Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Maide 1 / 120
1
Ey iman etmiş olanlar! Akitlerinizi (sözleşmelerinizi) yerine getirin. (Hac ve umrede) İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız kaydıyla, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar, size helal kılındı. Şüphesiz Allah dilediği şekilde hüküm (karar) verir. *
İ. Aktaş 5:1
2
Ey iman etmiş olanlar! Allah’ın (koyduğu, dini) nişanelerine, kutsal (hac) ayına, (Allah adına hediye edilmiş) kurbanlıklara, (kurban olarak) gerdanlıklarla işaretlenmiş hayvanlara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram’a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda ise (isterseniz) avlanın. Ve sizi Mescid-i Haram’dan alıkoymuş olanlara karşı öfkeniz (kininiz), saldırganlık yapmanıza yol açmasın! İyilik etmek, fenâlıktan sakınmak hususunda da birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın. Ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah’ın (zalim, azgın ve saldırganlara karşı) cezası çok çetin olandır. *
İ. Aktaş 5:2
3
Ey inananlar!) Ölmüş hayvan (leş), kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile (tapınmak için) dikilmiş olan taşlar (putlar) adına boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız (maddi yönden sağlığınıza zararlı olduğundan veya putlar adına kesildiği için manevi yönden tevhit inancınıza ters düşüp şirki bulaştırdığından dolayı bu durumdaki bütün hayvan etleri) size haram kılınmıştır. Bütün bunlar fısk (doğru yoldan sapmak)tır. (İşte ey iman edenler!) Bugün (bu dönem) o inkâr etmiş olan (saldırgan)lar, sizin dininizden (onu yok etmekten tamamen) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, (sadece) bana karşı gelmekten korkun. İşte bugün (vahyin sona yaklaştığı bu dönemde kıyamete kadar hiçbir değişim ve düzeltmeye ihtiyaç bırakmayacak mükemmel bir inanç sistemi ortaya koyarak bütün çağlara, medeniyetlere, kültürlere ve toplumlara uyarlanabilecek temel prensipler belirleyerek) dininizi (Kur’an’la) kemale erdirdim (hüküm ve uygulama olarak hiçbir eksiği bırakmadım), size nimetimi tamamladım ve (bilin ki; özü bana teslimiyet ve temeli evrensel barış ve adalet olan) İslam’ı sizin için (yegâne hak) din (her yönüyle bir hayat tarzı) olarak (seçip) beğendim. Artık her kim (şiddetli açlık sebebiyle) zor durumda kalırsa, alışkanlık haline getirmeden açlık hâlinde, yasaklanmışlardan yiyebilir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, merhamet edendir.
İ. Aktaş 5:3
4
(Resulüm!) Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi temiz (ve sağlık açısından zararlı olmayan) şeyler size helal kılınmıştır. Allah’ın size öğrettiği gibi talim ve terbiye edip yetiştirdiğiniz (şahin kuşları ve tazı gibi) avcı hayvanlarının yakalayıverdiklerinden de -üzerine Allah’ın adını anarak- yiyin. Ve Allah’a karşı gelmekten (haddi aşmaktan) sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. *
İ. Aktaş 5:4
5
Bugün size temiz, iyi (ve sağlığa zararlı olmayan) şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin (Yahudi ve Hıristiyanların veya putlar adına kesmeyenlerin) yiyeceği (kestikleri hayvan etleri) de size helaldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helaldir. İnanan kadınlardan muhsan (iffetli ve akıllı) olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden muhsan (iffetli ve akıllı) kadınlar da, mehirlerini vermeniz şartı ile, namuslu olmak, fuhuş (vb. çirkin işleri) yapmamak ve gizli dost (sevgili) tutmamak üzere (nikâh akdiyle) size helaldir. Ve kim (Allah’a ve vahiyle gönderdiği Kur’an’a) inanmayı kabul etmezse onun (din, inanç ve ibadet namına yaptığı bütün) ameli (işleri) boşa gitmiştir. O, ahirette de ziyana uğrayan kimselerden olacaktır.*
İ. Aktaş 5:5
6
Ey iman etmiş olanlar! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı da mesh edin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Ama O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.*
İ. Aktaş 5:6
7
(Ey inanmış olanlar!) Allah’ın üzerinizde olan nimetini ve “işittik, itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü de hatırlayın. Ve Allah’a karşı gelmekten de sakının. Şüphesiz Allah, zihinlerden geçenleri (niyet ve düşünceleri hakkıyla) bilendir. (*)
İ. Aktaş 5:7
8
Ey inanmış olanlar, Allah için daima doğru hükmedin, (her konuda) adalete tam uygun tanıklıkta bulunun ve (size düşman olan, size saldıran, sizin gibi inanmayan ve düşünmeyen) bir kavme olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalette bulunun ki bu, takvaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten (zulüm, haksızlık ve kötü işlerden) sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı (hakkıyla) bilmektedir. *
İ. Aktaş 5:8
9
Allah, iman etmiş ve salih (doğru ve yararlı) işler yapmış olanlara (erdemli olanlara) vaadetmiştir; onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül (cennet) vardır.
İ. Aktaş 5:9
10
Ve (kendisine hakkıyla mesajlarımız tebliğ edildiği hâlde) inkâr edip ayetlerimizi yalanlamış olanlar var ya; işte onlar cehennem ehlidirler.
İ. Aktaş 5:10
11
Ey inanmış olanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın; vaktiyle (zalim, azgın ve inkârcı) bir topluluk size el uzatmaya (üzerinize saldırıp sizi öldürmeye ve esir almaya) teşebbüs etmişti de, Allah onların ellerini sizden alıkoymuştu. Öyleyse (Allah’ın desteğini almaya devam etmek istiyorsanız) Allah’a karşı gelmekten (şirkten ve kötü işlerden) sakının. Ve inananlar yalnız Allah’a (güvenip) tevekkül etsinler. *
İ. Aktaş 5:11
12
Ve muhakkak ki (bir zamanlar zatım olan) Allah İsrailoğullarından kesin söz almıştı. İçlerinden on iki de temsilci göndermiştik. Ve (zatım olan) Allah onlara şöyle demişti: “Ben sizlerle beraberim. Eğer (maddi ve manevi bir arınma vesilesi olan) namazı dosdoğru kılar, (yoksul, fakir, muhtaç ve işsizlere mali bir yardım olan) zekâtı verir, (insanlığın huzur ve mutluluğu için mesajlarımı tebliğ eden) elçilerime iman eder, onları desteklerseniz ve (zatım olan) Allah’a güzel bir ödünç verirseniz (Allah rızası için yoksul, muhtaç, yetim ve işsizlere harcama yapar ve işsizlere iş sahası açar ve yardım ederseniz) kesinlikle günahlarınızı silerim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden her kim nankörlük edip (gerçekleri) inkâr ederse, doğru yoldan kesinlikle sapmış olacaktır. *
İ. Aktaş 5:12
13
Sonra da (sürekli) sözlerini bozdukları için onları (rahmetten) dışlamış olduk ve (cezayı hak ettikleri için) gönüllerini de katı (huzursuz, stresli, bunalımlı) kıldık. (Öyle ki şimdi) onlar (vahyedilmiş) sözeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar ve kendilerine hatırlatılan (öğretilen) hakikatlerden bir kısmını da unutmuş durumdalar. (Ey Resulüm!) İçlerinden pek azı hariç onların, birçoğunun hainliğini (sözleşmelere uymadığını) görüyorsun. (Buna rağmen) yine de sen onları affet ve aldırış etme! Şüphesiz Allah iyilik yapanları sever.*
İ. Aktaş 5:13
14
“Biz hıristiyanız” diyenlerden de (İsrailoğullarından aldığımız gibi) sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını (terk edip adeta) unuttular. Bu sebeple, biz de aralarında (kendilerinden kaynaklanan ve) kıyamette kadar sürebilecek olan düşmanlık ve kini salmış olduk (yani kendilerinden istenen şeylerden önemli bir kısmını terk edip unuttukları ve farklı mezhep ve ekollere ayrıldıkları sebebiyle onları kendi aralarında oluşan bir kin ve düşmanlıkları ile başbaşa bıraktık) Ve ileride (kıyamette) Allah, onlara (dünyadayken) ne yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. *
İ. Aktaş 5:14
15
Ey kitap ehli! Şüphesiz (hem bütün insanlığa hem de) size (son) elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O (kendisine indirmekte olduğumuz Kur’an’daki mesajlarla) kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçok bölümü sizlere bildiriyor ve bir çoğuna da değinmiyor. Şu da bir gerçek ki size (zatım olan) Allah’tan bir nur ve (size gerekli olan tüm mesajlarımızı) açıklayan bir kitap (Kur’an) gelmiştir. *
İ. Aktaş 5:15
16
Allah, kendi rızasına uyanları, onunla (insanlara gerekli bütün mesajlarını açıklayan o Kur’an’la) esenlik (huzur ve barış) yollarına götürür ve kendi iradesiyle onları (insanları) karanlıklardan (dalalet ve cehaletten) aydınlığa çıkarır ve onları doğru yola sevk eder.*
İ. Aktaş 5:16
17
Muhakkak ki Allah, Meryem oğlu Mesih’tir,’diyenler elbette inkâr etmişlerdir! De ki: Allah Meryem oğlu Mesih’i, annesini ve hatta yeryüzünde bulunanların tümünü helâk etmek isterse, kim buna engel olabilir? (Hâlbuki) göklerin, yerkürenin ve arasındakilerin (evrenin) egemenliği (yalnız) Allah’a aittir. O dilediğini yaratır ve Allah dilediğini yapmaya da kadirdir!"
İ. Aktaş 5:17
18
Yahudiler ve hristiyanlar "Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin (hem ahirette hem de dünyada) azap ediyor (size de diğer suçlu toplumlar gibi dünyada da maddi sıkıntılar veriyor)? Doğrusu siz de onun yarattığından birer beşersiniz, o (Allah), dileyeni (iman ve hidayeti tercih edip affedilmenin gereğini yapanı) bağışlar, dileyene (azabı gerektiren inkâr ve sapıklığı tercih edene) de azap eder. Göklerin, yerkürenin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. (Sonunda) dönüş de ancak O’nadır. *
İ. Aktaş 5:18
19
Ey kitap ehli! (Yarın mahşer gününde hesaba çekilirken:) Elçilerin arası kesildiği bir sırada, “Bize ne müjdeleyici bir elçi geldi ne de bir uyarıcı’’ demeyesiniz diye, işte gerçekten size (hakikati) açıklayan elçimiz. (Muhammed) gelmiş bulunuyor. (Evet,) Şüphesiz size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Ve (bilin ki) Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.*
İ. Aktaş 5:19
20
Ve bir zaman Musa, halkına şöyle demişti: “Ey halkım! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: ki O, içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi (Firavun’un zulmünden kurtarıp Mısır’da) idareciler yapmıştır. Ayrıca (çağdaşlarınız arasında) âlemlerden hiç kimseye vermediğini size vermiştir.*
İ. Aktaş 5:20
21
“Ey halkım! Allah’ın size yazdığı (girmenizi emrettiği) mukaddes toprağa giriniz ve geri dönmeyiniz, yoksa kaybederek dönmüş olursunuz.” *
İ. Aktaş 5:21
22
Dediler ki: Ey Musa, orada (o topraklarda güçlü ve) zorba bir kavim vardır (onlarla mücadele etmemiz imkânsızdır), onlar oradan çıkmadıkları sürece biz oraya kesinlikle girmeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, (o zaman) biz de muhakkak gireriz.
İ. Aktaş 5:22
23
(O zorba toplumdan) korkanlar arasından Allah’ın kendilerine (sağlam bir iman, cesaret ve irfan) nimetini verdiği iki adam (çıkıp) dediler ki: (Korkaklığa yönelmeyiniz, gevşeklik göstermeyiniz. Kutsal vatanınızı işgal eden zalim ve zorba topluluktan kurtarmak için) onların üzerine (azim ve cesaretle) kapıdan (cepheden ansızın) girin; böyle (hep birlikte aynı gayret ve hareketle) girdiğiniz zaman şüphesiz siz galip geleceksiniz. Eğer inanmış kimseler iseniz yalnız Allah’a güvenip dayanın.*
İ. Aktaş 5:23
24
Yine (alaylı bir şekilde) dediler ki:" Ya Musa! Onlar (o zorbalar) orada olduğu sürece biz asla giremeyiz. Haydi sen ve Rabbin gidin savaşın (onları oradan çıkarın), biz işte burada oturucularız.*
İ. Aktaş 5:24
25
O da (Musa) bunun üzerine: ‘’ Rabbim (görüyor ve biliyorsun ki), ben ancak kendime ve kardeşime (Harun’a) söz geçirebiliyorum. Artık bizimle o doğru yoldan çıkmış topluluğun arasını ayır.’’dedi.
İ. Aktaş 5:25
26
(Rabbi),"Öyleyse orası (arz-ı mukaddes) onlara kırk yıl yasaklanmıştır; (bu süre içinde) yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Artık sen, yoldan çıkmış toplum için üzülme" dedi.*
İ. Aktaş 5:26
27
(Ey Resulüm!) Onlara (insanlara) iki âdemoğlunun (insanoğlunun) haberini hakkıyla oku (anlat). Nitekim her ikisi de birer kurban sundukları zaman onlardan (iyi niyetli olup ihlaslı olan ve iyi bir kurban veren) birininki kabul edilmiş, (kötü niyetli olup hain olan ve kötü bir kurban veren) diğerininki ise kabul edilmemişti. (Verdiği kurbanı kabul edilmeyen, kurbanı kabul edilene öfkelenerek):"Seni kesinlikle öldüreceğim" demişti. (O da): ‘’Allah ancak (iyi niyetli ve ihlaslı olup kötülüklerden) sakınanlardan kabul buyurur‘’ demişti.*
İ. Aktaş 5:27
28
Eğer beni öldürmek için elini bana uzatacak olursan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Şüphesiz ben âlemlerin Rabbi olan Allah’dan korkarım."*
İ. Aktaş 5:28
29
“(Beni öldürürsen) dilerim ki, sen hem benim günahımı hem de kendi günahını (birlikte) yüklenip ateşe atılacaklardan olasın. Zalimlerin cezası işte budur” (dedi).
İ. Aktaş 5:29
30
Derken nefsi (gözünü kör eden kıskançlık, ihtirâs ve bencillik duyguları) onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece (dünya ve âhirette en büyük) zarara uğrayanlardan oldu.*
İ. Aktaş 5:30