1
Tûr’a (Musa’nın vahiy aldığı kutsal Sina dağına),
2
2, 3. Yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba (Kur’an’a), *
3
2, 3. Yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba (Kur’an’a), *
4
4, 5, 6,7, 8. Beyt-i Ma’mur”a (kâbe’ye), O (gözle görülmeyen) yükseltilmiş tavana (yerküreyi bir tavan gibi süpernova patlamalarından ortaya çıkan çok yüksek enerjili parçacıklardan, meteor taşlarından ve güneşten gelen bütün zararlı ışınlarından koruyan atmosfere) ve dopdolu olan (dalgalarla) kabaran okyanuslara kasem ederim ki, şüphesiz (ahirette inkârcı, zalim, azgın ve suçlulara) Rabbinin azabı elbet gerçekleşecektir. (O gün,) onu geri çevirecek hiçbir şey (bir güç) yoktur.
5
4, 5, 6,7, 8. Beyt-i Ma’mur”a (kâbe’ye), O (gözle görülmeyen) yükseltilmiş tavana (yerküreyi bir tavan gibi süpernova patlamalarından ortaya çıkan çok yüksek enerjili parçacıklardan, meteor taşlarından ve güneşten gelen bütün zararlı ışınlarından koruyan atmosfere) ve dopdolu olan (dalgalarla) kabaran okyanuslara kasem ederim ki, şüphesiz (ahirette inkârcı, zalim, azgın ve suçlulara) Rabbinin azabı elbet gerçekleşecektir. (O gün,) onu geri çevirecek hiçbir şey (bir güç) yoktur.
6
4, 5, 6,7, 8. Beyt-i Ma’mur”a (kâbe’ye), O (gözle görülmeyen) yükseltilmiş tavana (yerküreyi bir tavan gibi süpernova patlamalarından ortaya çıkan çok yüksek enerjili parçacıklardan, meteor taşlarından ve güneşten gelen bütün zararlı ışınlarından koruyan atmosfere) ve dopdolu olan (dalgalarla) kabaran okyanuslara kasem ederim ki, şüphesiz (ahirette inkârcı, zalim, azgın ve suçlulara) Rabbinin azabı elbet gerçekleşecektir. (O gün,) onu geri çevirecek hiçbir şey (bir güç) yoktur.
7
4, 5, 6,7, 8. Beyt-i Ma’mur”a (kâbe’ye), O (gözle görülmeyen) yükseltilmiş tavana (yerküreyi bir tavan gibi süpernova patlamalarından ortaya çıkan çok yüksek enerjili parçacıklardan, meteor taşlarından ve güneşten gelen bütün zararlı ışınlarından koruyan atmosfere) ve dopdolu olan (dalgalarla) kabaran okyanuslara kasem ederim ki, şüphesiz (ahirette inkârcı, zalim, azgın ve suçlulara) Rabbinin azabı elbet gerçekleşecektir. (O gün,) onu geri çevirecek hiçbir şey (bir güç) yoktur.
8
4, 5, 6,7, 8. Beyt-i Ma’mur”a (kâbe’ye), O (gözle görülmeyen) yükseltilmiş tavana (yerküreyi bir tavan gibi süpernova patlamalarından ortaya çıkan çok yüksek enerjili parçacıklardan, meteor taşlarından ve güneşten gelen bütün zararlı ışınlarından koruyan atmosfere) ve dopdolu olan (dalgalarla) kabaran okyanuslara kasem ederim ki, şüphesiz (ahirette inkârcı, zalim, azgın ve suçlulara) Rabbinin azabı elbet gerçekleşecektir. (O gün,) onu geri çevirecek hiçbir şey (bir güç) yoktur.
9
O günde ki, gök (cisimlerinin denge ve düzeni, onları yörüngelerinde tutan kütle çekim kanunu) büyük bir çöküşle çöker.
10
Ve (yine o günde ki) dağlar, yerlerinden oynayıp (her taraftan savrulup) yürür.
11
11,12. Artık (inanmayıp mesajlarımı) yalanlayanların vay hâline o gün! Onlar (bütün hayatları boyunca) tamamen boş şeylerle oyalanıp duranlardır.
12
11, 12. Artık (inanmayıp mesajlarımı) yalanlayanların vay hâline o gün! Onlar (bütün hayatları boyunca) tamamen boş şeylerle oyalanıp duranlardır.
13
13, 14. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” (denilir).
14
13, 14. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” (denilir).
15
15, 16. (O gün onlara söyleyin bakalım:) “Bu da mı büyü? Yoksa siz mi görmüyordunuz? “Girin oraya. İster dayanın ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun (hak ettiğinizin) karşılığı veriliyor.”
16
15, 16. (O gün onlara söyleyin bakalım:) “Bu da mı büyü? Yoksa siz mi görmüyordunuz? “Girin oraya. İster dayanın ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun (hak ettiğinizin) karşılığı veriliyor.”
17
17, 18. Şüphesiz (erkek olsun kadın olsun kötülüklerden) sakınanlar (o gün) Rablerinin kendilerine verdikleriyle sevinerek cennetlerde ve nimet içindedirler. Ve Rableri onları, cehennem azabından da korumuştur.
18
17, 18. Şüphesiz (erkek olsun kadın olsun kötülüklerden) sakınanlar (o gün) Rablerinin kendilerine verdikleriyle sevinerek cennetlerde ve nimet içindedirler. Ve Rableri onları, cehennem azabından da korumuştur.
19
19, 20. Onlara, (kötülüklerden sakınan erkek ve kadınlara dünyadayken) yapmakta olduklarınıza karşılık, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için!”(denir.) Ayrıca biz onları da (o cennete giren erkek ve kadınları da) huri i’yn (iri gözlü, güzel bakışlı hizmetçiler) ile bir araya getirmiş bulanacağız. *
20
19, 20. Onlara, (kötülüklerden sakınan erkek ve kadınlara dünyadayken) yapmakta olduklarınıza karşılık, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için!”(denir.) Ayrıca biz onları da (o cennete giren erkek ve kadınları da) huri i’yn (iri gözlü, güzel bakışlı hizmetçiler) ile bir araya getirmiş bulanacağız. *
21
(Erkek olsun kadın olsun dünyada) iman etmiş olanlar ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uymuş olanlar var ya, işte biz onların nesillerini (ahirette) kendilerine kavuştururuz. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kendi kazancına bağlıdır (ona göre muamele görecektir).
22
Biz onlara canlarının istediği meyve ve et çeşitlerinden bolca veririz.
23
Orada (her türlü meyve sularından) birbirlerine dolu dolu bardaklar sunarlar, orada (cennetlerde karşılıklı sohbetlerinde) ne boş sözler var ne de kendilerine günah (yasak olan bir şey) vardır. (*)
24
Kendilerine mahsus, sedefte saklanmış inci gibi gençler (hizmetlerine verilmiş garsonlar) etraflarında (emir almak için) dönüp dolaşırlar. *
25
Birbirlerine döner ve (dünyada iken olup bitenler, cennete kabul edilme sebepleri hakkında) karşılıklı sorular sorup, konuşmaya başlarlar.
26
26 , 27. ‘’Biz daha önce (dünyada) ailemiz içinde iken sonumuzdan endişe ederdik. Ama Allah bize lütfetti ve bizi, o kavuran ateşten korudu’’ derler.
27
26 , 27. ‘’Biz daha önce (dünyada) ailemiz içinde iken sonumuzdan endişe ederdik. Ama Allah bize lütfetti ve bizi, o kavuran ateşten korudu’’ derler.
28
“Gerçekten biz bundan önce (dünyada) O’na yalvarırdık (ibadet ederdik). Şüphesiz (çok) iyilik eden, merhamet eden O’dur’’ (derler.)
29
Öyleyse (ey Resulüm!) Sen (bütün insanlara) öğüt ver. Sen, Rabbinin nimeti sayesinde, inkârcıların dedikleri gibi ne bir kâhinsin ne de bir deli.
30
(Resulüm!) Yoksa onlar (inkârcılar senin için), “O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz”mu diyorlar?
Sonraki 19 ayet →