Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Necm 1 / 62
1
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
İ. Aktaş 53:1
2
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
İ. Aktaş 53:2
3
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
İ. Aktaş 53:3
4
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
İ. Aktaş 53:4
5
5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
İ. Aktaş 53:5
6
5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
İ. Aktaş 53:6
7
5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
İ. Aktaş 53:7
8
8,9,10. Sonra (o vahiy meleği ona) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. Böylece iki zira’ (arşın) mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu. İşte (Allah vahiy meleği aracılığıyla kendi) kuluna (kulunun zihnine, bilincine ve belleğine) vahyettiğini böylece iletmiş oldu. *
İ. Aktaş 53:8
9
8,9,10. Sonra (o vahiy meleği ona) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. Böylece iki zira’ (arşın) mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu. İşte (Allah vahiy meleği aracılığıyla kendi) kuluna (kulunun zihnine, bilincine ve belleğine) vahyettiğini böylece iletmiş oldu. *
İ. Aktaş 53:9
10
8,9,10. Sonra (o vahiy meleği ona) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. Böylece iki zira’ (arşın) mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu. İşte (Allah vahiy meleği aracılığıyla kendi) kuluna (kulunun zihnine, bilincine ve belleğine) vahyettiğini böylece iletmiş oldu. *
İ. Aktaş 53:10
11
Onun (vahiy alan kulun kendi gözleriyle) gördüğünü (akıl yürütme ve karar alma merkezi olan) fuad (beynin ön lobu) yalanlamadı (yanılmadı, gerçeği gördü). *
İ. Aktaş 53:11
12
(Ey müşrikler!) Şimdi siz onun (Cebrail’i) görüp durduğundan şüphe mi ediyorsunuz?
İ. Aktaş 53:12
13
13, 14. Ve muhakkak, (kulumuz Muhammed) onu (vahiy meleğini asli suretinde) başka bir inişte de Sidretü’l-Müntehâ’nın (en son noktadaki sidre ağacının) yanında görmüştü.*
İ. Aktaş 53:13
14
13, 14. Ve muhakkak, (kulumuz Muhammed) onu (vahiy meleğini asli suretinde) başka bir inişte de Sidretü’l-Müntehâ’nın (en son noktadaki sidre ağacının) yanında görmüştü.*
İ. Aktaş 53:14
15
Me’va cenneti (barınma, konaklama ve dinlenme bahçesi) onun (o sidre ağacının) yanındadır. *
İ. Aktaş 53:15
16
O an ki, Sidre’yi bürüyen şey (karanlık) bürüyordu. *
İ. Aktaş 53:16
17
Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
İ. Aktaş 53:17
18
Gerçekten (orada) Rabbinin en büyük delillerinden (birini, vahiy meleğini) görmüştü. *
İ. Aktaş 53:18
19
19,20. (Ey Putperestler!) Şimdi (uyduruk tanrılarınız) Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat’ın ne olduğunu (onlara neden yalvarıp taptığınızı) hiç düşündünüz mü? *
İ. Aktaş 53:19
20
19,20. (Ey Putperestler!) Şimdi (uyduruk tanrılarınız) Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat’ın ne olduğunu (onlara neden yalvarıp taptığınızı) hiç düşündünüz mü? *
İ. Aktaş 53:20
21
21,22. Erkek (evlat olarak sevdiğiniz) sizin, (sevmediğiniz ve her konuda eksik sayıp küçük gördüğünüz) dişi de onun mu? Öyleyse (dişileri ona isnat etmeniz, onları eksik saymanız ve erkeklerden küçük görmeniz şeklindeki) bu değerlendirmeniz insafsızca bir ayırım. *
İ. Aktaş 53:21
22
21,22. Erkek (evlat olarak sevdiğiniz) sizin, (sevmediğiniz ve her konuda eksik sayıp küçük gördüğünüz) dişi de onun mu? Öyleyse (dişileri ona isnat etmeniz, onları eksik saymanız ve erkeklerden küçük görmeniz şeklindeki) bu değerlendirmeniz insafsızca bir ayırım. *
İ. Aktaş 53:22
23
(Ey Putperestler!) Onlar (yalvarıp taptığınız uyduruk putlar) hiçbir şey değil, ancak sizin ve atalarınızın (ilah diye) uydurduğu isimlerdir. Allah, onlara ilişkin hiçbir kanıt (delil) indirmiş değildir. (Resulüm, işte) onlar (o putperestler) ancak zanna ve kendi hevalarına uyuyorlar. Oysa muhakkak onlara Rableri tarafından doğru yol rehberi (Kur’an) gelmiştir.
İ. Aktaş 53:23
24
Yoksa insana ’her arzu edip dilekte bulunduğu şey var mıdır? *
İ. Aktaş 53:24
25
Oysa evvel de ahir de Allah’ındır (dünya da, ahiret de Allah’ındır).
İ. Aktaş 53:25
26
Göklerde nice melekler vardır ki onların (dünyadakilere) şefaatleri (dua ve istiğfarları) hiçbir işe yaramaz. Ancak Allah’ın dilediği ve razı olduğu (mü’min/muvahhid) kimseler için izin vermesinden sonraki durum hariç. [*]
İ. Aktaş 53:26
27
Şüphe yok ki ahirete inanmayanlar (müşrikler), meleklere dişi adları takıp duruyorlar. *
İ. Aktaş 53:27
28
Hâlbuki onların bu hususta (melekler konusunda) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. *
İ. Aktaş 53:28
29
(Resulüm,) o hâlde (tebliğ görevini ihmal etmeksizin) zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenlere aldırış etme. *
İ. Aktaş 53:29
30
Onların bilgilerinin erişebileceği sınır budur (sadece dünyalıkları kazanma bilgisidir). Hiç kuşkusuz Rabbin, yolundan sapan kimseleri de çok iyi bilendir, doğru yolda olan kimseleri de çok iyi bilendir. *
İ. Aktaş 53:30