1
O saflar hâlinde (havada yayılıp) dizilenlere (bulutlara).*
2
Ve (o bulutları) sürüp (havada) sevkedenlere (rüzgârlara).
3
3 , 4. Ve (Allah’ın yaradılışlarına koyduğu yasalara bağlılık içinde varlık amaçlarına uygun bir hâl içinde bulunmaları neticesinde adeta hâl diliyle) zikri (Allah’ın yüceliğini) okuyanlara yemin ederim ki, hiç şüphesiz sizin ilahınız tektir. (*)
4
3 , 4. Ve (Allah’ın yaradılışlarına koyduğu yasalara bağlılık içinde varlık amaçlarına uygun bir hâl içinde bulunmaları neticesinde adeta hâl diliyle) zikri (Allah’ın yüceliğini) okuyanlara yemin ederim ki, hiç şüphesiz sizin ilahınız tektir. (*)
5
O (tek olan ilahınız) göklerin, yerkürenin ve ikisi arasında bulunanların (tüm evrenin) Rabbidir, Doğuların (bütün yönlerin ve kıtaların) da Rabbidir. (Kâinatın tek sahibidir.) (*)
6
Şüphesiz biz dünya semasını (dünya ve güneş sisteminin de içinde bulunduğu uzay mekânı ışık yansıtan) kevakip (gezegenler, bunların uyduları, kuyruklu yıldızlar, asteroit kuşağı, Kuiper kuşağı, Oort bulutu ve milyarlarca küçük gök cisimleri) ile donattık. *
7
Ve orayı, (gelecekten haber verdiklerini iddia eden astrologların, medyumların, falcıların, kâhinlerin haber kaynağı olan) her türlü azgın ve isyankâr şeytandan koruduk.*
8
8 , 9. Onlar (o şeytanlar gelecekten haber veremez, gaybla ilgili bilgiler çalmak üzere semaya yükselip) seçkin (melekler) topluluğu (nun kendi aralarındaki konuşmaları) dinleyemezler; (buna teşebbüs ettikleri takdirde,) her yandan sürülüp kovulurlar! Ve onlara (ahirette de) ayrı bir azap vardır.
9
8 , 9. Onlar (o şeytanlar gelecekten haber veremez, gaybla ilgili bilgiler çalmak üzere semaya yükselip) seçkin (melekler) topluluğu (nun kendi aralarındaki konuşmaları) dinleyemezler; (buna teşebbüs ettikleri takdirde,) her yandan sürülüp kovulurlar! Ve onlara (ahirette de) ayrı bir azap vardır.
10
Ancak (daha önce) içlerinden her kim bir söz kırıntısı kapmaya kalkışmışsa, derhal (yakıcı ve) delici (gözle görülmeyen manevi) bir ışın onun peşine düşüp kovalamıştır. (*)
11
(Resulüm!) Onlara bir sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur yoksa bizim (diğer) yarattıklarımız (olan gök cisimleri, sistemler ve düzenler)mi? Şüphesiz biz onları (bütün insanları) özlü bir balçıktan (toprağın bileşiminde bulunan muhtelif organik ve inorganik unsurlardan) yarattık. (*)
12
Doğrusu, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkârına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.
13
Ve (Kur’an ile) uyarıldıklarında, düşünüp öğüt almazlar.
14
Bir ayet (hakikati gözler önüne seren bir delil, bir kanıt) gördüklerinde de (onu) alay konusu edinip eğleniyorlar.
15
Ve derler ki: “Bu açık (etkileyici) bir sihirden başkası değildir.
16
Biz ölüp toprak ve çürümüş kemik yığınına dönüştükten sonra yeniden mi diriltileceğiz?
17
"Veya (asırlar) önceki atalarımız da mı (tekrar diriltilip hesaba çekilecekmiş?’’ diye dalga geçiyorlar).
18
(Resulüm!) De ki: “Evet (diriltileceksiniz), üstelik boyun bükmüş, aciz ve çaresiz bir vaziyette.
19
O (dirilme sahnesi) ancak bir tek komuttan ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş şaşkın şaşkın) bakıp duruyorlar.
20
Ve (o zaman:) “Eyvah bizlere! İşte bu (bütün yaptıklarımızdan sorguya çekileceğimiz) hesap günüdür!” derler.
21
(Onlara:) ‘’İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyiyi kötüden, suçzusu suçludan) ayırma günüdür” (denir.)
22
22 , 23. (Görevli meleklere de şöyle emredilecek:) ‘’O zulmetmiş olanları ve onlara (zulüm ve kötülükte) eşlik edenleri (azgınlık, zulüm ve kötülükte onlar gibi olanları) ve Allah’ın yanı sıra (yalvarıp) tapmakta oldukları şeyleri toplayın; artık onları cehennem yoluna iletin! (*)
23
22 , 23. (Görevli meleklere de şöyle emredilecek:) ‘’O zulmetmiş olanları ve onlara (zulüm ve kötülükte) eşlik edenleri (azgınlık, zulüm ve kötülükte onlar gibi olanları) ve Allah’ın yanı sıra (yalvarıp) tapmakta oldukları şeyleri toplayın; artık onları cehennem yoluna iletin! (*)
24
Ve onları orada tutun (durdurun), Şüphesiz (dünyada iken) yaptıklarından sorguya çekilecekler.”
25
(Ardından inkârcı ve zalimler güruhuna:) "Ne oldu size, (niye sessiz ve çaresiz bekleşiyorsunuz da) birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz?"(denilir.)
26
Doğrusu onlar bugün (mecburen çaresiz bir hâlde Allah’ın hükmüne) boyun eğip teslim olmuşlardır!
27
Ve (o zaman) onlardan kimi kimine yönelip birbirini sorumlu tutmaya (ve kınamaya) kalkışırlar.
28
Onlar (uyanlar, uydukları kimselere:) Siz, bize güç ve kuvvetle gelirdiniz (güç kullanarak bizi de kendiniz gibi olmaya zorluyordunuz) derler.
29
29 , 30. (Diğerleri de onlara) “Aksine, siz zaten inanan kimseler değildiniz. Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktu. Fakat siz de (bize uymuş olmanız sebebiyle) azgın bir toplum olmuştunuz.” derler.
30
29 , 30. (Diğerleri de onlara) “Aksine, siz zaten inanan kimseler değildiniz. Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktu. Fakat siz de (bize uymuş olmanız sebebiyle) azgın bir toplum olmuştunuz.” derler.
Sonraki 30 ayet →