Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Hadıd 1 / 29
1
Göklerde ve yerkürede (bütün evrende) ne varsa (Allah’ın koyduğu yaratılış kanununa boyun eğerek lisani hâl ile adeta) Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak galiptir, (her konuda) doğru hüküm verendir. *
İ. Aktaş 57:1
2
Göklerin ve yerkürenin (tüm evrenin) mutlak mülkiyet ve hâkimiyeti yalnızca O’nundur. Diriltir (hayat verir) ve ölümü gerçekleştirir. Ve O, her şeye hakkıyla güç yetirendir.
İ. Aktaş 57:2
3
O, evvel’dir (her şeyden önce mevcut olandır ve O’nun öncesi yoktur), sondur (her şey yok olduktan sonra bakî kalacak olandır, O’nun sonu ve sınırı yoktur). Ve zâhir’dir (sıfatlarının tezahürüyle, ilim ve kudretinin tecelli ve eserleriyle varlığı bilinmektedir ve görülen her şey, kâinat onu işaret eder). Ve bâtın’dır (zâtı ve mahiyeti duygularla bilinmeyen ve gözlerle görünmeyendir) ve O, her şeyi (hakkıyla) bilendir.
İ. Aktaş 57:3
4
O’dur ki, gökleri (uzay ve içindekileri) ve yerküreyi altı evrede (süreçte, aşamada) yaratmış ve Arş (bütün varlık âlemi) üzerinde egemenlik kurmuştur. Yere (toprağın altına) girecek, ondan çıkacak, gökten (uzaydan) inecek ve ona yükselecek olanı (uzaya fırlatılacak araç, gereç ve her şeyi) de o bilir ve nerede olursanız (her an kudret, saltanat ve ilmiyle) sizinledir. Ve Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir. *
İ. Aktaş 57:4
5
Semaların (uzay ve içindekilerin) ve yerkürenin (tüm evrenin) hükümranlığı O’nundur. Ve bütün işler ancak O’na döndürülür.
İ. Aktaş 57:5
6
O, (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesini sağlayarak) geceyi gündüze katar (gündüzü geceye çevirir), gündüzü de geceye katar (geceyi gündüze çevirir). Ve o, gönüllerde olanı da bilir. *
İ. Aktaş 57:6
7
(Ey insanlar!) Allah’a ve Resulüne iman edin; size kullanma yetkisi verdiği şeylerden (mallardan yoksul, muhtaç ve işsizlere) infak edin. Sizden inanmış olup (yoksul, muhtaç ve toplumun işsiz kesimine) harcama yapmış olanlara, büyük bir ödül vardır.
İ. Aktaş 57:7
8
Ve size ne oluyor ki, Rabbinize iman etmeniz için elçi, sizi davet ettiği hâlde Allah’a iman etmiyorsunuz? Oysa o, (elçi) sizden kesin söz almıştı. Eğer cidden mümin olmak istiyorsanız (bu davete olumlu cevap verin). *
İ. Aktaş 57:8
9
O (Allah) ki, sizi her türlü (zihni, manevi, içtimai, ekonomik ve siyasi) karanlıklardan nûra çıkarmak için kuluna (kulunun zihnine, akıl ve düşünme merkezi olan beynine) açık belgeler halinde âyetler indirmektedir. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
İ. Aktaş 57:9
10
Size ne oluyor da Allah yolunda infak (harcama) yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerkürenin mirası (mülkiyet ve hükümranlığı) Allah’ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve (saldırganlara karşı) savaşanlar (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi sonradan harcayan ve (saldırganlara karşı) savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (mükâfatı) vadetmiştir. Ve Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. *
İ. Aktaş 57:10
11
Kimdir o, Allah’a (Allah’ın muhtaç, yoksul ve işsiz kullarına) güzel bir ödünç verir (yardım vb. infakta bulunur) da onu, kat kat fazlasıyla geri alacak olan? Ve (işte) böyle birisi için ayrıca onur verici bir ödül de vardır.
İ. Aktaş 57:11
12
Mü’min erkeklerle mü’min kadınların (iman ve salih amellerinden kaynaklanan) nurlarının, önlerinden (etraflarından, sol) ve sağlarından (aydınlatıp) geçmekte olduğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, içinde (ebedî olarak) kalacağınız cennetlerdir.” İşte bu, büyük bir başarıdır. *
İ. Aktaş 57:12
13
Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman etmiş olanlara, “Bize bakın ki nurunuzdan biraz alalım (sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım) diyecekleri gün (ahiret günü) kendilerine, “Arkanıza dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.
İ. Aktaş 57:13
14
(Münafıklar) onlara (kendilerini tanıyan mü’minlere): Biz (dünyada) sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. Onlar da: Evet, ama siz kendinizi aldattınız, pusu kurdunuz, şüphe ettiniz ve kuruntular sizi aldattı. Sonunda Allah’ın emri (olan ölüm) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmış oldu” derler.
İ. Aktaş 57:14
15
(Ey münafıklar!) Artık bugün (verebilecek olsanız bile) ne sizden ve ne de inkâr etmiş olanlardan bir bedel kabul edilmez. (Yaptıklarınız yüzünden) varacağınız yer ateştir. Size yaraşan odur ve ne kötü bir varış yeridir.
İ. Aktaş 57:15
16
İman etmiş olanların, Allah’ın zikrine ve haktan inene gönüllerinin saygı duyacağı vakit gelmedi mi ki; daha önce kendilerine kitap verilmiş sonra üzerlerinden uzun süre geçmiş, böylece gönülleri (duyguları) katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Hâlbuki onların (gönülleri katılaşmış olan o kitap ehlinin) çoğu fasık (yoldan çıkmış) kimselerdi.
İ. Aktaş 57:16
17
(Ey insanlar!) Bilin ki Allah, ölümünden (kuruduktan) sonra (yağmur sebebiyle) arza (toprağa yeniden) hayat veriyor. Aklınızı kullanasınız (ve düşünesiniz) diye gerçekten, size ayetleri açıkladık.
İ. Aktaş 57:17
18
Şüphesiz, (yoksul, muhtaç ve toplumun işsiz kesimine) sadaka (ve zekât) veren (yardım eden) erkeklerle sadaka (ve zekât) veren (yardım eden) kadınlar ve (erkek olsun kadın olsun) gönüllü olarak Allah’a (Allah’ın yoksul ve muhtaç kullarına infakta bulunarak) güzel bir ödünç verenler var ya, onlar (mükâfatlarını) kat kat fazlası ile alacaklardır. Ve onlar için (ayrıca çok) değerli bir ödül vardır. *
İ. Aktaş 57:18
19
Allah’a ve elçilerine inanmış olanlar var ya, işte onlar hem özü sözü doğru kimselerdir hem de (hesap günü) Rablerinin katında (hakikate) şâhitlik edecek kimselerdir. Onların hem ödülleri hem de nurları vardır. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar da cehennem ehlidir. *
İ. Aktaş 57:19
20
Bilin ki dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme, para ve çocuk çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, inkârcıların hoşuna giden bir bitkiyi yetiştiren bir yağmura benzer. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp oluverir. Ahirette ise Allah’tan (inkâr edip zulüm ve kötü işleri yapmış olanlara) çetin bir azap, (iman etmiş olup iyi işler yapmış olanlara da) bir bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Ve (yine bilin ki) dünya hayatı aldanma metaından başka bir şey değildir.
İ. Aktaş 57:20
21
(Ey insanlar!) Rabbinizden bir mağfirete ve eni gökle yerkürenin (uzaydaki bütün gök cisimleri ile arzın yan yana getirilmesiyle oluşan) genişliği kadar olan cennete (ulaşmak için) yarışın (koşuşun)ki, Allah’a ve (onun mesajlarını tebliğ eden) elçilerine iman etmiş olanlar için hazırlanmış (olacak)tır. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu (iman etmek ve salih amellerde bulunmak suretiyle) isteyen herkese (hak edene) verir. Ve Allah, büyük lütuf sahibidir. (*)
İ. Aktaş 57:21
22
Ne yerkürede ne de benliklerinizde isabet etmiş bir musibet (olay) yoktur ki, biz onu (fiili olarak) ortaya çıkarmadan (gerçekleştirmeden) önce bir kitapta (onun tespitiyle ilgili yazılı ilmimiz) olmasın. Şüphesiz bu, (bilgi, tespit ve yazılım işi zatım olan) Allah’a kolaydır.*
İ. Aktaş 57:22
23
[Allah bunu] elinizden kaçan [iyi ve güzel] şeylere üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği [iyi ve güzel] şeylerle de [boş yere] şımarmayasınız diye (açıklamaktadır): Ve Allah, kendisini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez. *
İ. Aktaş 57:23
24
Onlar (kendilerini beğenip övünenler) hem kendileri cimrice davranırlar hem de başkalarına cimri olmayı önerirler. Kim (imandan ve yoksullara infak yapmaktan) kaçınırsa bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ve övgüye (en) layık olandır.
İ. Aktaş 57:24
25
Muhakkak ki Biz, (mesajlarımızı insanlara tebliğ etmeleri için) elçilerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların (evrensel) adaleti ayakta tutmaları (sosyal, siyasi, ekonomik ve idari bir düzen kurarak yaşamaları, sosyal adaleti sosyal güvenliği sağlamaları ve herkesin refah payını artırarak dengeli dağıtmaları) ve (böylece zatım olan) Allah (ın dinine) ve (dinini tebliğ eden) elçilerine gayb ile (görmedikleri hâlde) kimlerin yardım edeceğini belli etmek için beraberlerinde (mesajlarımızı içeren) kitabı ve ölçüyü (denge kanununu, adaleti, ölçüyü, tartıyı yerleştirecek ilkeleri) indirdik. Yine biz, kendisinde büyük bir güç ve insanlar (hatta bütün canlı organizmalar) için yararlar bulunan demiri (demir elementini) indirdik (yarattık). Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, (her işte üstün ve) mutlak galiptir. *
İ. Aktaş 57:25
26
Ve gerçekten, biz Nûh’u ve İbrahim’i (elçi olarak) gönderdik. Peygamberliği ve kitabı da onların nesilleri içinde devam ettirdik. Öyleyken onlardan (sonra gelen nesillerinden) doğru yolda olanlar olduğu gibi, pek çoğu da (doğru) yoldan sapmışlardı.
İ. Aktaş 57:26
27
Sonra onların izleri üzerinden elçilerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa’yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil’i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah’ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; onlardan inanmış olan kimselere karşılığını verdik; ama onlardan çoğu yoldan çıkmışlardı. *
İ. Aktaş 57:27
28
Ey (göndermiş olduğum önceki elçilere) iman etmiş olanlar! (Zatım olan) Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun (bu son) elçisine de iman edin ki, rahmetinden size iki misli versin, (elçisiyle gönderdiği kurallara uyduğunuz sürece) yürüdüğünüz yollarınızı aydınlatsın ve sizleri bağışlasın. Ve (bilin ki) Allah bağışlayandır, merhamet edendir. *
İ. Aktaş 57:28
29
Böylece kitap ehli, (kendilerinin) Allah’ın lütfundan hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerini (kendilerine ait kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini) ve şüphesiz lütuf (kendi tekellerinde değil, yalnız) Allah’ın elinde olup onu (iman etmek ve salih amellerde bulunmak suretiyle) isteyen (gereğini yapıp hak eden) kimseye vereceğini bilmezlik etmesinler! Ve Allah, büyük lütuf sahibidir. *
İ. Aktaş 57:29
Hadıd suresi tamamlandı