) bir gerçek değil midir? "Onlar da:"Rabbimize (zatınıza) yemin ederiz ki gerçektir" derler. Rableri de onlara: "Öyleyse (bunu) inkârınız sebebiyle azabı tadın!’’ der. *
İ. Aktaş 6:30