1
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
2
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
3
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
4
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
5
5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
6
5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
7
5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
8
8,9,10. Sonra (o vahiy meleği ona) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. Böylece iki zira’ (arşın) mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu. İşte (Allah vahiy meleği aracılığıyla kendi) kuluna (kulunun zihnine, bilincine ve belleğine) vahyettiğini böylece iletmiş oldu. *
9
8,9,10. Sonra (o vahiy meleği ona) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. Böylece iki zira’ (arşın) mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu. İşte (Allah vahiy meleği aracılığıyla kendi) kuluna (kulunun zihnine, bilincine ve belleğine) vahyettiğini böylece iletmiş oldu. *
10
8,9,10. Sonra (o vahiy meleği ona) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. Böylece iki zira’ (arşın) mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu. İşte (Allah vahiy meleği aracılığıyla kendi) kuluna (kulunun zihnine, bilincine ve belleğine) vahyettiğini böylece iletmiş oldu. *
11
Onun (vahiy alan kulun kendi gözleriyle) gördüğünü (akıl yürütme ve karar alma merkezi olan) fuad (beynin ön lobu) yalanlamadı (yanılmadı, gerçeği gördü). *
12
(Ey müşrikler!) Şimdi siz onun (Cebrail’i) görüp durduğundan şüphe mi ediyorsunuz?
13
13, 14. Ve muhakkak, (kulumuz Muhammed) onu (vahiy meleğini asli suretinde) başka bir inişte de Sidretü’l-Müntehâ’nın (en son noktadaki sidre ağacının) yanında görmüştü.*
14
13, 14. Ve muhakkak, (kulumuz Muhammed) onu (vahiy meleğini asli suretinde) başka bir inişte de Sidretü’l-Müntehâ’nın (en son noktadaki sidre ağacının) yanında görmüştü.*
15
Me’va cenneti (barınma, konaklama ve dinlenme bahçesi) onun (o sidre ağacının) yanındadır. *
16
O an ki, Sidre’yi bürüyen şey (karanlık) bürüyordu. *
17
Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
18
Gerçekten (orada) Rabbinin en büyük delillerinden (birini, vahiy meleğini) görmüştü. *
19
19,20. (Ey Putperestler!) Şimdi (uyduruk tanrılarınız) Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat’ın ne olduğunu (onlara neden yalvarıp taptığınızı) hiç düşündünüz mü? *
20
19,20. (Ey Putperestler!) Şimdi (uyduruk tanrılarınız) Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat’ın ne olduğunu (onlara neden yalvarıp taptığınızı) hiç düşündünüz mü? *
21
21,22. Erkek (evlat olarak sevdiğiniz) sizin, (sevmediğiniz ve her konuda eksik sayıp küçük gördüğünüz) dişi de onun mu? Öyleyse (dişileri ona isnat etmeniz, onları eksik saymanız ve erkeklerden küçük görmeniz şeklindeki) bu değerlendirmeniz insafsızca bir ayırım. *
22
21,22. Erkek (evlat olarak sevdiğiniz) sizin, (sevmediğiniz ve her konuda eksik sayıp küçük gördüğünüz) dişi de onun mu? Öyleyse (dişileri ona isnat etmeniz, onları eksik saymanız ve erkeklerden küçük görmeniz şeklindeki) bu değerlendirmeniz insafsızca bir ayırım. *
23
(Ey Putperestler!) Onlar (yalvarıp taptığınız uyduruk putlar) hiçbir şey değil, ancak sizin ve atalarınızın (ilah diye) uydurduğu isimlerdir. Allah, onlara ilişkin hiçbir kanıt (delil) indirmiş değildir. (Resulüm, işte) onlar (o putperestler) ancak zanna ve kendi hevalarına uyuyorlar. Oysa muhakkak onlara Rableri tarafından doğru yol rehberi (Kur’an) gelmiştir.
24
Yoksa insana ’her arzu edip dilekte bulunduğu şey var mıdır? *
25
Oysa evvel de ahir de Allah’ındır (dünya da, ahiret de Allah’ındır).
26
Göklerde nice melekler vardır ki onların (dünyadakilere) şefaatleri (dua ve istiğfarları) hiçbir işe yaramaz. Ancak Allah’ın dilediği ve razı olduğu (mü’min/muvahhid) kimseler için izin vermesinden sonraki durum hariç. [*]
27
Şüphe yok ki ahirete inanmayanlar (müşrikler), meleklere dişi adları takıp duruyorlar. *
28
Hâlbuki onların bu hususta (melekler konusunda) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. *
29
(Resulüm,) o hâlde (tebliğ görevini ihmal etmeksizin) zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenlere aldırış etme. *
30
Onların bilgilerinin erişebileceği sınır budur (sadece dünyalıkları kazanma bilgisidir). Hiç kuşkusuz Rabbin, yolundan sapan kimseleri de çok iyi bilendir, doğru yolda olan kimseleri de çok iyi bilendir. *
Sonraki 30 ayet →