Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Fetih 1 / 29
1
(Resulüm!) Gerçekten Biz, sana (Hudeybiye Barış Antlaşması ile) apaçık bir fetih yolunu (zafer, başarı ve gönülleri fethetme yolunu) açtık *
İ. Aktaş 48:1
2
2 , 3. (Bu,) senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını Allah’ın bağışladığı, üzerindeki nimetini tamamladığı, seni (böylece) dosdoğru bir yola ilettiği ve yine Allah’ın sana onur ve zafer dolu bir yardımla destek verdiği içindir. *
İ. Aktaş 48:2
3
2 , 3. (Bu,) senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını Allah’ın bağışladığı, üzerindeki nimetini tamamladığı, seni (böylece) dosdoğru bir yola ilettiği ve yine Allah’ın sana onur ve zafer dolu bir yardımla destek verdiği içindir. *
İ. Aktaş 48:3
4
O (Allah) ki, imanları (yakînen) daha da artsın diye mü’minlerin gönüllerine sekine (iç huzur ve güven kaynağı olan rahmetini) indirdi. Göklerin ve yerin orduları da (hükümranlığı, güçleri) Allah’a aittir; Allah, (her şeyi hakkıyla) bilendir, (her konuda) doğru hüküm verendir.
İ. Aktaş 48:4
5
(Bütün bu lütuflar) mü’min erkeklerle mü’min kadınları, içinde (sürekli) kalacakları, altlarından (zeminlerinden) ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında (sizin için) büyük bir başarıdır.
İ. Aktaş 48:5
6
(Yine bu,) Allah hakkında yanlış düşünceler besleyen münafık erkek ve münafık kadınları, müşrik erkek ve müşrik kadınları cezalandırması içindir. (İnananlar için) bekledikleri kötülük çemberi, başlarınadır! Ve (bu yüzden) Allah da onlara azap etmeyi dilemiş, onları dışlamış ve (ahiret günü) cehennemi kendilerine hazırlamış (olacak)tır. Orası ne kötü bir yerdir! *
İ. Aktaş 48:6
7
Göklerin ve yerin orduları (güçleri, hükümranlığı) da Allah’ındır. Allah, mutlak galip olandır, doğru hüküm verendir.
İ. Aktaş 48:7
8
(Ey Resulüm!) Şüphesiz biz seni (bütün insanlara) bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
İ. Aktaş 48:8
9
Ki (ey insanlar, zatım olan) Allah’a ve onun (görevlendirdiği) elçisine iman edesiniz, ona (Allah’a gereken) saygıyı gösteresiniz, O’nu yüceltesiniz ve sabah akşam onu tesbih (tenzih) edesiniz.*
İ. Aktaş 48:9
10
(Ey Resulüm!) Şüphe yok ki, sana bağlılıklarını bildirenler aslında Allah’a bağlılıklarını bildirmektedirler. Allah’ın kudreti (gücü, yardımı), onların gücünün üzerindedir. Kim verdiği sözden dönerse kendi aleyhine dönmüş olur. Kim de Allah’a söz verdiği şeyi yerine getirirse Allah da ona (ahirette) büyük bir ödül verecektir. *
İ. Aktaş 48:10
11
Bedevilerden geri kalıp seninle (umre yolculuğuna) çıkmayanlar (mazeret beyanında bulunacak ve) sana, ”Mallarımız ve ailelerimiz bizi (seninle Hudeybiye seferine çıkmaktan) oyaladı. Sen bizim için Allah’tan bağışlanmamızı iste (bizim için şefaatte bulun)” diyecekler. Böylece onlar kalblerinde (gönüllerinde) olmayanları, dilleriyle sahte olarak söylerler. De ki: “Allah size bir zarar vermek veya yarar sağlamak istese, kim Allah’ın istediği bir şeyi geri çevirebilir? Bilakis, Allah sizin yaptıklarınızı (niçin sefere katılmadığınızı) da en iyi bilendir. *
İ. Aktaş 48:11
12
Aslında siz elçinin ve mü’minlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin akıllarınıza (gönüllerinize süslenip) güzel göründü de kötü zanda bulundunuz (ortalık bulandıran, fesada sebep olan düşünce ve inançlar taşıdınız) ve (bu yüzden) helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
İ. Aktaş 48:12
13
Ve her kim (hakkıyla tebliğ almış olduğu hâlde) Allah’a ve Resulüne inanmazsa, (bilsin ki) muhakkak biz, (gerçekleri reddedip) inkâr edenler için (ahiret günü) çılgınca yanan bir ateş hazırlamış (olacağı)ız.
İ. Aktaş 48:13
14
Göklerin ve yerkürenin (tüm evrenin) hükümranlığı Allah’a aittir. O, (sizden) dileyeni (iman ve hidayeti tercih edip iyi işler yapanı) bağışlar, dileyene de (inkâr ve sapıklığı tercih edip kötü işler yapana da) ceza verir. Ve Allah, (çok) bağışlayandır, merhamet edendir.*
İ. Aktaş 48:14
15
Siz (güvenliğinizi tehdit eden ve size karşı birleşik ihanet şebekesinin komuta merkezi konumuna gelen Hayber’deki) ganimetleri almaya gittiğinizde seferden (umre seferinden) geri kalanlar; (sırf ganimet için) bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah, (hakkınızda) daha önce böyle buyurmuştur! ”Bunun üzerine, aslında bizi çekemiyorsunuz!” diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.*
İ. Aktaş 48:15
16
(Resulüm, Umre seferine çıkmamış olan) Bedevilerden geri bırakılanlara de ki: “Siz, mutlaka ileride güçlü kuvvetli saldırgan bir topluluğa karşı (savunma amaçlı savaşmaya) çağrılacaksınız. Onlarla (o saldırgan toplulukla) karşılıklı savaşacaksınız veya onlar (size saldırmaktan vazgeçip barış yapmak üzere) teslimiyet gösterirler (barış yaparlar). Eğer (bu konuda) itaat ederseniz, Allah size güzel bir karşılık verecektir. Ve eğer evvelce (Hudeybiye seferine katılmaktan) yüz çevirmiş olduğunuz gibi yine de yüz çevirirseniz sizi acı bir azapla (sıkıntı vermekle) cezalandırır.” *
İ. Aktaş 48:16
17
Gözleri görmeyene, sakat olana veya hasta olana, (hiçbir zaman savunma amaçlı) savaşa katılmamakta bir vebal yoktur. Ve her kim Allah’a ve (vahiy yoluyla Allah’tan alıp, tebliğ ettiği Allah’ın mesajları hususunda) elçisine itaat ederse (tebliğ ettiği vahye uyarsa), Allah onu altlarından (zeminlerinden) ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Her kim de yüz çevirirse, onu da acıklı bir ceza ile cezalandıracaktır.
İ. Aktaş 48:17
18
Muhakkak ki o ağacın altında sana biat ettikleri zaman Allah, inananlardan (yaptıkları bu işten dolayı) hoşnut oldu. Onların gönüllerinde olanı (samimi duyguları ve kapıldıkları korku ve endişeleri) biliyordu. Onların üzerlerine huzur ve dinginlik indirdi ve kendilerini yakın bir fetihle ödüllendirdi. *
İ. Aktaş 48:18
19
Ve (ondan sonra) elde edecekleri birçok kazançlarla da (onları ödüllendirecektir): Ve Allah (çok) güçlü olandır, doğru hüküm verendir.
İ. Aktaş 48:19
20
(Ey mü’minler!) Allah size, elde edeceğiniz birçok (maddi ve manevi) kazançları vaad etmiştir. Bir kısmını sizin için çabuklaştırmıştır. İnsanların ellerini de üzerinizden çekmiştir. Ve (böyle yaptı ki,) bunlar mü’minler için (Allah’ın yardım edeceğine dair) bir delil olsun ve (ey mü’minler,) sizi dosdoğru bir yola da iletsin.*
İ. Aktaş 48:20
21
Ve Allah size henüz güç yetiremediğiniz ama kendisinin (ilim ve kudretiyle) kuşattığı başka kazançlar da vaad etmiştir. Allah her şeye (hakkıyla) gücü yetendir. *
İ. Aktaş 48:21
22
Ve eğer o inkâr etmiş olanlar (Hudeybiye’de anlaşmaya yanaşmayıp) sizinle savaşacak (size saldıracak) olsalardı, hiç şüphesiz arkalarını dönüp kaçarlardı ve sonra da kendilerine kucak açan ne bir veli (sahip, koruyucu) ne de yardım edecek bir kuvvet bulabilirlerdi. *
İ. Aktaş 48:22
23
(Zalim, azgın ve saldırgan inkârcıların bu şekildeki akıbetleri,) daha evvelki toplumlarda geçerli olan Allah’ın yasasıdır (onlar yenilgiye mahkûmdur). Allah’ın sünneti (yasası) için (hiçbir yerde) hiçbir zaman değişme göremezsin. *
İ. Aktaş 48:23
24
Ve o (Allah) ki, Mekke’nin göbeğinde, sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekmiş olandır. Ve Allah, yaptıklarınızı (hakkıyla) görmektedir. *
İ. Aktaş 48:24
25
Onlar ki inkâr edip, sizi Mescidi Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanları yerlerine ulaşmaktan (inancınızın gereğini yerine getirmekten sizi) alıkoymuş olanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle inanmış kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı, (Allah Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah (kendi yasalarına uymak) isteyenleri (merhametini gerektiren işleri yapanları) rahmetine sokması için böyle yapmıştır. Eğer inananlarla inkârcılar birbirinden (Mekke’den tamamen) ayrılmış olsalardı, inkâr etmiş olanları elem verici bir azaba uğratırdık.*
İ. Aktaş 48:25
26
İnkâr etmiş olanların, gönüllerine (enaniyet, kabilecilik ve düşmanlıktan kaynaklanan) fanatizmi, Cahiliye fanatizmini yerleştirdikleri o demde Allah, Resulünün üzerine ve mü’minlerin de üzerine sekinesini (iç huzuru ve güven kaynağı olan rahmetini) indirdi ve onların takva (ihlas, samimiyet, kötü işlerden ve saldırganlıktan sakınma) sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar, esasen buna bütünüyle ve (başka herkesten) daha lâyık ve ehil idiler. Allah ise, her şeyi (hakkıyla) bilendir. *
İ. Aktaş 48:26
27
Muhakkak ki Allah, Resulü’nün (Hudeybiye seferi öncesi, ashabıyla birlikte Beytullah’ı ziyaret ettiklerini müjdeleyen) rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, emniyet ve güven içinde, korkmadan, (kiminiz) başlarınızı tıraş etmiş ve (kiminiz) kısaltmış olarak Mescid-i Haram’a (Kâbe’ye) mutlaka gireceksiniz. Zaten O, sizin bilmediğiniz şeyleri bilmektedir ve böylece (Kâbe ziyaretinden) önce daha yakın bir fetih (büyük bir zafer olan Hudeybiye barış antlaşmasını ve Hayber’in fethini) nasip etti. *
İ. Aktaş 48:27
28
O (zatım olan Allah) elçisini doğru yol rehberliği ve hak din ile göndermiştir ki, onu (o hak dini aklî ve mantıkî delillerle) bütün dinlerin üzerine çıkarsın: Ve (buna) şahit (hüküm verici ve gözetleyici) olarak Allah yeter. *
İ. Aktaş 48:28
29
Muhammed Allah’ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da (o saldırgan) inkârcılara karşı (hem) güçlü (kararlı, cesur ve onurlu)dur, (hem de gerek) kendi aralarında (gerekse saldırgan olmayanlara karşı da) çok şefkatlidirler. Onları rüküa varırken, secde ederken görürsün. Allah’tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat’taki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Böylece onlar (inananlar) çoğalıp kuvvetlendikçe (saldırgan) inkârcıların öfkeleri de artar. Allah onlardan inanıp (ve insanlara güven verip) iyi işler yapmış (ve yapmakta) olanlara mağfiret ve büyük mükâfat vadetmiştir. *
İ. Aktaş 48:29
Fetih suresi tamamlandı